Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Söyleşi Arşivi

En çok okunanlar  

Söyleşi


Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi: “Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”

Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi:


“Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”


İrem Çağıl ile söyleşi: “Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ



“Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 


"Hayvanlar her zaman ilacım olmuştur."

Tarkan Kaynar ile söyleşi:


"Hayvanlar her zaman ilacım olmuştur."


Ece KARAAĞAÇ

 


Kerem Yücel ile söyleşi: “İyi bir fotoğraf her zaman kendini anlatabilir.”

Kerem Yücel ile söyleşi:


“İyi bir fotoğraf her zaman kendini anlatabilir.”


Ece Karaağaç

 


Nermin Yıldırım ile söyleşi: Edebiyat ve başka hayatlara bakabilmek

Nermin Yıldırım ile söyleşi:

Edebiyat ve başka hayatlara bakabilmek


ECE KARAAĞAÇ

 


Esin Esen ile söyleşi: "Sözün ruhu" İstanbul'da

Esin Esen ile söyleşi:


"Sözün ruhu" İstanbul'da

 

ECE KARAAĞAÇ

 


Yankı Yazgan ile söyleşi

Yankı Yazgan ile söyleşi:

Edebiyat ve başka hayatlara bakabilmek

 

MEHMET ERKURT

 


Kalben ile söyleşi: Otobiyografik bir ilk albüm

Kalben ile söyleşi: Otobiyografik bir ilk albüm

 

Mehmet ERKURT

 


Çağdaş Erçelik ile söyleşi: Kuledibi'nde Dostoyevski

Çağdaş Erçelik ile söyleşi: Kuledibi'nde Dostoyevski

 

Mehmet ERKURT

 

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.