Kiran Desai'yi kimler, niye okuyacak ya da magazin edebiyatı öldürür mü?![]()
Üye Eleştirileri
Dimağımdaki Tat, İzleğimdeki İz
kızaranyaprakHer eser yanıtını izlediğimiz, duyduğumuz, bire bir katılımcı olarak yaşadığımız durum ya da durumların, hayatların sorusudur. Bu soru doğru sorulduğunda ve sorusu olduğu yanıtını örtmeden, onu ezmeden içine alabiliyorsa iz bırakır. Üzerinden geçen zamana rağmen eşelemeden, üfürmeden, aramadan dimağımızda bıraktığı tadını alabiliyorsak ölümsüzleşmiştir ve okuyucuya yüklenen sorumluluğu ile mirastır artık.
Yusuf ATILGAN’ın romanı; yinelenen hareketliliği ile gelen geçenin bol olduğu bir istasyonu, Yunan ordularına karşı savunmaya geçmediğinden adının bir vicdani süpürge olması niyetiyle konduğu aşikar olan ANAYURT OTELİ’ni, Anasının karnında dokuz ay sabredemeyip erken doğan ve doğduğu o otelin esvabına bürünmüş gibi hep sabırlı, hep bekleyen birine dönüşen, mevzu aşk olduğunda sıradanlığının dışına çıkan ama beklentilerinin yanıtsız kalmasıyla zaten var olan eğilimlerinin çürümeye dönüştürdüğü-ki yalnızlık çürütür- Zebercet karakterini, bir Anadolu kasabasının beşiğinde naçizane görüşüm “Nasıl Yaşarlar?” doğru sorusu ile bir araya getiriyor.
Bizleri; suçludan önce suçu hazırlayan toplumun fertleri olarak sanık ve çaresizliğimizle, müdahalesizliğimizle de tanık olarak bu hayatlara katıyor. 1973 yılında ilk kez yayınlanmasına rağmen baskıları tükenen, üzerinde çokça konuşulan ve konuşulmaya devam edeceğe benzeyen, birçok yazara kaynak olan bu ölümsüz eser; daha nice hayatlar vardır ki gün yüzüne çıkmamış içlenmesiyle de daha fazla edebiyat dedirtiyor bizlere.
Üzerinden yıllar da geçse beni dimağımdaki o tada ve izleğimdeki yerine çabasız ulaştırmasından dolayı sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum Yusuf ATILGAN’a.
Üye eleştirileri bölümü idefix üyelerinin kitaplara yaptıkları eleştirilerden derlenmektedir. Eğer siz de eleştirinizin bu bölümde yayınlanmasını istiyorsanız dilediğiniz kitabı idefix’te eleştirebilirsiniz. Eleştirileriniz idefix editörlerinin kontrolünden sonra değerlendirmeye alınacaktır.
Diğer Üye Eleştirileri Yazıları
Bazen Katiller Kurbanlarından Daha Ölüdür
'Hatıra' sözcüğü hep tek yumurta ikizi 'Hüzün'le gelir insanın aklına. Öyle ki, ne kadar hoş, ne kadar eğlenceli anlarınızı hatrınıza getirirseniz getirin, attığınız en şiddetli kahkahaların ardından çöküverir o hüzün üzerinize. Bir daha o günlere dönemeyecek olmanın hüznü. 'İstanbul Hatırası' da tam böyle bir kitap.
Esrarın ve saplantının kitabı
Christopher Priest’ın bol ödüllü fakat ülkemizde ancak film uyarlaması ile adını duyurabilmiş ve hala daha pek de okunmamış romanı bizi eğlencenin kanlı canlı olduğu zamanlara götürüyor.
Bilinç Akışından Süzülen Günlük
Arjantinli yazar ve okuma uzmanı Alberto Manguel'in genellikle okuma edimi üzerine olan kitapları YKY tarafından yakın zamanda basıldı. Ben şu an Okuma Günlüğü adlı yapıtını okuyorum.
Çöplüğün Generali, Bir Oya Baydar Romanı
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bu bir kitap tanıtımı ya da bir eleştiri değil. Sadece romanı okudum ve okurken bir yandan notlar aldım. Sadece, bu notların biraz derlenip toplanmış hali. Bunları paylaşmak istiyorum.
Cesur Bir Roman
Bernhard Schlink'in "Hafta Sonu" romanı, kasvetli ama samimi bir roman. Aslında biz yazarı "Okuyucu" romanıyla tanıdık. Ama kitabından önce filmiydi bizi etkileyen. Kate Winslet'ın canlandırdığı, okuma bilmediği halde kitaplara tutkun olan Hanna Schmitz'i kim unutabilir! Ya da onun bıkmadan dinlediği Çehov'un "Küçük Köpekli Kadın" hikayesini.









FriendFeed
Twitter