Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Masumiyet Müzesi’ne 2010 AKB Desteği



Toplam oy: 633

Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi’nin kurulmasına destek veren İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti (AKB) Ajansı ile 21 Ağustos’ta protokol imzaladı. Pamuk, müze için kurduğu Masumiyet Vakfı adına imzaladığı protokolden sonra İstanbul AKB Ajansı yönetimi ve çalışanlarıyla sohbet etti. Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi adlı romanında anlatılan müze, geleneksel mimarisini hâlâ koruyan Çukurcuma Mahallesi’nde açılacak. Müze tamamlandığında, 1950’den 2000 yılına kadar İstanbul kültürünün, günlük hayat eşyaları, fotoğraflar ve filmler üzerinden şiirsel ve dokümanter bir temsili gerçekleştirilmiş olacak.

2010 Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekip Avdagiç ve Genel Sekreter Yılmaz Kurt’un ev sahipliği yaptığı sohbette İstanbul 2010 AKB ekibinin sorularını yanıtlayan Pamuk, İstanbul 2010 AKB Ajansı’nın desteği ile Masumiyet Müzesi sürecinin hızlanacağını söyledi. Pamuk, “Aslında ideali roman çıktığı gün müzeyi açmaktı. Ama olmadı. Sizin desteğinizle müzeyi daha çabuk bitirebileceğim.” dedi.
Masumiyet Müzesi’nin 11 yıldır devam eden bir süreç olduğunu belirten Pamuk, “Önce binayla başladı. Kızımı okula götürürken gördüğüm binayla birlikte, o binada yaşayan insanların hikayesini düşünmeye başladım. Bir mimar arkadaşım binayı müze haline getirmemi önerdi. Müze fikri 11 yılda adım adım böyle gelişti.” diye konuştu.

Pamuk, Masumiyet Müzesi romanını yazmadan önce 70’lerden 80 ortalarına kadar geçen döneme ait, roman kahramanlarının kullandığı eşyaları aldığını, bulamadığı eşyalarla ilgili bölümleri boş bırakıp yazmaya devam ettiğini, o bölümün eşyasını bulduğunda ise geri dönüp eksik bölümleri tamamladığını anlattı.
Müzede, Masumiyet Müzesi kitabındaki 83 bölümden 80’inde adı geçen veya romanı okunurken okuyucunun gözüne çarpmayan objelerin 80 ayrı birimde sergileneceğini belirten Pamuk, müzeyle ilgili soruları yanıtlarken şu bilgileri verdi: “70’lerden 80’lerin ortasına kadar geçen döneme ait epey fotoğraf, gazeteler, hayatımızda dikkat etmediğimiz birçok eşya olacak. Vita kutusu, gazoz kapağı, Fisun’un 4217 sigara izmariti…”

Füsun ile Kemal’in romanda durmadan bakıştıklarını hatırlatan Pamuk, buradan hareketle, Türk filmlerindeki bakışma sahnelerinden kolajlar yaptıklarını ve burada da Türkan Şoray’ın meşhur bakışlarından esinlendiklerini söyledi. Bu bakışın kökeninde ise geleneksel minyatür sanatımızdaki bakışın olduğunu ayrıca vurguladı.

Hâlâ müze için eşya toplamaya devam ettiğini anlatan Pamuk, “Örneğin, 1970’lerde kızların kullandığı tokaları arıyorum. Kimse bunları saklamamış… 70’lerin diş fırçasını arıyorum. Böyle şeyleri bulmakta zorlanıyorum. Çünkü bunlar atılmış…” dedi.

Çukurcuma’da dolaşırken bir eskicide bir kalıp sabun bulmasını da esprili bir dille anlatan Pamuk, 35 yıldır roman yazdığını, müzeyle birlikte ilk kez toplumsal bir iş yaptığını kaydederek bundan heyecan duyduğunu söyledi.

“Bu benim müzem değil. Yalnızca Masumiyet Müzesi” diyen Pamuk, burada diğer romanları veya kendisine ait bir obje olmayacağını özellikle vurguladı.
İstanbul 2010 AKB Ajansı, kentin 20. yüzyılın başından kalma geleneksel mimarisini korumaya devam eden sokakları olan Çukurcuma Mahallesi'nin Tophane'ye yakın kısımlarında açılacak "Masumiyet Müzesi" projesiyle, şehrin hala nispeten ücra bu bölgelerini hareketlendirmeyi, koruma bilincini bu mekanlarda canlandırmayı, modern kişisel müze fikrini şehrin en eski sokaklarına taşımayı amaçlıyor.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

The Guardian, 21. yüzyılın en iyi 100 filmini seçti. Listeninin 38. sırasında Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği “Bir Zamanlar Anadolu”da yer aldı. The Guardian editörleri “slow sinema başyapıtı” olarak değerlendirdiği filmi, “Film br cinayet zanlısıyla ceset arayan memurların hikâyelerini anlatıyor. Ancak buldukları şey varoluşsal sancılar oluyor” ifadeleriyle özetledi.

Yunus Emre Enstitüsü tarafından Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da gerçekleştirilen “Türk Film Haftası” başladı.

Bu yıl yedinci kez gerçekleştirilecek Diyarbakır 7. Kitap Fuarı, 28 Eylül - 6 Ekim tarihleri arasında TÜYAP Diyarbakır Fuar ve Kongre Merkezi’nde olacak. Bölgenin kültürel yaşamına önemli katkıları olan Diyarbakır Kitap Fuarı, yedinci yılında dokuz gün boyunca kitapseverleri ağırlayacaktır.

Trendeki Yabancı, her ay yayımlanan bir öykü dergisi olarak yayın hayatına başladı. Türkiye’nin ilk öykü app’i olan uygulama basılmıyor, gazetecide-kitapçıda bulunmuyor, doğrudan telefona geliyor. Uygulamayı indirip her sayıda yayımlanacak 20 öyküyü okuyabilir, beğendiğiniz kısımlarının altını çizip paylaşabilirsiniz. Dergiye abone olunduğunda her sayının içeriği çevrimdışı da okunabiliyor.

Türk edebiyatının yeni kuşak seslerinden üç kadın yazar 28 Eylül Cumartesi Minoa Kitabevi’nde okurlarıyla buluşuyor. Kanayak kitabının yazarı Gamze Arslan, Ay Eskir Gün Işırken’in yazarı Fadime Uslu ve Bilinmeyen Sular’ın yazarı Mevsim Yenice’nin katılacağı etkinlikte üç yazarla Melike Koçak moderatörlüğünde “Parçalanmalar” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirilecek. 

 

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Yirminci yüzyıl ne çağıydı? Soğuk Savaş’ın mı çağıydı, aşırılıkların mı? Keşiflerin mi çağıydı; casusların, ajanların, bilmecelerin mi… 18. yüzyılın doğa bilimlerinin, 19. yüzyılın ise biyolojinin çağı olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Albert Camus, 20. yüzyılı korku çağı olarak nitelendiriyor. Doğrusu çok da haklı. Yirminci yüzyıldan miras kalan korkuyla her birimiz yüzleştik.