Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

12'den 12'ye Düşünce ve İfade Özgürlüğü



Toplam oy: 819

Dün gerçekleşen 12'den 12'ye Düşünce ve İfade Özgürlüğü Sempozyumu'nda yazar, çevirmen, eleştirmen ve yayıncılar bir bildiri yayınlayarak, yazar, gazeteci ve akademisyenlerin tutuksuz ve adil yargılanmaları gerektiğini belirttiler.

 

12'den 12'ye Düşünce ve İfade Özgürlüğü sempozyumu yazar, şair, avukat ve gazetecilerin katılımı ile gerçekleşti.

Söze afişte ve yanlarında bulunan boş sandalyenin hapishanedeki arkadaşlarını simgelediğini söyleyerek başlanan sempozyum, PEN Uluslararası Başkanı John Ralston Saul'dan gelen mesajın okunması ile  devam etti. Mesajında "milliyetçilik ve din istismarının veya terör korkusunun ardına saklanabileceklerini sanan" iktidar sahiplerinin yanıldıklarını dile getiren Saul'dan sonra söz, Uluslararası Yayıncılar Birliği adına Norveç'ten gelen William Nygaard'a devredildi. Nygaard, konuşmasında Zarakolu'nun durumu, neden hapiste olduğu, Türkiye'de yayın ve yayınlama özgürlüğüne değindi.

 

 




 

 

Konuşmacılar tarafından, Ahmet Şık ve Nedim Şener'in özgürlüğüne sevinilmemesi aksine utanılması gerektiği çünkü hayatlarından bir sene çalındığı vurgulandı.


Sempozyum, Büşra Ersanlı, Ragıp Zarakolu, Muharrem Erbey, Soner Yalçın, Mahmut Alınak'ın da aralarında bulunduğu hapishanedeki yazar ve gazetecilerin mesajlarının iletilmesi ile devam etti.


Sempozyumun ilk oturumunda söz alan avukatlar Fikret İlkiz, Sabri Kuşkonmaz ve Turgut Kazan, hukuki açıdan düşünce ve ifade özgürlüğünü ele aldı.

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbesinden bugüne kadar ifade özgürlüğü ile ilgili açılan absürd davalara dikkat çeken avukat Fikret İlkiz'den sonra Avukat Turgut Kazan, ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasa ve özel yetkili ağır mahkeme (ÖYM) sistemini ele aldı.

 

 

"İlk kitap basıldığında ilk yasak da ortaya çıktı"

 

 

 

Sempozyumun son oturumunda söz alan Metis Yayınevi'nden Müge Gürsoy Sökmen, 12 Eylül döneminden sonra yayıncılığa başladığını, silah ve kitabın yanyana gösterilerek halkın korkutulduğu bir dönemde kitap kampanyaları yürütürek kitabı geri getirmeye çalıştıklarını söyledi.

Henry Miller'ın sakıncalı bulunan Oğlak Dönencesi adlı kitabını 30 yayınevi biraraya gelerek bastıklarını, ancak şimdi İmamın Ordusu kitabını basarak aynısını yapamadıklarını çünkü "bu kitabı basmanın 'terör örgütüne yardım yataklık olacağı' söylendi" diyerek açıkladı:

"İnsan yaptığı şeyler için yargılanmaya hazır oluyor ama yapmadıkları için yargılanmak aynı ölçüde kolay değil. Bu durum darbeden 30 yıl sonra bir kez daha kitapların silah sayıldığı bir dehşet ortamına girdiğimizi hatırlattı bize."




Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ise, bütün hayatı boyunca haberleri ve kitaplarından dolayı kendisine açıln davaların meşgul etme ve yıldırma çabası olduğunu söyleyerek "Bunu bildiğimiz sürece direnmek daha kolay ve direnmeliyiz" dedi. Mavioğlu, "ilk kitap basıldığında ilk yasak da ortaya çıktı" diyerek Nazım Hikmet şiirlerinin yasak olduğunu dinleyerek büyüdüğünü, hayatı boyunca en az 3 ya da 4 kitaplığına el konulduğunu söyledi.




