Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Harry Potter hayranlarından cinsiyet eşitliğine destek



Toplam oy: 316

Harry Potter hayranlarından oluşan aktivist grup Harry Potter Alliance ve eğitimde eşitlik sağlamak üzere çalışan She's The First adlı organizasyon cinsiyet eşitliğini savunan bir kampanya için bir araya geldi: A World Without Hermione.

 

A World Without Hermione başlıklı kampanya eğitimde cinsiyete dayalı fırsat eşitsizlikleri üzerine yoğunlaşıyor ve kız çocuklarının eğitim hakkına ulaşmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Kampanya bu doğrultuda Harry Potter'ın hikayesini Hermione olmadan yeniden düşünmemizi istiyor.

 

 

 

Hikayenin başta Hermione olmak üzere Profesör McGonagall, Tonks, Ginny ve Luna gibi kadın karakterler olmaksızın geliştiği bu alternatif versiyonunda Voldemort'un galip geleceği ve herkesin öleceği vurgusu yapılıyor ve hikayedeki kadın karakterlerin bilgileri ve becerileriyle hikayenin gidişatına verdikleri yönün altı çiziliyor.

 

Kampaya kapsamında hazırlanmış bir de Hogwarts mektubu bulunuyor. Bu mektupta "Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na kabul edildiğinizi bildirmekten mutluluk duyarız. Maalesef şu anda Hogwarts'a gelmenizi sağlayamıyoruz. Bu becerilerinizle alakalı bir durum değil ve yalnız olmadığınızı bilmenin sizi rahatlatacağını umuyoruz. Dünya genelinde binlerce kız çocuğu ayrımcılık, gelenekler, yoksulluk ya da şiddet gibi sebeplerden ya okula gidemiyor ya da okula devam edemiyor, " ifadelerine yer veriliyor.

 

 

 

Kampanyaya destek vermek isteyenlerin bu mektubu çevrelerine yaymaları ve eğitimdeki fırsat eşitsizlikleri konusunda farkındalık yaratmaları umuluyor. Kampanya hakkında sosyal medya üzerinden de #WithoutHermione etiketiyle yayınlar yapılıyor.

 

 


 

 

 

Kaynak: The HPA Alliance

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Cumhurbaşkanlığı tarafından Ara Güler Müzesi ile Arşiv ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle gerçekleştirilen “Ara Güler Fotoğraf Sergisi” Londra, Paris ve Kyoto’nun ardından dördüncü durağı New York’ta 23 Eylül’de açılıyor.

Türkiye karikatürünün belleğinin tutulduğu ve mizahı yediden yetmişe her yaş grubuyla buluşturduğu Karikatür Evi 28 Eylül – 3 Kasım tarihleri arasında sürecek “Çizgi Romanı Yaşatanlar” sergisi ve 29 Eylül’de gerçekleşecek “Koleksiyoner Buluşması” söyleşisine ev sahipliği yapıyor.

Amerikalı yazar Jack London’ın en önemli romanlarından Martin Eden sinemaya uyarlandı. Dünya edebiyatının belki deen etkileyici roman karakterlerinden biri olan Martin Eden, yönetmenliğini İtalyan Pietro Marcello’nun üstlendiği filmde hayat buluyor. Dünya prömiyerini 76. Venedik Film Festivali’nde yaptıktan sonra 44.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 18. kez düzenlenen Filmekimi bu yıl 4-13 Ekim tarihlerinde İstanbul’da 10 gün sürecek bir maratonla başlayarak, 11-15 Ekim’de Ankara’da, 18-22 Ekim’de ise İzmir’de sinemaseverlerle buluşacak. Biletler 28 Eylül’de satışa çıkıyor. Festivalin kampanya ve afişlerin temasını bu yıl “#spoileryeme” sloganı oluşturuyor.

The Guardian, 21. yüzyılın en iyi 100 filmini seçti. Listeninin 38. sırasında Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği “Bir Zamanlar Anadolu”da yer aldı. The Guardian editörleri “slow sinema başyapıtı” olarak değerlendirdiği filmi, “Film br cinayet zanlısıyla ceset arayan memurların hikâyelerini anlatıyor. Ancak buldukları şey varoluşsal sancılar oluyor” ifadeleriyle özetledi.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Yirminci yüzyıl ne çağıydı? Soğuk Savaş’ın mı çağıydı, aşırılıkların mı? Keşiflerin mi çağıydı; casusların, ajanların, bilmecelerin mi… 18. yüzyılın doğa bilimlerinin, 19. yüzyılın ise biyolojinin çağı olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Albert Camus, 20. yüzyılı korku çağı olarak nitelendiriyor. Doğrusu çok da haklı. Yirminci yüzyıldan miras kalan korkuyla her birimiz yüzleştik.