Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Arşivi

En çok okunanlar  


“Ben”den daha kötü bir “ben” vardır...

Dostoyevski, Sibirya’da esir tutulduğu dört yılın, içinde insanlığın geleceğine dair büyük bir iyimserlik uyandırdığını söyler. Çünkü ona göre, insan bir hapishanenin dehşetini yenebiliyorsa, her şeye katlanabilecek bir varlık olmalıdır.


Hürrem daha da kötü olsun, biraz içimiz soğusun...

İki sezondur televizyonda izliyoruz Hürrem Sultan’la Sultan Süleyman’ın aşkını. Bu ay içinde evlenecekler kısmetse. Üstelik tarihe bağlı kalarak ilerlerse senaristler, nikahları şehzadelerin sünnet düğününde (Bknz.


On Kişot: Yoksa Oğuz Atay postmodern değil miydi?

Hiç unutmam, bundan dört-beş yıl kadar önce bir kitap ekimizin yayın yönetmenine, ellerinde çok iyi genç kalemler olduğunu, bu kalemleri eleştiri konusunda teşvik etmenin başarılı sonuçlar verebileceğini söylemiş, ancak kendisinden Türkiye’de eleştirinin ya akademisyenler ya da kendini kanıtlamış yazarlar tarafından yapılabileceğini, geri kalanın ancak kitap tanıtım yazılarında kalması gerektiğ


2012 kıyametin tarihi mi?!

Derler ya insan yaşlandıkça küçülür küçülür, çocuklaşır hatta bebekleşir diye… İnanırım ben buna ve çok uzun yaşamayı hedeflemem hiç. İnsan kendini bilmedikten sonra, ne anlamı kalır gelip geçen günlerin ayların yılların… Ama hayat mucizelerle doludur ve aramızdan bazıları, bebekleşmek yerine yaşlandıkça devleşirler beklenmedik bir şekilde.


Kuantum edebiyatı

Ah o fotonlar… Fizikçiler ağız birliği etmişçesine kuantum mekaniğinin hayatlarımızı öyle pek de etkilemeyeceğine dair bize garantiler vermeye çalışsınlar, ah o fotonlar, aynı anda hem dalga hem de parçacık özelliği gösterdikleri anlaşıldığı günden beri, ben bunu duyduğumdan beri, hayatım bambaşka… Gözlendikleri anda huy değiştiriyorlar, dalga olacakken parçacık haline gelebiliyor, sonra vazgeç


Bakmak, görmek, duymak

Derler ki Amerika’nın yerlileri, sahillerinde bir gün ansızın bitiveren İspanyol gemilerini önceleri görememişler. Burunlarının ucunda durduğu halde koca koca gemiler, o güne değin görsel algılarında buna benzer bir şey bulunmadığı için, onlar sadece üzerinde hiçbir şey olmadığına inandıkları masmavi denizi izlemişler.


Yılsonu dökümleri...

Malumunuz, İdefix’in yazar seçkileri ile yılın en iyi romanları listesi, herkeslerin dilinde. Tabii yıl sonu itibariyle hepimizi aldı bir düşünce, koca yıl ne okuduk, hangileri en şahaneydi diye… Aslında İdefix, çok konuşulan bu seçkileri yayımlamasa bendeniz alt komşum Oylum Yılmaz Hanımefendi’nin seçtiği şahane kitaplarla yetiniyordum açıkçası.


Eleştiri, tamamen cinsel bir tercih mi?!!

Eleştirinin, eleştiri söylemlerinin cinsellikle doğrudan ilintili olduğunu düşündünüz mü hiç? Freud’un izinden gidenler, cinsel olandan tamamen bağımsız bir bölge var mı ki, diye manidar biçimde gülümseyeceklerdir şüphesiz bu soru karşısında. Ama soru sorudur işte ve cevap verebilmek için eleştiri işlevinin kendisini sorgulayarak işe başlamak gerekir.


İşgal

Dostoyevski dramatik bir şekilde sormuştu: Tanrı öldüyse insanın hali ne olacak? Tanrısız bir insan gerçekten var olabilir mi? Nietzche’nin cevabı ise oldukça açıktı: Tanrı ölmeli ve insan aşılmalı. Bizler ise Descartes, Kant, Hegel ve Comte’dan sonra durup şöyle düşünürüz: Tanrı öldü, öyleyse insan da öldü demektir.


Kaybedenler Kulübü neyi kaybetmişti?

Sevdiğim filmleri birden fazla izlemeyi severim, tıpkı sevdiğim kitapları birden fazla okumayı sevdiğim gibi… Tipik bir sabitfikirlilik hali, yani her şey yolunda… Kaybedenler Kulübü’nü de birden fazla izledim işte bu sabit duruş içerisinde.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Nobel en prestijli ödüllerden biri olarak biliniyor. Özellikle “Edebiyat” ödülleri her zaman yeni tartışmalara gebe. Nobel’i alan yazarlar kadar, aday gösterilip alamayan yazarlar da bu tartışmanın konusu. Hakkında bir borsa bile var biliyorsunuz.