12'den 12'ye Düşünce ve İfade Özgürlüğü Sempozyumu'nun sonuç bildirgesi:

 

 

 

''Günümüzde Türkiye'nin getirildiği noktada demokrasinin varlığı tartışmalı hale gelmiştir. Eleştirel tavır alan yazar ve gazeteciler terör ile bağlantılı ilan edilip tutuklanmakta ya da işsiz bırakılmaktadır. Akademik özerklik yok edilmenin eşiğindedir. Başta yaşama hakkı olmak üzere, en temel insan hakları fütursuzca çiğnenmekte ya da görmezden gelinmektedir.

 

 

 

Biz aşağıda imzası olan yazar, çevirmen, eleştirmen ve yayıncı kuruluşları olarak, Türkiye'de birer yıldırma aracı haline getirilen tutuklamalara son verilmesini, tutuklu yazar ve gazetecilerin derhal tahliye edilmesini, 301 ile TMK (Terörle Mücadele Kanunu) gibi bütün anti-demokratik yasa ve uygulamaların kaldırılmasını, Türk Ceza Kanunu ile Basın Kanunu’nda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun düzenleme yapılarak yazar, gazeteci ve akademisyenlerin tutuksuz ve âdil yargılanmalarını talep ediyoruz.



İfade özgürlüğünün olmadığı bir ülkede düşünce özgürlüğü de yoktur.''



Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (BESAM), Çevirmenler Meslek Birliği (ÇEV-BİR), Edebiyat ve İlim Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (EDİSAM), Kürt Yazarlar Derneği (KYD), Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED), Dünya Yazarlar Birliği PEN Türkiye Merkezi, Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi (TEB), Türkiye Edebiyatçılar Derneği (TED), Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Çeviri Derneği, Düşünce Suçuna Karşı Girişim

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Kovid-19 nedeniyle 2020 yılındaki birçok fuar, festival, konferans ertelenmiş, iptal edilmiş ya da büyük salonlar yerine sanal ortamda düzenlenmişti. 2021'in ilk günlerinden itibaren açıklanan takvimlere göre yeni yıldaki etkinliklerin de büyük bölümü çevrimiçi gerçekleştirilecek.

 

Kazakistan kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in 2017 yılında başlattığı alfabe değişim hareketi devam ediyor. Kiril harflerinden Latin harflerine geçiş sürecinde önemli bir adım atıldı. Kazakistan Ulusal Alfabe Komisyonu, Latin alfabesine uyarlanan 31 harflik yeni Kazak alfabesini paylaştı.

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) tarafından ödüllendirilen "Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları" 2020 yılının son gününde açıklandı. 

 

221B, 29. sayısında, yeni bir kapak dosyası “Dedektifin Dünyası” ile çıktı. Her yıl, üç farklı ülkeden üç farklı kurgusal dedektifi kapağına taşıyacak dergi, bu dedektiflerin A’dan Z’ye tüm özelliklerini detaylarıyla inceleyecek. “Dedektifin Dünyası” kapak dosyası kapsamında ilk konukları Cormoran Strike, Sean Duffy ve Benjamin Malaussène...

Film sanatına ve kültür hayatına kısa filmler ile destek olan Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali bu yıl 11 Aralık’ta başlıyor. Türkçe’nin ve Türk Şiirinin kurucusu Yunus Emre anısına düzenlenecek festival, 11-12-13 Aralık 2020 tarihlerinde gerçekleşecek. 3.

Kulis

Her Şey Çölde Koşan Bir Atla Başladı

ŞahaneBirKitap

Mehmet Akif’in seciyesini en çok şu üç şey inşa etti der Mithat Cemal Kuntay: Kur’anlı ev, pehlivanlı mahalle, müspet ilimli mektep. Bu üç dayanağı anlamak, Türkiye’nin ve şiirin zeminine dair iyi bir fikir verecektir. Akif’te tarih kültürel bir miras değil. O bunu çok erken zamanda anlıyor ve Namık Kemal’in korktuğu varoluş krizinin ortasında kendisini buluyor.

Editörden

Doğu Batı sorunu yalnızca bizim edebiyatımıza özgü bir sorunlar yumağı değildir aslında, Rus edebiyatında da benzer bir tartışma söz konusudur. Bütün bir 19. yüzyıl romanı daha sonra şiddetlenecek bu tartışmanın ilk alevinin yakıldığı metinlerle doludur.