Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

İyi Kalbiyle Hüsrana Uğrayanlar: Dolunay Kadınları




Toplam oy: 80
Dolunay Kadınları bir “kadınlık halleri” romanı gibi görünse de hikâyenin altyapısında Umman’ın değişen ve dönüşen sürecini yansıtıyor. Yazar geleneği, kuşaklar arası çatışmayı, köleliği, adaleti ve adaletsizliği zemine oturtarak güçlü bir yapı inşa ediyor. Alharthi bu denli geçirgen bir kurguyu başarıyla sağlamış. Roman gücünü, klişe sayılabilecek konular etrafında dönerken, anlatısını katmanlarla güçlendiren dramatik yapısından alıyor.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu. Toplumsal içeriğe odaklı, didaktik anlatılardan ziyade Arap edebiyatı başlığı altında toplayabileceğimiz yeni eserler edebiyat güncesini yakalıyor.

 

Her yıl merakla beklenen Booker Ödülü bu yükselişe kayıtsız kalmadı ve son yıllarda ödül listesine Arap edebiyatından eserleri dâhil etti. 2018’de Iraklı yazar Ahmed Saadavi’nin vurucu romanı Frankestein Bağdat’ta kısa listeye kalarak tüm gözleri üzerinde toplamıştı. 2019’da ise ödül haberi geldi ve Ummanlı yazar Jokha Alharthi, Dolunay Kadınları romanıyla ödüle değer görüldü. Alharthi’nin “Sayyidat al-Qamr” adlı romanı, İngilizcede “Celestial Bodies” adıyla yayımlandı, ilklere imza atarak ödülün sahibi oldu. Roman, Booker Ödülü’ne layık görülen Arapçadan çevrilmiş ilk roman oldu. “Celestial Bodies” aynı zamanda yeni bir sürecin habercisi…

Coğrafyadan kadere düşen pay
Türk okurların kulak kabarttığı roman, Dolunay Kadınları olarak Türkçede yayımlandı. Üç kız kardeşin öyküsü üzerinden aileye ve bir coğrafyaya dair soruların peşine düşen yazar, zengin metaforlarıyla okura çok yönlü bir okuma sunuyor. Kitap yer yer Çehov’un Üç Kız Kardeş’iyle benzer çağrışımlara sahip. Romanın odaklandığı üç kız kardeş Meyye, Esma ve Havle kendi öyküleriyle başlı başlına bir temsil. Üç kadının ortak paydası ise yaşadıkları coğrafyadan kaderlerine düşen payı almış olmaları… Kırık bir kalple, sevmediği biriyle evlendirilen Meyye; bir görevi yerine getirircesine evlenen Esma; her şeye rağmen sevdiği adamla evlenmeyi seçen Havle; anneleri Zarife, babaları Azzan romanın bütününe ve meselesine hizmet eden birer sembol. Meyye’nin dünyanın ruhunu yakalamaya çalışırken bir tacirle evlendirilerek hüsrana uğraması; hayata bakışını en iyi anlatacak şekilde doğan çocuğuna Londra ismini vermesi, Havle’nin Kanada’ya göçen sevgilisini bekleyişi, anne ve kızları arasında geleneğin gölgesinde yaşanan ikilikler, çatışmalar, iyi kalbiyle hüsrana uğrayanlar, bir dikiş makinesi ve lüks marka otomobilin çağrıştırdığı kavramları sorgulamalar romanın gücünü pekiştiriyor. Alharthi’nin bunu yaparken oluşturduğu kurgu oldukça güçlü, zira romanda çok fazla karakter var. Yazar romanın en başında sunduğu soy ağacığıyla bizi karşılayacak hikâyenin çok sesliliğine dair ipuçlarını veriyor. Kronolojik bir akıştan ziyade geçmişle bugünü girişken şekilde kurguluyor ve karakterleri hem kendi ağzından hem üçüncü şahısların ağzından konuşturuyor.
Mitolojiden beslenen şiirsel dil
Dolunay Kadınları bu yönüyle bir “kadınlık halleri” romanı gibi görünse de hikâyenin altyapısında Umman’ın değişen ve dönüşen sürecini yansıtıyor. Yazar geleneği, kuşaklar arası çatışmayı, köleliği, adaleti ve adaletsizliği zemine oturtarak güçlü bir yapı inşa ediyor. Alharthi bu denli geçirgen bir kurguyu başarıyla sağlamış. Roman gücünü, klişe sayılabilecek konular etrafında dönerken, anlatısını katmanlarla güçlendiren dramatik yapısından alıyor. Öyküyü besleyen şiirsel, mitolojik ve dini atıflar edebiyatçı bir aileden gelen Alharthi’nin dilini lezzetli kılıyor. Çevirmen Süleyman Şahin’in Türkçedeki titiz çevirisi okumaya değer. Booker Uluslararası Ödülü jüri başkanı Bettany Hughes’ın, “Aklı da kalbi de ele geçiriyor” dediği Dolunay Kadınları, Umman’dan yükselen sesi duyurması ve hikâyesine herkesi dâhil etmesi hasebiyle üzerinde tartışılması, konuşulması gereken bir roman. Nispeten uzak olduğumuz Umman coğrafyasıyla ve edebiyatıyla tanışmak için de güzel bir fırsat.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Günümüz Türk şiirinin derviş kalem şairlerinden Said Yavuz’un üçüncü kitabı Üşüyen Eller Divanı Muhit Kitap’ın şiir kitaplığından okura sunuldu. Kitapta 24 şiir bulunuyor, buna dervişin bir günü diyebiliriz. Sıkıntısı olan birinin, isyan etmeden, kırmadan ve kızmadan; insan olma vasfını koruyarak ruhundaki yarayı paylaşmasına şahitlik ediyoruz.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.