Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

			


Kırmızı Kedi Yayınevi

Dan Brown’ı ve Kayıp Sembol’ü eleştirmek




Toplam oy: 381

Dan Brown’nın piyasalara gayet hızlı bir giriş yapan son kitabı Kayıp Sembol’ü sadece bir roman olarak değerlendirmek biraz zor görünüyor. Bu durumun iki temel nedeni var. Bunlardan birincisi Kayıp Sembol’ün başında, kitapta bahsedilen cemiyetlerin, kuruluşların, bilimsel ve tarihi olguların gerçek olduğunun söylenmesidir. Verilmek istenen mesaj açıktır. Brown, okuyucuya kitapta yazılanların gerçek ya da gerçeğe çok yakın olduğu söylemektedir. Oysa Kayıp Sembol’ün bilimin hiçbir alanıyla bir alakası bulunmaktadır ve bir tür New Age propaganda broşürü olarak ele almak gerekmektedir. Bütün benzerleri gibi son derece yüzeysel ve ele aldığı konuları çarpıtarak saçma sapan bir dünya görüşünün yayılmasının önünü açmaktadır.

İkinci olarak Dan Brown kötü bir yazar ama kesinlikle iyi bir pazarlamacıdır. Kayıp Sembol’ün çıkışıyla daha önce Da Vinci Şifresi’nde yaşanana benzer bir süreç başlamıştır. Kitap gerçekten iyi planlanmış bir stratejiyle piyasaya sürülmüştür. Beş milyon nüsha basılmış; yetişkinlere yönelik romanlar dalında en çok satan kitap olmuştur. Aslında Brown’ın tek yaptığı, zaten bilinen ezoterik hurafeleri ve komplo teorilerini pek de usta işi olmayan bir kurgu çerçevesinde toparlamaktan ibarettir. Ama buna rağmen insanlar daha şimdiden Brown’ın ABD’nin kuruluşu, bilim, tarih, masonluk, ezoterizm ve New Age (Yeni Çağ) hakkında dile getirdiği tezleri tartışmaktadır. Yakında Hollywood’un da işin içine girmesiyle, bu türden zırvaların iyice yaygınlaşacağını tahmin etmek zor değildir.
Bütün bunlardan Kayıp Sembol’e yönelik ciddi bir eleştirinin yapılması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Birincisi bu kadar çok satılan ve tartış(tır)ılan bir kitap, artık sadece bir roman olmanın ötesine geçerek popüler kültürün önemli bir öğesi haline gelmiş demektir. İkinci olarak Brown Kayıp Sembol’de bilim, din ve siyaset tarihi gibi alanlara tam bir fütursuzlukla dalmakta ve kerameti kendisinden menkul iddialarını “kanıtlanmış gerçekler” olarak sunmaktadır.

Tam da burada “nasıl bir eleştiri?” sorusuna bir yanıt vermek gerekmektedir. Brown’a ve kitaplarına yönelik daha öncede çeşitli eleştirilerin kaleme alındığı biliniyor. Vatikan tarafından yazdırılan eleştiriler buna en iyi örnektir. Ama söz konusu eleştiriler meseleye bilimsel değil de dinsel bir açıdan yaklaştıkları ve en az Brown’ınki kadar geri bir zemin üzerinde yükseldikleri için fazla ciddiye alınmamıştır.

Şifrelerden Sembollere Dan Brown bütün bu kaygıların sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu kitabı Dan Brown’ın ortaya attığı ya da atılmasına neden olduğu hurafelere karşı aklı, Aydınlanma’yı ve bilimi savunan bir karşı çıkış, New Age akımlarının günümüzde giderek yaygınlaşan zırvalarına karşı bir tür panzehir olarak değerlendirmek mümkündür.
Şifrelerden Sembollere Dan Brown’ın ilk makalesi değerli bilim ve düşün insanı Alâeddin Şenel’e ait. Şenel makalesinde bir zamanların ünlü fantastik yazarı Erich von Daniken ile Dan Brown’u karşılaştırıyor. Şenel makalesinde ayrıca Brown’ın Da Vinci Şifresi ile Melekler ve Şeytanlar isimli kitaplarındaki bilime ve dine hatalı bakışını ayrıntılı bir biçimde eleştiriyor. Din ile bilimi uzlaştırmaya çalışan görüşlerin sınıfsal çözümlemesini yapıyor. Kayıp Sembol’deki hatalı görüşlerin daha iyi anlaşılması için Şenel’in makalesi son derece kıymetli bir rol oynamaktadır.

ODTÜ Fizik Bölümü’nden Enis Doko ise Brown’ın “bilimsellik” iddiasını yerle bir ediyor. Doko’nun son derece anlaşılır bir dille kaleme aldığı makalesi, aynı zamanda New Age akımların bilimi nasıl kullanmaya çalıştıklarını da ayrıntılı bir biçimde göstermektedir. Doko, Kayıp Sembol’de ciddi ve bilimsel kuruluşlarmış gibi gösterilen Noetik Bilimler Enstitüsü’nün ve Princeton Mühendislik Anomalileri Araştırma Laboratuarı’nın üzerindeki esrar perdesini kaldırıyor. Okuyucu söz konusu makale sayesinde New Age çevrelerin dillerine doladığı su kristalleriyle, ruhun ağırlığıyla, enerji akışlarıyla ilgili şarlatanlıkların gerçek mahiyetini anlayacaktır.

Brown, sadece Kayıp Sembol’de değil, bütün kitaplarında Rönesans’ın ve modern bilimin ezoterik çevrelerin ürünü olduğunu öne sürmektedir. Adnan Menderes Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden Yardımcı Doçent Doktor Hakan Çörekçioğlu bu iddiayı ele aldığı makalesinde modern bilimin ve felsefenin ortaya çıkışını nesnel bir biçimde incelemektedir. Çörekçioğlu, modern bilimin kökeninin neden büyü olamayacağını tarihi olgulara dayanarak göstermekte ve Galileo, Bacon, Descartes gibi isimlerin büyüyle ilişkisini titiz bir biçimde değerlendirmektedir. Çörekçioğlu’nun büyü, bilim ve Rönesans konusundaki ufuk açıcı makalesi Brown’un tezlerinin eleştirisinde son derece önemlidir.

Ezoterizm ile komplo teorileri arasında kopmaz bir ilişki bulunmaktadır. Ezoterizm, Brown’ı New Age akımlarla ve komplo teorileriyle buluşturan en önemli köprü durumundadır. Haluk Hepkon kitapta yer alan makalesinde Brown’ın Kayıp Sembol’ü yazarken hangi ezoterik çevrelerden etkilendiğini gözler önüne sermektedir. Söz konusu etki aynı zamanda Brown’ın kitabında yer verdiği komplo teorilerini de açıklamaktadır. Hepkon makalesinde dolar üzerindeki işaretler hakkındaki komplo teorilerinin ortaya çıkışından, Washington şehir planının masonik esaslara göre düzenlendiği rivayetlerine kadar birçok konuya değinmektedir.

Şifrelerden Sembollere Dan Brown Dan Brown’u, onun hurafelerden ibaret dünya görüşünü ve bu görüşün neden bu kadar hızla yayıldığını anlamak için önemli bir eser. Sadece bunlarla sınırlı da değil. Kitap sadece Kayıp Sembol’ü okumuş olanlara hitap etmiyor. Şifrelerden Sembollere Dan Brown’u okurken içinde yaşadığımız dünyada giderek yaygınlaşan komplo teorileri, ezoterizm ile Aydınlanma ve bilim düşmanlığı hakkında da fikir sahibi olmak mümkün.

 

Haluk Hepkon



Bu kitabı idefix'ten sayın alın

Yorumlar

Yorum Gönder

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.