Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Fikri Sabit

Fikri Sabit

Yılsonu dökümleri...



Toplam oy: 11
2011 yılında yayımlanmış bazı kitaplar üzerine konuşmadan duramayacağımı hissediyorum. Buyurunuz yılsonu dökümlerine...

Malumunuz, İdefix’in yazar seçkileri ile yılın en iyi romanları listesi, herkeslerin dilinde. Tabii yıl sonu itibariyle hepimizi aldı bir düşünce, koca yıl ne okuduk, hangileri en şahaneydi diye… Aslında İdefix, çok konuşulan bu seçkileri yayımlamasa bendeniz alt komşum Oylum Yılmaz Hanımefendi’nin seçtiği şahane kitaplarla yetiniyordum açıkçası. Ancak, söz konusu seçkilerin içinde onunkilerle beraber pek çok önemli yazar ve eleştirmenin adını görünce, aldı içimi bir kıskançlık.

 

Endişelenilmesin, zira kıskanmakla yetinmedim, beni pas geçen İdefix’in yayın kuruluna inat kendi kişisel yılsonu listemi yapıverdim. Aslında liste yapmayı, edebiyatı listelemeyi pek sevmem, yine de 2011 yılında yayımlanmış bazı kitaplar üzerine konuşmadan duramayacağımı hissediyorum. Buyurunuz yılsonu dökümlerine.

 

 

Murathan Mungan - Şairin Romanı


Sanırım sadece bu yılın değil, önümüzdeki pek çok yılın da yüreklerdeki en iyi romanı olarak geçecek Şairin Romanı. Diyebilirim ki, bir fantastik kurgu tutkunu olarak, kendi dilinde bu türde bir başyapıt okuma keyfi 2011’e değdi... Darısı henüz okumayanların başına.

 

 

 

 

 

 

İsmail Güzelsoy - Çıt Yok  


Basımı yılın son aylarına geldiği için, ne yazık ki İsmail Güzelsoy’un son romanı “Çıt Yok”tan pek söz edilmedi. Ancak böyle bir talihsizliğe kurban gidecek bir roman değil “Çıt Yok”. Tıpkı diğer tüm İsmail Güzelsoy romanları gibi… İkinci Dünya Savaşı’nın karanlığında İstanbul’da geçen bir vampir öyküsünü kim okumak istemez. Korkuyu, ölümü ve bir türlü içine giremediğimiz o sessizliği kurcalayan “Çıt Yok” da, tıpkı “Şairin Romanı” gibi sadece bu yıla hapsolmaması gereken bir edebiyat eseri.

 

 

 

 

 

 

Hakan Günday - Az


Şüphesiz son yıllarda Türk edebiyatının en dikkat çeken yazarlarından biri Hakan Günday. Dil ve şiddet üzerine düşündürüyor en çok.  Fazla söze pek gerek yok, son romanı “Az”ın, 2011’in en iyi romanları listesine birincilikten girmesinden belli. 

 

 

 

 

 

 

 

 

George R.R.Martin - Buz ve Ateşin Şarkısı


Bu yıl hem dünyada hem Türkiye’de George R.R.Martin yılıydı desem, yeridir. Yazarın müthiş epik fantastik dizisi “Buz ve Ateşin Şarkısı” hem Türkçeleşti hem de televizyona uyarlandı, üstelik son derece de başarılı bir şekilde. Güce tapan, hiçbir iyiliğin cezasız kalmadığı, yani bizimkine çok benzeyen, bir dünyada geçen siyaset, entrika ve yine de umut dolu bu hikayeyi fantastik kurguyla arası iyi olmayanlar bile sevdi.

 

 

 

 

 

 

 

Chuck Palahniuk - Ölüm Pornosu


Porno kraliçesi Cassie Wright’ın 600 erkekle seks yaparak kıracağı dünya rekorunun ve bu rekora ortak olacak 72, 137 ve 600 numaralı üç erkeğin hikayesi şüphesiz çok çarpıcı, çok düşündürücü ve eğlenceli. Ancak “Ölüm Pornosu” üzerinden Türk yayıncılığının ve hukukun verdiği sınav… İşte üzerinde en çok düşünmemiz gereken mesele bu.

 

 

 

 

 

 

 

Marguerite Yourcenar - Bir Ölüm Bağışlamak


Trajedi, seçilen kadere mahkum olmak, sevdiğinin eliyle, sevdiğinin elinden ölmek değilse nedir? Dünya edebiyatın kraliçelerinden Marguerite Yourcenar, “Bir Ölüm Bağışlamak” ile insanlık trajedisine ortak oluyor, insan ruhunun karanlığında geziniyor. Savaş, kültürel yozlaşma, cinsellik ve aşk… Onun kalemi bu dört kelimenin temsil ettiği acıyı sanki daha da keskinleştiriyor.

 

 

 

 

 

 

Pattie Smith - Çoluk Çocuk

 

Pattie Smith’in “Çoluk Çocuk”u, 68 ruhuna dair yazılmış gerçek bir ağıt. Saflığı ve masumluğuyla göz yaşartan, vahşiliği ve cüretkarlığıyla harekete geçiren... Tıpkı etkileyici bir masal gibi...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Barış Bıçakçı - Sinek Isırıklarının Müellifi

 

Romanının yayımlanmasını bekleyen bir kahraman, sinek ısırıkları gibi insanı mühimsemeden geçip giden hayat ve edebiyat üzerine yayınevinin güzel editörüyle yapılan hayali konuşmalar… Barış Bıçakçı’nın, edebiyat ve hayat üzerine söyleyecek çok şeyi var. Hiç kuşkusuz kulak vermeye değiyor…

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Fikri Sabit Yazıları

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Roman eleştirisi yeterince okunmazken eleştiri üstüne eleştiri kim için olur ki? Bu benim sorum değil, edebiyat eleştirimizin usta isimlerinden Semih Gümüş’ün. Sorunun cevabı ondan geliyor yine: “Eleştirinin kendisi için elbette. Orada yaratıcılıkla düşüncenin derinliği, dünyanın merkezindeki potada erimektedir. O olmazsa edebiyatı ekseninde tutmak olanaksızlaşır.

Elimde üç Tanpınar kitabı, birini alıp birini bırakıyorum, sonra yine tekrar… Kapı Yayınları hemen hemen aynı anda çıkarmış bu üç incelemeyi. Bir Tanpınar Kitaplığı kurma isteğiyle… Handan İnci’nin Tanpınar Zamanı-Son Bakışlar, Besim F. Dellaloğlu’nun Modernleşmenin Zihniyet Dünyası-Bir Tanpınar Fetişizmi ve İbrahim Şahin’in Haz ve Günah-Bir Tanpınar Yorumu...

Semptomları aktardım: Her on dakikada bir yüreğin içine dolan, göğsün üstüne oturan ve sonsuza dek sürecek bir beyhudeliğe salan bir sıkıntı hali, boşluk ya da çok ama çok doluluk hissi… Teşhisi koyan ise annem: Fenalık geçiriyorsun…

Geçtiğimiz aylarda Kültür Bakanlığı sinema için verilen destek fonunu daha çok aile değerlerini ön plana çıkaran filmlere ayıracağına dair bir açıklama yapmıştı. Bilenler bilirler, bakanlığın verdiği destek bir filmi çekmek için yeterli değildir ama sinemacılar için hayati bir değeri vardır.

 

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun