Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Cemil Kavukçu ile Sözünü Sakınmadan (Video)


 

 

Sabit Fikir ve İstanbul Modern işbirliğiyle düzenlenen Sözünü Sakınmadan 17 Ocak 2012 Salı akşamı keyifli bir etkinliğe daha ev sahipliği yaptı. Samimi bir havada gerçekleşen söyleşide eleştirmenler Semih Gümüş ve Ömer Türkeş, 80'li yıllardan bu yana öykücülüğümüzün dikkat çeken isimlerinden Cemil Kavukçu’yu ağırladı.




Toplam oy: 826

Yorumlar

Yorum Gönder


Tüm kitaplarını aldım ve okudum.Çok beğeniyorum yazar olarak. Özellikle Mimoza'da Elli Gram ve Gamba kitaplarını çok beğendim. En beğendiğim 2 Türk yazarından birisi. Diğeri de Oğuz Atay. Saygılarımla.

48%
52%

Cemil Kavukçu denilince aklıma bir kasa bira ile bisiklet turuna çıkmak sonrasında arkadaşlarla büyük bir kuş kafesi yapıp içine girip uyumak geliyor daha ne olsun... iyi ki var Cemil Kavukçu, yaşasın öykü...

50%
50%

Tabii burada Ömer Türkeş'i anlamak pek mümkün değil. Elinden gelse boğacak adamı.

46%
54%

Her zaman ,erkeklerin gerçekçi biçimde yazılmadığını düşünüyordum. Tepkileri, düşünceleri, duyguları yeterince ayrıntılı verilmiyordu Türk Edebiyatında.İlk defa bu eksikliğin tamamlandığını ,Cemil Kavukçu'da gördüm. Yolu açık olsun. Saygılar, teşekkürler ona.

45%
55%

Uzak Noktalara Doğru'ydu adı sanırım Okuduğum romanının adı. Çarpıldım.Edebiyatımızda pek sık görülmeyen bir içtenlikle yazılmıştı.Çok beğendim. Öykülerinde aynı tadı bulamasam da henüz çok az okudum. Ama bence çok başarılı bir yazar.Söyleşisi de çokdürüst,abartısız, tıpkı yazıları gibi çok inandırıcı. Yeni eserlerr bekliyoruz.

41%
59%

çok güzel, eğlenceli geçen bir söyleşi olmuş.

43%
57%

Yeni yorum gönder

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.