Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Fikri Sabit Arşivi

En çok okunanlar  

Fikri Sabit


Niye herkes yazar olmak istiyor ki?

Bu aralar herkes yazar olmak mı istiyor? Ya da niye herkes yazar olmak istiyor? Yazar Olabilir miyim?'i yazarlığa ilgi duyan ve Semih Gümüş’ün nasihatlerinden payını almak isteyenler oturttu yayımlanır yayımlanmaz çoksatar listelerinin ilk sıralarına.


Yeni bir dinin önlenemez yükselişi!

Darwin’i unut, aklı boşver, bırak zihnini o aydınlatsın: Uçan Spagetti Canavarı. O evrenin babası. Makarnasal uzuvlarıyla her şeye dokunan, her şeyi hisseden, köfteleriyle bizi ve evrendeki her şeyi gören… Aşağı yukarı böyle bir şarkısı var Uçan Spagetti Canavarı dinine inananların.


Deccali yaşatmak mı, öldürmek mi?

Çağdaş sanatçılardan Harun Farocki öğrencilik yıllarında yaptığı bir işle dikkatleri üzerine çeker: Öncelikle okuldan kovulur. Sanatçı Napalm bombası yemiş bir Vietnamlı’nın hikayesini anlattıktan sonra elinin üzerinde bir sigara söndürür.


Plajda okumak bir sanattır

Geçen hafta sevgili okurlarımdan bir tepki, bir tepki… Nerede bulacağız da okuyacağız diye bu üzeri tozlanmış sözde yaz kitaplarını diyenler mi dersiniz, beni içi geçmişlikle, zevksizlikle, rüküşlükle suçlayanlar mı dersiniz… Şöyle kolay bulunur, kolay okunur hafiflikte bir şeyler yok muydu önerecek diye arayanlar mı dersiniz… Velhasıl, bazı okurlarımın yüksek edebi kaygılarımı gözeterek önerdi


Yaz okumaları

Yaz ilerlemeye başladı iyiden iyiye, hal böyle olunca adettendir başıboş yaz okumaları yapmak da, önermek de… Evdeki kütüphane, bir sahaf olsa, orada öylece duran kitapların yeri anlam kazanır. Rüzgar esse serin ya da odada bir yerde bir pervane, sayfalar aralanır esintinin etkisiyle kendiliksizce… Yaz, kitaplara, okumalara kalır…

 

 


Sesli edebiyat…

Edebiyatın üç türlüsü var. Sözlü edebiyat, yazılı edebiyat, bir de sesli edebiyat… O da nereden çıktı demeyin, görme engelliler için okunan kitaplardan ve elbette okuma etkinlikleriyle sesli hale gelen şiirlerden, öykülerden ve romanlardan söz ediyorum.


Kitaplardaki bölüm aralarına da reklam alınsın artık!

Elif Şafak’ın bir reklamda oynaması çok konuşuldu, hala da konuşuluyor, tartışılmaya devam ediyor. Neden? Toplumumuzdaki yüksek edebiyat duyarlığı mı? Yoksa edebiyatın ve edebiyatçının hala içimizdeki o kutsal yerde oturmasından mı? Bütün bunların etkisi az olmakla beraber vardır var olmasına ya asıl sebep, sanırım reklamın, reklam düşüncesinin kendisi.


Her güne beş roman

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Prof. Dr. Onur Bilge Kula, Diyarbakır Kitap Fuarı’nda bir açıklama yapmış: "Türkiye'de her gün 5 roman yayımlanıyor. Bu olağanüstü bir edebiyat üretimidir." *

 


Harvey buraya, yumruk havaya

Politik mücadele nedir, bizim gibi bir şeylerin hep fena halde yanlış gittiğini görenler, düşünenler için? İyi ihtimalle daimi bir beyhude çaba, kötü ihtimalle hep kaybetmekle eşdeğer bir şeyler ya da… Çok değil bundan on yıl önce kapitalizm sisteminin çöküşüne dair bir düşünce üretmek, bir söz söylemek bile mümkün değildi.

 


Madde madde sanat

Herkesin malumu, muhafazakar sanat manifestosu… İskender Pala bize deklare etmeseydi bile bir giyotin gibi üzerimize üzerimize inip kalkıyordu; sanatın ve kültürel yaşamın her alanında, her anında… Tiyatro da, sinema da, edebiyat da, MS’den (hastalık adı gibi duruyor böyle yazınca) nasibini alıyordu…

 

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.