Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

			


Siren Yayınları

Bunny Munro’nun Ölümü




Toplam oy: 388

“Sonum geldi” diye geçirir içinden Bunny Munro, yakında ölecek kimselere özgü, ani bir farkındalıkla…” Nick Cave’in Ve Eşek Meleği Gördü’nün yirmi yıl ardından yazdığı Bunny Munro’nun Ölümü, bu sözlerle açılıyor ve metnin kalbinde yer alan ana karakteri Bunny’yi önceden bildirilmiş ölümüne değin mercek altına alıyor. Post-punk’ın efsanevi figürü Nick Cave’in romanı, sanatçının müziğinden aşina olduğumuz karanlık, dehşetli, coşkulu ve sarsıcı tınıların tümünü ve daha fazlasını barındırıyor.

Müziği ve şarkı sözleriyle tanıdığımız Nick Cave’i edebiyat arenasında görmek şaşırtıcı elbette. Ancak son zamanlarda senaryo yazmaya ağırlık veren sanatçının edebiyatta iddialı olduğunu ve Bunny Munro’nun Ölümü’nün taze kana ihtiyaç duyan yeraltı edebiyatını hareketlendireceğini söyleyebiliriz.

Romanın ilgi çeken biçemsel özelliklerinden biri, Cave’in şimdiki ve geniş zaman ağırlıklı bir anlatı kurguladığı ve öyküyü kamera gözüyle aktarmış olduğu. Dil ve anlatım olarak imgelemle yüklü şarkılarını anımsatan bir atmosfer kurgulamış Nick Cave. Öykünün doğaüstü olayları gerçekle kaynaştırdığı ve David Lynch’i çağrıştıran döngüsel bir kurgu dahilinde işlendiğini de eklememiz gerekli. Bu açıdan bakıldığında Cave’in sıradışı ve alışılmadık unsurları Bunny Munro’da bir araya getirdiği ve müziğinin kendine has stilini edebiyatta da sürdürdüğünü söylemek mümkün.

Cave’in romanının ana karakteri Bunny Munro kendi hayatının karanlığında kaybolmuş, evli, çocuklu ve başka kadınlarla anlık hazların peşinden koşmaktan vazgeçmeyen bir pazarlamacı. Öyle ki, bu anlık hazların Bunny’nin yaşam motivasyonu olduğunu söylemek mümkün. Kendi deyimiyle bir “barakuda” olan Bunny için Nick Cave, Bookseller dergisine verdiği röportajda şöyle diyor: “Bunny’nin hayal gücü son derece sınırlı. Cinselliğe dair kafasında canlanan yegane imge: vajina. Bir değişiklik olsun istediğinde ancak bir ünlünün vajinasını hayal edebiliyor.” Roman, açılışından önceden duyurulmuş sonuna değin Bunny’yi mercek altına alıyor ve dokuz yaşındaki oğlu Bunny Junior eşliğinde kadın ve vajina odaklı maceraları sarpa sararken izliyor. Finali ise Yunan tragedyalarını aratmayacak bir yüzleşme sahnesiyle noktalanıyor.

Romanın ilginç yanı, sonunu okura duyurmasının ötesinde, ana karakterini de kendi ölümünün yaklaşmakta olduğuna dair bir bilinçle donatmış olması. Cave romanın bu açıdan İncil’le benzerlikler taşıdığını ve öleceğini hisseden Bunny gibi İsa’nın da takipçilerine kendi ölümünden bahsetmiş olduğunu belirtmiş. Hıristiyan dinine ait referansları müzikte de sık sık kullanan Nick Cave, romanın ana karakterini kurgularken ona aşıladığı kendi sonuna dair farkındalık hissiyle, anlatının giderek kararan atmosferinin tüyler ürperten bir dehşet duygusu ile güçlenmesini sağlamış.

Romanı değerlendiren yazar Irvine Welsh; Benny Hill, Franz Kafka ve Cormac McCarthy’den izler olduğunu söylemiş kitapta. Cave’in yazınında komedi unsurları, Bunny’nin yokuş aşağı ve doludizgin ilerleyen öyküsünde karanlık öğelerle kaynaşıyor. 1980’li yıllardan anımsayacağımız, erotik skeçleriyle ünlü komedyen Benny Hill’in Welsh’in Bunny Munro algısında Kafka ve McCarthy ile yan yana gelmesi, romanın yapısının bu zıt unsurları bir arada barındırıyor olmasından olsa gerek.

Bunny Munro’nun Ölümü bu açıdan bakıldığında tam dengede duran zıt unsurlarla birebir şekillenmiş bir roman. Ana karakter Bunny Munro ne denli sapkın, ne denli karanlık ise baba-oğul ilişkisi temasını eksenine alan romanda Bunny’nin karşısında yer alan dokuz yaşındaki oğlu Bunny Junior o denli tatlı, cana yakın ve masum. Yazar, dünyaları birbirlerinden tamamen ayrı olan iki karakterin arasındaki ilişkiyi gerek dil gerek kurgu açısından çelişkilere yer vermeyecek şekilde çok yönlü olarak aktarıyor. Nick Cave, romanı yazarken ana karakteri Bunny Munro olmasına rağmen temel kaygısının Bunny Junior karakteri olduğunu belirtiyor. Romanın sık sık yineleyen düsturlarından biri “çocuklarımızın çocukluklarından mahrum bırakılmaları.”

Nick Cave, romanın her şeyden önce “eğlenceli” olmasını istediğini belirtiyor. İroni yüklü ve komik anları olduğunu yadsımamak gerekse de, Bunny Munro’nun Ölümü karanlık bir dünyada kayıp bir adamın öyküsünü anlatıyor ve yeraltı edebiyatında yeni bir ismin doğuşunu müjdeliyor. 

 

Sanem Sirer



Bu kitabı idefix'ten sayın alın

Söyleşi

Selim İleri ile edebiyat ve hayat hakkında

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Ibn Haldun’un Mukaddime’de üzerinde durduğu çevrenin ve yaşanılan şehrin insan üzerindeki etkisi, modern yazarların ve düşünürlerin de peşini bırakmamış bir tartışmanın konusudur. Walter Benjamin meşhur kitabı Pasajlar’da 19. yüzyıl Paris’inden ve Charles Baudelaire’in şiirlerinden yola çıkarak erken modernizmin izlerini sürer.