Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Bir 20. Yüzyıl Kavramı: Divan Edebiyatı




Toplam oy: 76
Divan Edebiyatı kavramı bir redd-i miras hareketinin çocuğudur esasen. Namık Kemal’in “güzel giyinmiş bir cenazeye” benzettiği “eş’arı kadim” eleştirisi ile başlayan literatürün mantıki sonuçları 1945 yılında Abdülbaki Gölpınarlı’nın Divan Edebiyatı Beyanındadır kitabıdır. Kitap yayınlandığında Ataç tarafından bile ayıplanmıştır.... Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayatında da benzer bir dönüşüm ve özeleştiri mevcuttur.

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”. Rakipleri arasında havas edebiyatı, saray veya enderun edebiyatı, skolastik edebiyat, medrese edebiyatı, ümmet edebiyatı, Osmanlı edebiyatı, yüksek zümre edebiyatı, klasik edebiyat, klasik Türk edebiyatı vardır. Divan Edebiyatı kavramlaştırması yerine rakiplerinden biri seçilseydi yazının başlığı hemen hemen aynı kalırdı. Ali Canip Bey’in (Yöntem) 1924’te yayınlanan Edebiyat adlı ders kitabı Divan Edebiyatı kavramsallaştırmasının köklenmesinde pay sahibidir.


Redd-i miras hareketi
Yalçın Armağan İmkânsız Özerklik kitabında “Divan Edebiyatı” kavramının icat edilme macerasını çok güzel analiz eder. “Divan Edebiyatı” kavramı ve onun şimdi geride kalmış modern rakipleri geliştirilirken geçmişe ilişkin “kabullerden” ziyade o günün konjonktürünün gerektirdiği “redler” göz önüne alınmıştır. “Divan Edebiyatı” kavramı bir redd-i miras hareketinin çocuğudur esasen. Namık Kemal’in “güzel giyinmiş bir cenazeye” benzettiği “eş’arı kadim” eleştirisi ile başlayan literatürün mantıki sonuçları 1945 yılında Abdülbaki Gölpınarlı’nın Divan Edebiyatı Beyanındadır kitabıdır. Kitap yayınlandığında Ataç tarafından bile ayıplanmıştır. (Gölpınarlı bu kitabın yayınlanmasından 31 sene sonra 1976’da “O benim dünümdü” der, “İtiraf edeyim gerçekten ayıptı” dedikten sonra o kitabından dolayı artık ayıplanmamasını rica eder.) Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayatında da benzer bir dönüşüm ve özeleştiri mevcuttur.
Prof. Dr. Ömer Faruk Akün’ün İslam Ansiklopedisi için kaleme aldığı “Divan Edebiyatı” maddesi, “ironik” bir şekilde bu kavramsallaştırmayı eleştirir ve “Türlü verileriyle altı asır sürmüş koca bir edebiyatı yalnız divanlara inhisar ettirip onun çok çeşitli eserler verdiği birçok edebi nevi dışarıda bırakan, nesri ise hiç hesaba katmayan bu adlandırışın yanlışlığı kadar yetersizliği de meydandadır.” der. Akün’ün bu kavramsallaştırmaya yönelik bir eleştirisini temellendirmek için “Divan Edebiyatı” dediğimiz yapının Osmanlı’ya mahsus olmadığını Azerbaycan ve Çağatay’da da karşılığının bulunduğu vurgusunu yapar.
20. yüzyıla ait bir kavram “Divan Edebiyatı”. Bu kullanılmasına, tercih edilmesine engel midir? Bu ayrı bir tartışma konusu elbette. Ancak bu kavrama evvelden beri kullanılagelen kadim bir isimlendirme olmadığını fark etmemiz çok önemli.
Kavramların nasıl isimlendirildiğinin tarihçesinin de kavramların kendi tarihi kadar analiz edilmeye ihtiyacı var zira.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Günümüz Türk şiirinin derviş kalem şairlerinden Said Yavuz’un üçüncü kitabı Üşüyen Eller Divanı Muhit Kitap’ın şiir kitaplığından okura sunuldu. Kitapta 24 şiir bulunuyor, buna dervişin bir günü diyebiliriz. Sıkıntısı olan birinin, isyan etmeden, kırmadan ve kızmadan; insan olma vasfını koruyarak ruhundaki yarayı paylaşmasına şahitlik ediyoruz.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.