www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Fikri Sabit Arşivi

Fikri Sabit // En çok okunanlar



Osmanlı’da erotik edebiyat: Muzır neşriyattan korunmanın zararları

İslam, cinsiyet ve kültür üzerine bir denemenin sayfalarında geziniyorum birkaç gündür: “Bedeni, Toplumu, Kainatı Yazmak”. Dönüp dönüp çalışmanın adı üzerinde düşünürken buluyorum kendimi. Burada Batı kültürüyle İslam kültürü arasında çelişik gibi görünen son derece derin bir ayrım olduğunu biliyorum ve bu ayrımın kendini en çok dilde ve sanatta gösterdiğini...



En sevdiğiniz yazar, bir gün berbat bir kitap yazarsa...

Hiç unutmam yıllardan 1994. Günlerden, Orhan Pamuk'un Yeni Hayat'ının yayımlandığı ilk gün. Taksim'de iki kişiden birinin elinde Yeni Hayat var, diyorlar. Evet, mübalağa ediyorlar biraz ama kızılca kıyametin koptuğu doğru. Kopuyor çünkü Orhan Pamuk, edebiyat okurunun sularından çıkıp çoksatar yazar olma yoluna giriyor o gün iyiden iyiye.



Eleştirmen olmak mı dediniz!

Geçtiğimiz günlerde zaman bize nitelikli okurun kendi kendisinin eleştirmeni olması gerektiğini söylüyor demiştim.



Özhakiki çoksatma formülleri

Geçtiğimiz günlerde Gülenay Börekçi,  Egoist Okur adlı blogunda safiyane sormuş; çok satmanın bir formülü var mıdır acaba diye?

 

 



Beyindeki intihal hayaletleri

V.S. Ramachandran, Hintli bir nörolog. İçine doğduğu doğu felsefesi ve Hindu gelenekleri çerçevesinde ona “benlik” kavramının bir yanılsama, bir tür peçe olduğunu öğretilmiş. Aldığı Batı kaynaklı bilimsel eğitim, yaptığı çalışmalar ve türlü çeşit deneyler ise yıllar sonra ona beklenenin aksine bu “yanılsama”nın gerçekliğini işaret eder olmuş.



Devletin kitabı; ayıplı bir piyasa malı!

Kamu spotları, devletin diliyle yaşamayı öğrenmenin en sıkıcı tarzı... Duygu sömürüsünün yüreğe değmeyen en klişeleşmiş halinden, didaktizmin bunaltıcı tumturaklılığına doğru salınan bir manasız sarkaç... Karşına çıktı mı kısacası, kaç.



Freud Jung’a küsmüş, çağın cinsi hep erdişi!

Yaşam öykülerini oldum olası sevmem. Gerçeklik ve samimiyet duygusu baskın olsun diye kurguyu feda ederler ya hep, işte ondan. Oysa yaşam kurgunun kendisidir, hele ki kaleme alınanlar. Ya da en basitinden şöyle sorayım: Anıların şahsi kurgularımız olmadığını kim söyleyebilir? İş ki yazarken ve anlatılırken bu göz ardı edilmesin. Kupkuru bir narsisizme kurban olunmasın.



Okunmaması gereken romanlar listesi: 1. Cüce

Bahçede, kaktüs saksılarının arasında buldum, kargocu çocuklar niyeyse oraya bırakıp gitmişler, kim bilir kaç gündür duruyor, paket kağıdı yarı yarıya yırtılmış, kapağındaki kırmızılık yarı yarıya gözümü almakta. Daldırdım elimi, kaktüslerin dikenlerine çizdire çizdire çektim çıkardım oradan. “Adı Zenime'ydi." diye kulağıma pütürlü bir ses geldi.



Ben ilerledikçe benimle dalga geçen işaretler *

Son zamanlarda ara ara sayfalarını karıştırdığım kitaplardan biri “Kuran-ı Kerim’in Gizli Öğretisi”.



Plajda okumak bir sanattır

Geçen hafta sevgili okurlarımdan bir tepki, bir tepki… Nerede bulacağız da okuyacağız diye bu üzeri tozlanmış sözde yaz kitaplarını diyenler mi dersiniz, beni içi geçmişlikle, zevksizlikle, rüküşlükle suçlayanlar mı dersiniz… Şöyle kolay bulunur, kolay okunur hafiflikte bir şeyler yok muydu önerecek diye arayanlar mı dersiniz… Velhasıl, bazı okurlarımın yüksek edebi kaygılarımı gözeterek önerdi

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.