Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Pierre Loti’nin eseri Yapı Kredi Araştırma Kütüphanesi’nde



Toplam oy: 15

Yapı Kredi Araştırma Kütüphanesi çok değerli bir eseri araştırmacıların kullanımına sundu. Yapı Kredi Araştırma Kütüphanesi Nadir Eserler Koleksiyonu bulunan Pierre Loti imzalı 1913 tarihli “La Turquie Agonisante” (Can Çekişen Türkiye) kitabı araştırmacıların ziyaretine açıldı.

 

 

Genel Koleksiyon, Yazma Eserler, Nadir Basma Eserler, Süreli Yayınlar ve Yapı Kredi Yayınları olmak üzere beş ana bölümden oluşan Yapı Kredi Araştırma Kütüphanesi tarih, sanat, edebiyat ve İstanbul kenti konularında uzmanlaşmış bir kütüphane. 80.000 cilde ulaşan kitap koleksiyonuna sahip olan kütüphanede araştırmacıların kullanımına açık, 1162 cilt içinde toplanmış 1635 adet yazma eser bulunuyor. Kütüphanede, çeşitli koleksiyonlardan derlenmiş 1165 civarında nadir kitap yer alıyor. 16.-20. yüzyıllara ait, çeşitli dillerde basılmış olan bu kitaplar arasında Strabon’un 1523 tarihli “Geographia”, Raif Efendi’nin 1803 tarihli “Cedid Atlas Tercümesi” ve Kâtip Çelebi’nin 1732 tarihli “Cihannüma” adlı eserinin yanında tüm dünyada önemi kabul edilmiş, kıymetli, nadir eser niteliğinde kitaplar yer alıyor.  “Yeditepe” dergisi ve Hüsamettin Bozok Arşivi, Melih Cevdet Anday Arşivi, Fuat Köprülü Arşivi, İsmail Hikmet Ertaylan Arşivi, Yahya Kemal Arşivi ve Orhan Burian Arşivi de çok yakında araştırmacıların hizmetine açılıyor. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Geçtiğimiz eylül ayında İstiklal Caddesi’nde kapılarını açan Meşher’in Ukraynalı sanatçı Alexis Gritchenko’nun 1919-1921 yılları arasında yaşadığı İstanbul’u konu aldığı eserlerinden oluşan “Alexis Gritchenko - İstanbul Yıll

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.