Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Sarayı albümü restore ediliyor



Toplam oy: 18

 

Milli Saraylar envanterine kayıtlı Sultan II. Abdülhamid Han fotoğraf albümlerinden 140 yıllık “Yıldız Sarayı” fotoğraf albümü, Dolmabahçe Sarayında bulunan Milli Saraylar cilt atölyesinde restore ediliyor. Milli Saraylar İdaresi Cilt Atölyesi Kurucusu mücellit Ahmet Kurnaz eser atölyeye ilk geldiğinde hasar görmüş kısımları fotoğraflayıp rapor ediyor. Yapılan raporlama işleminin ardından ise kullanılan malzemeye uygun malzeme seçimi ve temini gerçekleştiriyor. Keçi derisi ve kök boyası gibi malzemeler kullanılarak yapılan restorasyon işlemlerinden önce eser özenle temizleniyor. Yıldız Sarayı albümünde fotoğrafların çerçevelerin de ise Abdullah Biraderler ismi yazıyor. Kırmızı deri kaplı albümde, II. Abdülhamid dönemine ait Yıldız Şale ile Yıldız Sarayı'nın Mabeyn Köşkü, Limonluk Kasrı, Saat Kulesi ve Ferhan Ahırları bölümlerine ait fotoğrafların yer alıyor.

 

PDF formatında erişime açık

 

Sultan II. Abdülhamid Han tarafından Abdullah Biraderler'e hazırlatılan 140 yıllık “Yıldız Sarayı” fotoğraf albümü restorasyonu tamamlandığında Milli Saraylar Halife Abdülmecid Efendi Koleksiyonu'nda muhafaza edilmesi planlanıyor. Yıldız Sarayı albümü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açık erişim sisteminde Milli Saraylar Kütüphanesi Halife Abdülmecid Efendi Koleksiyonu başlığında tüm araştırmacılarına pdf formatında ulaşımına açık bir albüm.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Geçtiğimiz eylül ayında İstiklal Caddesi’nde kapılarını açan Meşher’in Ukraynalı sanatçı Alexis Gritchenko’nun 1919-1921 yılları arasında yaşadığı İstanbul’u konu aldığı eserlerinden oluşan “Alexis Gritchenko - İstanbul Yıll

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.