Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

“Okul Kütüphaneleri ve Kütüphanecilerinin Okuma Kültürüne Etkisi” tartışıldı



Toplam oy: 6

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı hibesiyle hayata geçirdiği OKUYAY Platformu (Okuma Kültürünü Yaygınlaştırma Platformu) kapsamında düzenlenen OKUYAY Buluşmaları’nın altıncısı gerçekleşti. Okuma kültürünü desteklemeye çalışan STK’lere, aktivistlere ve gönüllülere destek vererek Türkiye ve Avrupa’daki iyi örnekleri Türkiye geneline yaymayı hedefleyen OKUYAY Platformu; düzenlediği etkinliklerle de okuma kültürünün gelişimine destek olmayı amaçlıyor. Bu amaçla OKUYAY Platformu’nun İstanbul Taksim’deki çalışma ofisinde düzenlenen OKUYAY Buluşmaları’nın altıncısı, “Okul Kütüphaneleri ve Kütüphanecilerinin Okuma Kültürüne Etkisi” başlığıyla ve konuyla ilgili alanlardan temsilcilerin katılımıyla gerçekleşti.

“Okul Kütüphaneleri ve Kütüphanecilerinin Okuma Kültürüne Etkisi” başlıklı toplantıda okul kütüphanelerinde, öğrencilerin ilgilerini kitaba ve kütüphaneye yöneltmek için yapılabilecek etkinlikler ve öğrencilerin kütüphanelere gelmesi için yapılması gerekenler konuşuldu. Toplantıda ayrıca, okul kütüphanecilerin okuma alışkanlığı ve merakı kazandırmada üstlendiği rol ile Türkçe ve edebiyat öğretmenleri başta olmak üzere öğretmenlerle yaptıkları işbirlikleri; okul kütüphanelerine nasıl kitap seçildiği ve seçilen kitapların özellikleri; kütüphanelerdeki süreli yayınların sayısı ve çeşitliliği; okul kütüphanelerinde dijital uygulamalar ve programlar gibi konulara da değinildi. Okul kütüphanecilerinin yayıncılarla kurdukları işbirlikleri ile okullarda yapılan kitap tanıtımı ve yazar etkinliklerinin önemi vurgulandı. Devlet okullarına kütüphaneci ataması yapılmasının gerekliliği, tüm katılımcıların vurguladığı bir ihtiyaç olarak ortaya konurken, devlet okullarının kütüphanelerindeki materyal eksiklerine dikkat çekildi. Okul kütüphanelerine seçilecek kitapların kütüphaneciler tarafından mutlaka okunması ve bu alanda ortak bilgilere ulaşmak için bir internet sitesinin kurulması gerektiği; öğrencilerin kütüphanelere alınacak kitapların seçiminde aktif olarak yer almasının ise ilgiyi arttırdığı vurgulandı.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Türkiye’nin ilk kurumsal dergilerinden biri olan Türk Kızılay dergisi, yayım hayatına kısa bir süre ara verdikten sonra, yeni bir solukla yeniden Türk halkının beğenisine sunuldu. Türk Kızılay’ın dergisinin yeni adı ise 1868 oldu.

Türk edebiyatının dünyada en çok okunan kitaplarından biri olan “Benim Adım Kırmızı”nın yayımlanmasının üzerinden 21 yıl geçti. Bütün dünyada beş milyona yakın satan kitap, dünya çapında akademisyenler, sanatçılar ve eleştirmenler tarafından kaleme alınan birçok makaleye ve araştırmaya konu oldu. Kitabın yayınlanmasının 21.

Kayseri’de bulunan Meryem Ana Kilisesi, belediyenin gerçekleştirdiği restorasyon çalışmaları sonucunda Şehir Kütüphanesi’ne dönüştürülüp hizmete açıldı. 19. yüzyılda yapıldığı belirtilen kilisenin restorasyon çalışmaları bir süredir devam ediyordu. Kütüphane 25 bin basılı, 22 bin elektronik, 3 bin sesli olmak üzere 50 bine yakın kitapla hizmet sunuyor.

Sarah Jio’nun Türk okurlarına ithaf ettiği yeni kitabı “Acı Tatlı Hayat Hikayem”, Pena Yayınları etiketiyle yakın zamanda raflarda yerini almaya hazırlanıyor. Romantik edebiyatın çok satan popüler ismi Jio’nun yeni kitabının kapağını sevenleri belirleyecek.

Çağrıştırdıklarıyla bile içimizi üşüten kış geldiyse şimdi teselliyi kitaplarda bulmanın tam zamanı. Böyle düşünen New Yorklular da kışın kasvetinden kitapların sayfalarına gömülerek kurtulmak istemişler. Geçtiğimiz günlerden New York Halk Kütüphanesi’nin yayınladığı “en çok ilgi gören kar kitapları” listesi de bunun bir göstergesi.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.