Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Çocuklardan Büyüklere Mektup!


Şahane
Toplam oy: 9

 

Okuma Kültürü Derneği’nin Türkiye Yayıncılar Birliği’yle yürüttüğü ortak çalışma kapsamında, çocukları yaz tatilinde kitap okumaya teşvik etmek amacıyla “Çocuklardan Büyüklere Mektup” yayınlandı! Çocuklar adına kaleme alınan, ‘birlikte’ okumaya dair önemli bir çağrı yapan mektup, çocukları kitaplarla buluşturmayı, kitap okumayı sosyal bir etkinlik haline getirmeyi, çocukların okuma ve anlama becerilerini büyükleriyle birlikte öğrenerek ve eğlenerek geliştirmelerini amaçlıyor.

 

“Çocuklardan Büyüklere Mektup”

Sevgili Büyüklerimiz,

 

Sonunda yaz tatili başladı. Çok mutluyuz. Kendimize ait zamanımız olacak. Daha çok oyun oynayacağız, daha çok uyuyacağız ve sizinle daha çok zaman geçireceğiz. Tatilin en güzel yanı da sizlerle “birlikte” olabilmek.

 

Biliyoruz, siz de boş durmuyorsunuz. Bizim için çeşit çeşit tatil planları yapıyor, hayaller kuruyorsunuz. Bu planların içinde tabii ki, “bol bol kitap okumak” da var. 

 

Ama “Kitap oku!” dediğinizde, hepimiz hemen okumaya başlamıyoruz değil mi? 

Biri size “Şöyle yap!” dediğinde, siz hemen onu yapıyor musunuz?

 

Okumak, insanları ve diğer canlıları tanımamıza ve anlamamıza yardımcı oluyor. Kitap okuyarak aklımızın, hayal gücümüzün gelişeceğini de (sık sık söylediğiniz için) biliyoruz. Olduğumuz yerden başka dünyaları da tanıyoruz. Evet, okudukça dünya büyüyor.

 

Bazılarımız, sizin hatırlatmanız gerekmeden okuma planlarını yaptılar bile. Okumayı çok ama çok seven, okuma alışkanlığı olan arkadaşlarımız var. Ne güzel...

 

Hepimiz aynı değiliz ama. Aramızda okumayı sevmeyenler de olabilir. Kitap okumayı ödev gibi görenler, ne kadar eğlenceli bir şey olduğunu bilmeyenler olabilir. Okuma güçlüğü çektiği, okuduğunu anlamadığı, ilgisini çeken ya da kendisi için “doğru” kitabı henüz bulamadığı için okumayı pek sevmediğini düşünenler de olabilir. 

 

Artık o kadar çok çeşitli kitaplar var ki... Her birimizin dünyasına, ilgi alanlarına, becerilerine uygun kitaplar var. Oralarda bir yerlerde, bizi bekliyor o kitaplar. Belki evimizdeki kitaplığın üst raflarında, belki kütüphanelerde, belki bir arkadaşımızın evinde, belki de bir kitapçıda.

 

O kitapları bulmak, düşündüğünüz kadar zor değil. Bize zaman ayırıp, bizimle konuşup, okuma hikâyemizi dinlemeniz, bizi yakından tanımanız ilk adım olabilir. Küçük bir adımla, büyük farklar yaratılabilir belki.

 

Şöyle yapsak ne dersiniz?

1.Önce, kitaplarla buluşsak...

 

a.Evin her yerinde (mutfakta, tuvalette, oturma odasında, her yerde) kitaplar olsa. Bazen beş dakika, bazen saatlerce okusak,

b.Beraber kitapçılara gitsek, kitapları birlikte incelesek, kurcalasak, sonra beğendiklerimizi nasıl edinebileceğimizi konuşsak,

c.Evimize en yakın halk kütüphanesine üye olsak (Evet, her mahallede kütüphane yok ama Türkiye’de 1157 halk kütüphanesi var),

d.Belki okul kütüphanemiz de yaz tatilinde bize ödünç kitap verebilir, bunu okulumuzdan öğrensek,

e. Arkadaşlarımızla kitap değiş-tokuşu yapsak

 

2.Kitap seçimini birlikte yapsak...

 

a.Birlikte okuyacağımız için, sizin de bizim de ilgimizi çeken kitapları bulsak,

b.Okuduğumuz kitapları çeşitlendirsek: Hikâyeler, bilim kurgu kitaplar, tarih kitapları, yemek kitapları, sporla ilgili kitaplar, çizgi romanlar, resimli kitaplar, dergiler ve daha neler neler,

 

3.Kitap okumayı sosyal bir etkinlik haline getirsek..

 

a.Birlikte okusak, okurken çok eğlensek,

b.Evden çıkarken, çantamıza mutlaka bir kitap atsak. Beklerken, bir yere giderken ara sıra sayfalarını karıştırsak,

c.Bilmediğimiz kelimeleri, olayları, duyguları birlikte araştırıp öğrensek,

d.Kitaplarda okuduklarımızı, hayatımıza taşısak. Mesela, akşam yemeğinde, yolculukta, uyumadan önce okuduklarımızla ilgili sohbet etsek,

e.Uzayla ilgili okuyorsak, bir gece, yıldızları izleyebileceğimiz bir yere gitsek. Yiyeceklerle ilgili okuyorsak, kolay tarifler bulup birlikte yemek yapsak. Kitapla ilgili müzeler, sergiler varsa, oralara gitsek, maketler yapsak, küçük (ve tehlikesiz) deneyler yapsak güzel olmaz mı? (Tamam, planlamayı siz yapabilirsiniz.)

f.Okurken, aklımıza gelen şiirleri bulup okusak, şarkıları bulup dinlesek, hatta bağıra çağıra söylesek (dans ederek de olabilir),kitaptaki olayları canlandırsak,

 

4.Okuma ve anlatma becerimizi eğlenerek geliştirsek...

 

a.Kelime oyunları oynasak, sorular sorsak,

b.Kitaplardaki olayları (sessiz sinema oyunu gibi) anlatsak ve birbirimizin bulmasını istesek,

Bütün bunları birlikte (sıkılmadan, üşenmeden, sabırla ve anlayışla) denesek, denesek, sonra tekrar denesek? Birlikte olmanın ve keşfetmenin tadını çıkarsak?

 

Biliyoruz, çok çabuk büyüyoruz. Çocukluğumuz da sizinle birlikte olduğumuz zamanlar da göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Kitap okumayla ilgili, bol bol anımızın olmasını çok isteriz. Büyüyünce bu anıları sevgiyle hatırlamayı da. Çocukluğumuzdan geriye, yaptığımız şeylerden çok, onları yaparken hissettiklerimiz kalacak aklımızda. Bu yüzden okumak, paylaşmak ve sımsıcak kucaklaşmak bizim için önemli.

 

Kitaplar televizyonla, tabletle, telefonla, internetle, video oyunlarıyla yarışması gereken bir boş zaman etkinliği olmasın. Yemek yemek, uyumak, oyun oynamak gibi, hayatımızın bir parçası olsun. Birlikte okuyalım, hayatımızda yepyeni sayfalar açalım.

 

Okudukça, biz de büyüyeceğiz, dünyamız da.

 

Sevgilerimizle,

Çocuklarınız

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

The Guardian, 21. yüzyılın en iyi 100 filmini seçti. Listeninin 38. sırasında Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği “Bir Zamanlar Anadolu”da yer aldı. The Guardian editörleri “slow sinema başyapıtı” olarak değerlendirdiği filmi, “Film br cinayet zanlısıyla ceset arayan memurların hikâyelerini anlatıyor. Ancak buldukları şey varoluşsal sancılar oluyor” ifadeleriyle özetledi.

Yunus Emre Enstitüsü tarafından Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da gerçekleştirilen “Türk Film Haftası” başladı.

Bu yıl yedinci kez gerçekleştirilecek Diyarbakır 7. Kitap Fuarı, 28 Eylül - 6 Ekim tarihleri arasında TÜYAP Diyarbakır Fuar ve Kongre Merkezi’nde olacak. Bölgenin kültürel yaşamına önemli katkıları olan Diyarbakır Kitap Fuarı, yedinci yılında dokuz gün boyunca kitapseverleri ağırlayacaktır.

Trendeki Yabancı, her ay yayımlanan bir öykü dergisi olarak yayın hayatına başladı. Türkiye’nin ilk öykü app’i olan uygulama basılmıyor, gazetecide-kitapçıda bulunmuyor, doğrudan telefona geliyor. Uygulamayı indirip her sayıda yayımlanacak 20 öyküyü okuyabilir, beğendiğiniz kısımlarının altını çizip paylaşabilirsiniz. Dergiye abone olunduğunda her sayının içeriği çevrimdışı da okunabiliyor.

Türk edebiyatının yeni kuşak seslerinden üç kadın yazar 28 Eylül Cumartesi Minoa Kitabevi’nde okurlarıyla buluşuyor. Kanayak kitabının yazarı Gamze Arslan, Ay Eskir Gün Işırken’in yazarı Fadime Uslu ve Bilinmeyen Sular’ın yazarı Mevsim Yenice’nin katılacağı etkinlikte üç yazarla Melike Koçak moderatörlüğünde “Parçalanmalar” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirilecek. 

 

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Yirminci yüzyıl ne çağıydı? Soğuk Savaş’ın mı çağıydı, aşırılıkların mı? Keşiflerin mi çağıydı; casusların, ajanların, bilmecelerin mi… 18. yüzyılın doğa bilimlerinin, 19. yüzyılın ise biyolojinin çağı olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Albert Camus, 20. yüzyılı korku çağı olarak nitelendiriyor. Doğrusu çok da haklı. Yirminci yüzyıldan miras kalan korkuyla her birimiz yüzleştik.