Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

			

Kulis


Kulis

SALINGER OLMAK




Toplam oy: 13

Cemal Karanlık

 

 

Geçenlerde Nadir dikkatimi çekti; Sel Yayıncılık, bir Salinger biyografisi yayımlamış. Kaçırmak olmaz, hemen alıp okumaya başladım. Gerçekten, nefis bir kitap. İlk dikkatimi çeken, ayrıntı zenginliği oldu. Kitabın yazarı Kenneth Slawenski, Salinger’a hastalık derecesinde düşkün; kendi kısa yaşamöyküsünden öğrendiğimize göre, Holden Caulfield anısına bir internet sitesi bile kurmuş… Büyük yazarın ölümünden sonra da bu dev biyografi için kolları sıvamış.

 

    Yaptığı çalışma inanılmaz; Salinger’ın doğumunu, bebekliğini, çocukluğunu didik didik etmiş. Hemen söylemeli; iyi hoş da, bunca didiklenmek Salinger’ın hoşuna gider miydi? Sanmıyorum. Alın size kitaptan bir ayrıntı; Salinger, askerî okula yazdırılır, ama edebiyatla, özellikle öykü ile uğraşmaya kararlıdır:

 

    Tüm yaşamı boyunca annesi tarafından şımartılan, derslerle hiç ilgisi olmayan ve kendi için konulan bir iki kurala bile uymaktan kaçınan biri olan Sonny’e, bu sarsılmaz askerî disiplin dünyasına girmek büyük bir şok gibi geldi. Valley Forge’daki çoğu öğrencinin ondan hoşlanmaması, uyum sağlamasını da zorlaştırmaktaydı. Salinger zayıf, ince uzun bir gençti. (Okul fotoğraflarında her zaman en arka sıradadır ve üniformasının içinde yüzüyormuş gibi görünmektedir.)

 

    İnsanın gözetlendiği, ya da birini gözetlediği sanısına kapılmaması elde değil. Yine de, yazarın yaşamı da acaba bir kurgu mudur, diye düşünüyor insan. Mesela, Kafka’nın, yazdıklarını ölümünden sonra yakması için arkadaşı Max Brod’a vermesi ne ifade eder? Kuşkusuz, metinlerin yakılmayacağını hesap etmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, yazar, yalnızca yazdıklarıyla değil, yaşamıyla da bir eser, başlı başına bir konu oluyor, geride kalanlar için.

 

    Salinger’ın gençlik dönemlerinde, edebiyat dünyasına girmek için nasıl inanılmaz bir mücadele verdiğini okuyunca şaşırıyor insan.

 

    Öğrendiğimize göre, o dönemde öykülerin yayımlandığı en ciddi adres, The New Yorker dergisi. Salinger, burada öykü yayımlamak için çırpınıyor. Ancak yazdıkları sürekli geri geliyor. Sürekli reddediliyor. Öyle ki, bu kadar katı biçimde ve ısrarla reddedilince insan olanın isyan etmemesi ve “başlarım derginizden” diye çıkışmaması imkânsız.

 

   Neyse ki bugün artık yeni yazarların dergiler tarafından reddedilmesi gibi bir ilkellik kalmadı. Öykünü, şiirini gönder, basılsın. Biri olmazsa biri mutlaka yazdıklarını değerlendirecektir. Olmazsa yazdıklarını “yayımlanacak hale” getiren editör kuruluşları var; onlar ne güne duruyor? Güzel çağ bizim çağımız. Hani, yazar olmamak imkânsız.

 

    Neyse, Üzüntü, Muz Kabuğu ve J. D. Salinger’ı okuyun; nasıl Salinger olunduğunu, olunduktan sonra da neden saklanmak gerektiğini görün…



Bu kitabı idefix'ten satın alın

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Kulis Yazıları

Cemal Karanlık

 

 

 

Hava biraz açınca aradım Nadir’i, yahu yetiş iki çift laf edelim, dedim. Kırmaz beni, hemen atlayıp geldi, trafiğe sövüp saydıktan sonra az soluklandı, derken çantasından meşhur bir gazetemizin son günlere ait nüshalarından birini çıkardı.

 

 

“Ey ağabey baksana ne diyorsun şimdi bu işe?” dedi.

Cemal Karanlık

 

 

 

Epeydir buluşamıyorduk Nadir’le. Önceki akşam telefon çaldı, baktım, bizimki. “Yahu nerelerdesin,” dedim. “Abi sorma, birkaç aydır yurtdışındaydım, buluşalım da iki lafın belini kıralım,” dedi. “Olur lan özledim valla,” dedim.

 

 

Cemal Karanlık

 

 

 

 

Cemal Karanlık

 

 

Kış aylarının Beylikdüzü ilimizdeki kitap fuarıyla başlaması artık fena bir alışkanlık oldu sevgili okurlar. Güzel, ama fena bir alışkanlık. Bir kere her yıl fuarda üşütmek garanti. Fuar izlenimlerimi ne yazık ki yine aksırarak yazıyorum. Ben oldum, siz olmayın, ne diyeyim…

 

Cemal Karanlık

 

 

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?

Bir okur olarak hiçbir zaman kategorilere kulak asmadım; 'gençlik edebiyatı' da nedir bilmem.
34% (107 oy)
'Gençlik edebiyatı' diye bir kategori olamaz; bu yalnızca ticari kaygıların ürünüdür. Tümüyle reddediyorum.
25% (78 oy)
Yayın dünyasında pek çok şey ticaridir. 'Gençlik edebiyatı' kategorisi de öyle... Dolayısıyla, yeni bir şey hissettiğimi söyleyemem; nötrüm.
23% (73 oy)
Çocuk edebiyatı ile yetişkinlere yönelik edebiyat türleri arasında düzgün bir geçiş yok. 'Gençlik edebiyatı' gerekli bir kategori.
23% (72 oy)
Oy veren sayısı: 315

Eski anketler



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun