Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

			

Kulis


Kulis

Yazarlar el ele okullarda




Toplam oy: 951

Cemal Karanlık

 

 

 

Hava biraz açınca aradım Nadir’i, yahu yetiş iki çift laf edelim, dedim. Kırmaz beni, hemen atlayıp geldi, trafiğe sövüp saydıktan sonra az soluklandı, derken çantasından meşhur bir gazetemizin son günlere ait nüshalarından birini çıkardı.

 

 

“Ey ağabey baksana ne diyorsun şimdi bu işe?” dedi.

 

 

“Ne diyeyim,” dedim, “bu güzide çalışmaya nifak sokmaya çalışanların, iyi niyyetli bir amaca yönelik bu elim suiistimali karanlık kafalarında tezgâhlayanların tıynetini biz biliyoruz. Ama! Çocuklarımızın körpe dünyalarını edebiyyatın ışığıyla aydınlatma noktasında bu organizasyonu tertib eden tüm arkadaşlarımı da canı gönülden kutlamayı şahsım adına görev kabul ediyorum.”

 

 

“Yahu Cemalciğim şimdi bırak dalgayı da, gerçekten bu ülkede her şeye bir kulp takmak adet olmaya başladı diyorum ben. Efendim ne güzel işte çocuklar kitap okuyacak; yazarlar da kitap imzalayacak, ne var ki şimdi bunda?”

 

 

“Yok tabii bir şey Nadirciğim. Biz! Hiçbir ayrım gözetmeksizin! Ülkemizin ve milletimizin tüm yazarlarına kucağımızı açmış bulunuyoruz. Kucak dediğimiz zaman bazı kötü niyyetli kişilerin aklına başka şeyler gelebilir. Fakat devletin kucağından kimseye en ufak bir zarar gelmeyeceği noktasında milletimizin içinin rahat olması, en büyük temennimizdir.

 

 

Medeniyyetimiz, sanatçıların ve gönül insanlarının yanındadır. Ancak, sanatçı görünüşü altında terör örgütlerine hizmet edenleri de hiçbir zaman affetmeyiz, affetmedik, affetmeyeceğiz.”

 

 

“Ohoo abi seninle de konuşulmuyor yani bu akşam. Gerçekten, bana kalırsa edebiyatçılar üzerinden bu tür inatlaşmaların artık bir son bulması lazım. Hodri meydan, herkes okullara gitsin, çocuklar hangisini severse onu okusun.”

 

 

“Doğru söylüyorsun Nadirciğim. Edebiyyat, insana güzel ahlak vermelidir. Bunu da biliyoruz. Sanmasınlar ki şiirden anlamak noktasında en küçük bir cehaletimiz vardır. Bu ülkede edebiyyatçılara ne büyük zulümler yapıldığını biliyoruz. Bugün! Ülkemizin her bir köşesinde öğrenci kardeşlerimiz, yavrularımız kitap kitap diye inlemekte, adeta devletimizden bir yardım beklemektedir. Yardım isteyen ele, yardım eli uzatmak bizim insaniyyetimizde vardır. Ancak, birtakım kendini bilmezlerin! Memlekete hizmet noktasında durmadan dinlenmeden önümüze engeller çıkarmaya çalışanların! Ne mal olduğunu yine milletimiz iyi bilmektedir. Değerli kardeşim! Bu malların artık sonu gelmiştir. Artık bu ülkede! Statükocu aydına yer yokkktur! Aydın dediğin, tıpış tıpış okullara gidecek, kitap imzalayacak, hizmet bekleyen yavrularımıza hizmet edecektir. Ve kitap satacaktır. Milletimiz endiiişe etmesin! Elif Şafak ve Orhan Pamuk da bizim güziiide yazarlarımızdandır. Onları da bir gün okullara göndermeye devletimiz muktedirdir. Amin!”  



Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Kulis Yazıları

 

 

 

Yazmayı ve okumayı, konuşmaktan daha çok seven bir insanım. Dolayısıyla “kelimeler” hayatımda olmazsa olmazlarım arasında. Konuşarak ifade etmeyi beceremediğim çoğu şeyi kelimelerle anlatmak istiyorum hep.

 

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

İnsan yaşadığı yere benzer, doğru ama sanki eksik, yaşadığı yeri de kendine benzetir. İki taraflı bir ilişki. Değişirken, bir şeylere benzerken, siz de bir şeyleri değiştirip dönüştürüyorsunuz. Avanos’ta doğdum ve büyüdüm. Bozkır ve kasaba çocuğuyum. Memleketim gibi sessiz, hüzünlü ve içli geçti çocukluğum. Beklenmedik coşkular ve sebepsiz bir neşe de oldu elbette.

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.