Kiran Desai'yi kimler, niye okuyacak ya da magazin edebiyatı öldürür mü?![]()
Üye Eleştirileri
sadakat üzerine karalamalar
topluigneKitabın ilk sayfalarından kendinizi en kötü sona hazırladığınız için kitap boyunca olan hiçbir olay sizi şaşırtmıyor... Ancak iyi bir anlatımla İnci Aral sizi sonuna kadar kitabına esir ediyor.Yalnız bu kitap bitmesini istemediğiniz kitapların aksine ilk andan itibaren bitse de rahatlasam dedirten türden, içiniz sıkılıyor, ruhunuz daralıyor ve bitirip sonu iyi biten bir kitap okuma ihtiyacı hissettiriyor...
Kitabın kadın kahramanının takıntı derecesinde aşık olduğu erkek karakteri biraz daha derinlikli olmalıydı diye düşündürüyor kitap, eğer baştan bir beyaz atlı prens yaratılsaydı okurlar Azra'yı aşkında haklı görebilir, onunla birlikte üzülebilirlerdi... Ancak daha ilk karşılaşmadan erkek kahramanın bozuk bir kişilik olduğu bu kadar açıkken ve herhangi bir cennet vaadetmezken kitabın tanıtım cümlesi olan cennette başlayan rüyayı okurun görmesi olanaksızlaşıyor... Bu kitapta eksik olan şey bir kaç sahnede de olsa Azra'nın bu kadar aşık olabildiği ve uğruna herşeyini feda ettiği adamın gözümüze hoş görünecek şekilde görünmemesi. Dolayısı ile yaptığı hiçbir olumsuz davranış okur için süpriz öğesi taşımıyor. Kitap gerekli heyecan ve gerilimi yansıtmaktan uzak kalıyor... Olayların tamamını tahmin edebildiğiniz bir roman okurken böyle bir romanda bulmayı umduğunuz şiirselliği de kahramanların olaylara yüzeysel yaklaşımlarından dolayı bulamıyorsunuz... Ancak en baştan da belirttiğim gibi herşeye rağmen İnci Aral okumanıza değecek bir roman yazmış...
Üye eleştirileri bölümü idefix üyelerinin kitaplara yaptıkları eleştirilerden derlenmektedir. Eğer siz de eleştirinizin bu bölümde yayınlanmasını istiyorsanız dilediğiniz kitabı idefix’te eleştirebilirsiniz. Eleştirileriniz idefix editörlerinin kontrolünden sonra değerlendirmeye alınacaktır.
Diğer Üye Eleştirileri Yazıları
Bazen Katiller Kurbanlarından Daha Ölüdür
'Hatıra' sözcüğü hep tek yumurta ikizi 'Hüzün'le gelir insanın aklına. Öyle ki, ne kadar hoş, ne kadar eğlenceli anlarınızı hatrınıza getirirseniz getirin, attığınız en şiddetli kahkahaların ardından çöküverir o hüzün üzerinize. Bir daha o günlere dönemeyecek olmanın hüznü. 'İstanbul Hatırası' da tam böyle bir kitap.
Esrarın ve saplantının kitabı
Christopher Priest’ın bol ödüllü fakat ülkemizde ancak film uyarlaması ile adını duyurabilmiş ve hala daha pek de okunmamış romanı bizi eğlencenin kanlı canlı olduğu zamanlara götürüyor.
Bilinç Akışından Süzülen Günlük
Arjantinli yazar ve okuma uzmanı Alberto Manguel'in genellikle okuma edimi üzerine olan kitapları YKY tarafından yakın zamanda basıldı. Ben şu an Okuma Günlüğü adlı yapıtını okuyorum.
Çöplüğün Generali, Bir Oya Baydar Romanı
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bu bir kitap tanıtımı ya da bir eleştiri değil. Sadece romanı okudum ve okurken bir yandan notlar aldım. Sadece, bu notların biraz derlenip toplanmış hali. Bunları paylaşmak istiyorum.
Cesur Bir Roman
Bernhard Schlink'in "Hafta Sonu" romanı, kasvetli ama samimi bir roman. Aslında biz yazarı "Okuyucu" romanıyla tanıdık. Ama kitabından önce filmiydi bizi etkileyen. Kate Winslet'ın canlandırdığı, okuma bilmediği halde kitaplara tutkun olan Hanna Schmitz'i kim unutabilir! Ya da onun bıkmadan dinlediği Çehov'un "Küçük Köpekli Kadın" hikayesini.








FriendFeed
Twitter