Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

			

Kulis


Kulis

Engereğin Gözü mü?




Toplam oy: 1030

Cemal Karanlık

 

Arada inip şehirde sahafları dolaşmaya bayılırım. İnsan yalnızca eski kitaplarla karşılaşmaz sahaflarda; ömrünü tamamlamış yayınevleri, gözden düşmüş yazarlar, imzalı kitaplarını eleyen yazarlar, kitaplıklarda artık yer verilmek istenmeyen kitaplar, dağılan kütüphanelerin izleri, tabii bir de sahaflara satılan “protokol” kitaplar… Yeni baskısı yapılmayacak, piyasada bulunamayacak kitaplar da tabii sahafların olmazsa olmazı.

 

Geçenlerde İstiklal’de dolaşırken bir sahafa girdim. Tezgâhta sergilenen kitaplara göz gezdirirken Zülfü Livaneli’nin bir kitabına rastladım: Engereğin Gözü

 

Benim bildiğim, Engereğin Gözündeki Kamaşma’ydı bu kitabın adı. İnsan ister istemez düşünüyor, yayınevi bir hata mı yaptı acaba, diye. Ame elbette bu mümkün değil. Kitabın kapağında Elia Kazan’ın bir cümlesi var. Diyor ki Kazan, “Hiç bu kadar güzel bir kitap okumadım.” Doğrudur.

 

Ben de şanslı okurlardan sayılırım; Engereğin Gözündeki Kamaşma’yı daha tefrika edilirken okumuştum.

 

Sayın Zülfü Livaneli’den söz ederken aramızda “Zülfü” yeterliydi bizim için. Onu her gün yanımızda bulunan dostlarımızdan ayırmazdık çünkü. O nedenle, onun gazetede, hem de bir roman tefrika ettiğini duymak, o yıllarda, önemli bir şeydi. Ama işte o kitap edebî bir çabanın ürünüydü. Edebiyat değeri tartışılırdı, hatta o yılların Beyaz Kale’sine, dilimize çevrilen birbirinden önemli yabancı edebiyata bakılınca epey gerideydi de. Yine de edebî bir çaba vardı altında. Livaneli sonraki romanlarında o düzeye asla çıkamadı.

 

Hatırlıyorum; bir söyleşide, romanın dilini Naima’dan aldığını söylemişti. Gerçekten, o eski yazarların esintisi de vardı dilinde.

 

Sahafta kitabın yeni baskısını görünce düşünmeden edemedim: İnsan yaptığı en iyi şeye niye müdahale eder? Yıllarca raflarda Engereğin Gözündeki Kamaşma olarak durmuş bir kitabı, yıllar sonra niye Engereğin Gözü yapar? Bunun gerekçesini bilmek isterdim. Kitaba bu kötülüğün neden yapıldığını bilmek isterdim. Çok merak ediyorum, bunu Zülfü’den kim istemiş olabilir?

 

Zira, Zülfü’nün, Engereğin Gözü ile Engereğin Gözündeki Kamaşma arasındaki farkı çok iyi bildiğini düşünüyorum. İlki görüntü, ikincisi metafordur.

 

Sayın Zülfü Livaneli, lütfen bu hatadan dönün efendim.  



Bu kitabı idefix'ten satın alın

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Kulis Yazıları

 

Son zamanlarda konuşulan iki vaka dolayısıyla intihal kavramını ele aldık. Edebiyat dünyamızda zaman zaman yaşanan bu tür iş kazaları elbette sadece Türkiye ile sınırlı değil.

 

Cemal Karanlık

 

 

 

Hava biraz açınca aradım Nadir’i, yahu yetiş iki çift laf edelim, dedim. Kırmaz beni, hemen atlayıp geldi, trafiğe sövüp saydıktan sonra az soluklandı, derken çantasından meşhur bir gazetemizin son günlere ait nüshalarından birini çıkardı.

 

 

“Ey ağabey baksana ne diyorsun şimdi bu işe?” dedi.

Cemal Karanlık

 

 

 

Epeydir buluşamıyorduk Nadir’le. Önceki akşam telefon çaldı, baktım, bizimki. “Yahu nerelerdesin,” dedim. “Abi sorma, birkaç aydır yurtdışındaydım, buluşalım da iki lafın belini kıralım,” dedi. “Olur lan özledim valla,” dedim.

 

 

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.