Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

			


Okuyan Us Yayın

ORTAÇAĞ’IN BÜYÜLEYİCİ BİR TASVİRİ




Toplam oy: 5

Okuyan Us Yayınları’nın yeni edebiyat dizisi Ex Libris’in ilk kitabı, J. K. Huysmans’ın “Orada(La-Bas)” isimli romanı. Hem 19. yüzyıl romanını sevenlerin hem de “karanlık” konulara meraklı olanların ilgisini çekecek olan Orada, Huysmans’ın ve Fransız edebiyatının en önemli eserlerinden biri. Ortaçağ ve 19. yüzyıl sonundaki satanizmi konu alan roman, bu gibi temaları ele alan eserlerde genellikle görülenin ya da beklenenin aksine, çok güçlü bir anlatıma sahip. Fransız dilinin ustalarından biri olan Huysmans, romanın kahramanı Durtal’in ve kitap boyunca karşımıza çıkan ünlü Gilles de Rais’nin çalkantılı ruh dünyasını büyük bir ustalıkla ele alıyor.

Ortaçağ’ın en korkunç satanistlerinden biri ve Jean D’Arc’ın yoldaşı olan Gilles de Rais, simya araştırmalarından istediği sonucu alamayınca, yüzlerce çocuğu şeytana kurban ederek kendini tamamıyla gizli ve karanlık bilimlere verir. Orada, Rais’nin çarpıcı yaşam öyküsüyle, baş kahraman Durtal’in hayatını yan yana işliyor. Bu bağlamda Huysmans, Ortaçağ ile 19. yüzyıl sonunu karşılaştırma fırsatı bularak, insan aklının neleri kavrayabileceği, doğaüstü, mistisizm vs. hakkında düşüncelerini de dile getiriyor.

Huysmans, romanını naturalizm üzerine bir tartışmayla açmakta. Zola’nın en iyi örneklerini verdiği naturalist okulun miadını doldurması etrafında dönen bu tartışma sonunda, kendisi de bir yazar olan baş kahraman Durtal, yeni bir romanın, yeni bir sanat anlayışının nasıl şekillenebileceğini sorguluyor. Kutsal olanla dünyevi olanın, ruh ile bedenin, benzersiz biçimde, eş zamanlı bir anlatımla karşımıza çıkacağı bu yeni sanatın ideal örneği Grunewald’dır. Diğer eserlerinden de bildiğimiz gibi (mesela Tersine, En Rade), Huysmans resmin anlatım gücüne hayran bir yazardı ve romanlarındaki en kuvvetli pasajlardan bazılarını, tabloların ayrıntılı tasvirlerine ayırıyordu. Dolayısıyla, ideal sanat anlayışını başka hiçbir sanatçıda değil de Grunewald’da bulmasına şaşmamak gerek. Yazar Durtal, işte bu ve benzeri düşünceler doğrultusunda, gündelik hayatın sıradanlığıyla tıka basa dolup taşan naturalist romandan vazgeçerek, Gilles De Rais’nin olağanüstü yaşam öyküsünün peşine düşer ve Orada, yavaş yavaş derinleşir...
   
Orada, modern romanın tarihinde iz bırakmış önemli bir eser. Huysmans’ın, bu çarpıcı konuyu işlerken, Paris’te etkinliklerini sürdüren satanistlerle bağlantı kurduğunu ve romandaki ünlü Kara Ayin sahnesini böyle yazdığını biliyoruz. Bu sahne, uzmanlar tarafından, Kara Ayin’in “standart” tasviri sayılmaktadır.

Baştan sona yoğun bir dil ve üslupla yazılan bu önemli eser, Birsel Uzma tarafından dilimize kazandırılmış.

Birol Vatandaş



Bu kitabı idefix'ten sayın alın

Yorumlar

Yorum Gönder

Auster, tam da böyle yapıyor işte. Demokrasiyle yakından uzaktan alakası olmayan, totaliter rejimlerin varlığıyla beslenen ülkesinden bizlere sesleniyor.

Daha geçen cumartesi Zizek İstanbul’dayken söylemişti, kapitalizmin demokrasiyle bağı kalmadı diye. Kapitalizmin burjuva demokrasisi getirdiği fikrinin/hayalinin artık gözle görülür bir şekilde çöktüğünü, kapitalizmin totaliter rejimlerden beslendiğinin altını çizmişti.

Söyleşi

30 Eylül 1969'da Şili Komünist Parti'den başkan adayı olan Pablo Neruda,  o tarihlerde yaptığı bir konuşmasında “Hayatımı şiir ve politika diye ayırmayı hiç düşünmemiştim,” demişti.

 

 

ŞahaneBirKitap

Latife Tekin bir gün bir sohbetimiz sırasında her kitabın yazarından bağımsız bir kaderi olduğunu söylemişti bana; her kitabın kendi kaderi vardır, demişti… Tayep Salih’in “Kuzeye Göç Mevsimi”ni okurken ister istemez bu sözler geldi aklıma.  1966 yılında yazmıştı Sudanlı Taye

Anket

Paulo Coelho'nun internet üzerinden yayılan korsan yayınları desteklediğini söylemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun