Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

			


Okuyan Us Yayın

DON KİŞOT’UN DÖNÜŞÜ




Toplam oy: 2

Okurların özellikle Bay Perşembe’den tanıdıkları Chesterton, hayattayken İngiliz edebiyatının en önemli isimlerinden biri sayılıyordu. Bugün de özel bir hayran kitlesine sahip olduğunu söylemek yanlış olmaz. Tüm eserlerinin Rusça’ya tek bir isim tarafından çevrilmesi gibi bir ayrıntı, Chesterton’ın yarattığı fanatizm hakkında bir fikir verebilir. Yazarın son romanı Don Kişot’un Dönüşü, Cervantes’in klasik eserinin izinden gidiyor. Hayattan kopuk bir allâme olan kütüphaneci Herne, bir tiyatro oyunundan sonra kostümlerini çıkarmayı reddeder ve Ortaçağ kıyafetleriyle dolaşmaya başlar. Bu güzel ve verimli temayı yeniden işleyen Chesterton elbette bir yenilik yapıyor ve siyasi ve toplumsal bağlamda keskin ve eğlenceli bir eleştiriye soyunuyor. Tıpkı Bay Perşembe’de olduğu gibi, olaylar birden beklenmedik sonuçlar doğuruyor ve kendimizi Chesterton’a özgü bir dünyada buluyoruz. Sınıflar arasındaki ilişkilerin doğası hakkında hayli ilginç gözlemlerin yer aldığı roman, küçük bir mizah harikası.
 “Eğitimsiz insanın, eğitimli insanlar tarafından eğitilmesi teorisi” ve başka uçuk sahneler eşliğinde, soylularla işçi sınıfı arasındaki asal gerilim, kâh daha bir belirginleşiyor kâh keskin hatlarını yitiriyor. Toz duman yatıştığındaysa, tıpkı Cervantes’inki gibi, Chesterton’ın Don Kişot’u da yalnızlığını daha bir kuvvetle hissediyor. Özellikle Kütüphaneci Don Kişot Herne ve Sanço’nun yeniden vücut bulmuş hali olan “Maymun” Murrel, son dereceyle başarıyla çizilmiş tipler. Diyalogların hayli öne çıktığı eser, yer yer bir tiyatro yapıtı niteliğinde ve ustaca ifadelerle dolu. Türkçe’de şimdiye kadar hak ettiği ilgiyi bulmamış olan Chesterton, Okuyan Us Yayınları Ex Libris dizisinden çıkan Don Kişot’un Dönüşü ile bir kez daha gündeme geliyor. Kitap, Bihter Sabanoğlu tarafından Türkçe’ye çevrilmiş.

Birol Vatandaş



Bu kitabı idefix'ten sayın alın

Yorumlar

Yorum Gönder

Auster, tam da böyle yapıyor işte. Demokrasiyle yakından uzaktan alakası olmayan, totaliter rejimlerin varlığıyla beslenen ülkesinden bizlere sesleniyor.

Daha geçen cumartesi Zizek İstanbul’dayken söylemişti, kapitalizmin demokrasiyle bağı kalmadı diye. Kapitalizmin burjuva demokrasisi getirdiği fikrinin/hayalinin artık gözle görülür bir şekilde çöktüğünü, kapitalizmin totaliter rejimlerden beslendiğinin altını çizmişti.

Söyleşi

30 Eylül 1969'da Şili Komünist Parti'den başkan adayı olan Pablo Neruda,  o tarihlerde yaptığı bir konuşmasında “Hayatımı şiir ve politika diye ayırmayı hiç düşünmemiştim,” demişti.

 

 

ŞahaneBirKitap

Latife Tekin bir gün bir sohbetimiz sırasında her kitabın yazarından bağımsız bir kaderi olduğunu söylemişti bana; her kitabın kendi kaderi vardır, demişti… Tayep Salih’in “Kuzeye Göç Mevsimi”ni okurken ister istemez bu sözler geldi aklıma.  1966 yılında yazmıştı Sudanlı Taye

Anket

Paulo Coelho'nun internet üzerinden yayılan korsan yayınları desteklediğini söylemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun