Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Kültürel hafızamız: Milli Kütüphane koleksiyonu



Toplam oy: 11

Taş plaklardan reklam, film, opera ve bale afişlerine, eski kartpostal ve takvimlerden yağlı boya tablolara, özel gün davetiyelerinden eski TRT yapımlarına kadar birçok materyalin yer aldığı Milli Kütüphane koleksiyonu, adeta milli arşiv olma özelliği taşıyor. Milli Kütüphane’nin korumasında yer alan kültürel öğeler arasında ilk renkli Türk filmi “Halıcı Kız”ın orijinal afişi, gölge oyunu sanatçısı Hayali Ali’nin 280’e yakın tasvirinden oluşan özel koleksiyonu, Pierre Loti’nin İstanbul’dan yazdığı mektuplar da bulunuyor. Türkiye’nin kültürel hafızası Milli Kütüphane, kütüphanecilik faaliyetlerinin yanında yaklaşık 147 bin materyalin bulunduğu geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Koleksiyonun en dikkat çekici öğeleri arasında 5 bini aşkın taş plak yer alıyor. En eskisi 1928 yılına ait olan ve İngilizce iki şarkı içeren taş plaklar arasında Zeki Müren, Safiye Ayla, Münir Nurettin Selçuk, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses gibi Türk musikisinin klasikleşmiş isimlerinin yanı sıra Nate King Cole ve Tony Martin’in plakları bulunuyor.  

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Daha çok İstanbul’u ve şehir insanını acısıyla-sevinciyle etkileyici bir biçimde kaleme alan Sait Faik Abasıyanık, beş hikâyesiyle izleyicilerle buluşuyor.

Geçtiğimiz eylül ayında İstiklal Caddesi’nde kapılarını açan Meşher’in Ukraynalı sanatçı Alexis Gritchenko’nun 1919-1921 yılları arasında yaşadığı İstanbul’u konu aldığı eserlerinden oluşan “Alexis Gritchenko - İstanbul Yıll

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.