Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

İyi ki doğdun Harry Potter!



Toplam oy: 19

 

Temmuz Harry Potter hayranları için özel bir ay. 31 Temmuz serinin yaratıcısı J.K.Rowling ve Harry Potter’ın doğum günü. Harry Potter ve Hogwarts’ın büyülü dünyasıyla bundan 22 yıl önce tanıştık. 1997 yılında Harry Potter ve Felsefe Taşı kitabıyla başlayan bu serüven aradan geçen yıllarda 70 dile çevrildi; her serisi filme dönüştürülen devasa bir endüstri yarattı. J.K.Rowling’in Manchester’dan Londra’ya yaptığı bir tren yolculuğu sırasında aklına düşen Harry Potter fikri yıllar içinde gerçeğe dönüştü. Harry Potter hayranı milyonlarca kişi de dünyanın dört bir köşesinden “potterhead”ler tam adıyla Harry James Potter ile bu büyülü dünyada türlü maceralara atıldılar. 11. yaş gününde esrarengiz bir mektup sayesinde büyücü olduğunu öğrenen ve davet edildiği Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’nda okurları ve sinema severlere unutulmaz serüvenler yaşatan Harry Potter, öyle görünüyor ki hem edebiyat dünyasının hem de sinema ve seyahat endüstrisinin ışığı hiç sönmeyen karakterlerinden biri olacak.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Daha çok İstanbul’u ve şehir insanını acısıyla-sevinciyle etkileyici bir biçimde kaleme alan Sait Faik Abasıyanık, beş hikâyesiyle izleyicilerle buluşuyor.

Geçtiğimiz eylül ayında İstiklal Caddesi’nde kapılarını açan Meşher’in Ukraynalı sanatçı Alexis Gritchenko’nun 1919-1921 yılları arasında yaşadığı İstanbul’u konu aldığı eserlerinden oluşan “Alexis Gritchenko - İstanbul Yıll

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.