Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

“Patron beğenmeyebilir ama siz yazın!”


İyi
Toplam oy: 712

Alternatif tiyatro The Club’ın ilkini Metin Balay’la yaptığı tiyatro söyleşilerinin ikincisi geçen akşam düzenlendi. Mekanın kurucusu da olan, yönetmen, yazar ve oyuncu Cihan Sağlam’ın moderatörlüğünde gerçekleşen ‘Tiyatro-basın ilişkisi’ başlıklı söyleşide konuşmacılar; Birgün ve Radikal’de tiyatro eleştirileri yapan Yaşam Kaya, Habertürk’ün ‘Sahne Tozu’ köşesinin yazarı Ece Saruhan, Radikal Hayat'ın editörü ve tiyatro eleştirmeni Bahar Çuhadar, Sabit Fikir dergisinin editörü ve tiyatro eleştirmeni Nihan Bora ve Taraf gazetesi tiyatro eleştirmeni ve öykü yazarı Ferhat Uludere idi.

 

 

 

“Yangında ilk fedakarlık edilecek sayfa, kültür-sanat sayfalarıdır”

 

 

 

Tiyatronun varlığını sürdürebilmesi ve kitlelere ulaşabilmesinde medyanın gücü yadsınamaz. Basında bir oyunun nasıl tanıtıldığı da oyunun içeriği kadar önemli. Birçok genç tiyatro oyuncusunun katılımıyla gerçekleşen söyleşide, tiyatro-basın ilişkisinin bu niteliği tartışıldı.

 


Bahar Çuhadar, gazetelerdeki tiyatro haberlerinin azlığıyla ilgili “Yangında ilk fedakarlık edilecek sayfa, kültür-sanat sayfalarıdır. Keza Sabah gazetesi kültür-sanat ekini kaldırdı,” dedi. Zaten gittikçe azalan sayfalarda tiyatroya yer bulmanın güçlüğünden ve Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu gibi popüler tiyatroların magazin sayfalarında yer aldığından dem vurdu. “Ama sinema kutsaldır. Sinema yazarları hep vardır. Bugün ben bu işi yapmayı bıraksam, ‘yeni bir tiyatro eleştirmeni bulalım’ denmez,” diye ekledi.

 



Nihan Bora, “Gazetelerin kültür sanat için ayırdıkları sayfa sayısı çok az,” diyerek örnekler verdi. “Dolayısıyla tiyatroya yer bulmak zor. Tiyatro eleştirmeni de az. Haber yapılıyor ama eleştiri hiç yapılmıyor gibi. İkisi çok farklı şey aslında. Bir de “Tiyatro çok pahalı, biz nasıl gidelim ki,” mantığı var. İnsanların gitmeyeceği düşünüldüğü için de ayrılmıyor olabilir,” dedi.

 


2004’te tiyatro eleştirisi yazılmasının garipsendiğine değinen Yaşam Kaya, “Ben Türkiye’de tiyatro eleştirisi yayınlanan ilk kişiyim. İlk eleştirim 2 sayfaydı ama Sabah gazetesi bir paragrafa indirip yayınlamıştı. Hala editörleri sıkıştırarak tiyatro eleştirisi yazıyorum. Genç bir oyuncuyu, ünlü biriyle oynarsa haber yapabiliyorum. Bu sayfayı bireysel çabamla var etmeye çalışıyorum,” dedi.

 

 

 

 

“Patron beğenmeyebilir ama siz yazın!”

 

 

Ferhat Uludere, “Tiyatro bölgesel bir sanat. Sinema gibi dünyanın dört bir yanında oynanamıyor, evlerde izlenemiyor.  İstanbul’da, Taksim’e sıkışmış vaziyette. Hele Anadolu yakasındaki devlet tiyatrolarına neredeyse sadece orta yaş üstü kesim gidiyor. Ben kasabada büyüdüm, kasabalara tiyatronun en kötü, en ticari örnekleri gelir,” dedi.

 


Direklerarası Genel Koordinatörü Ömer Şahinbaş da söyleşiyi dinlemek üzere izleyiciler arasındaydı. Şahinbaş, “67 yıldır sahnede klasik ne varsa; tiyatro, bale, opera izleyen biriyim. Eskiden Afife Jale jürisi Kadıköy’e geçmiyordu. İlk Anadolu’ya çıkışımız Eskişehir’e gidişimiz oldu. Oradaki insanın tiyatroyla bağı sizler sayesinde oluyor. Patron beğenmeyebilir ama siz yazın lütfen,” dedi.

 

 

 

“Beğenmediğim oyunu yazmıyorum”

 

 

Moderatör Cihan Sağlam’ın “Yazdığınız yazılar ulaşmasını istediğiniz kitleye ulaşıyor mu?” sorusuna Bahar Çuhadar’ın yanıtı, “Eskiden sadece tanınan, bilinen tiyatrolara giderdim. Şimdi bir sürü tiyatro grubu var. Mail kutumda sürekli alternatif tiyatroların davetlerini görüyorum. Mümkün olduğunca onlara gitmeye çalışıyorum. Bunları çoğu kişi tanımıyor, ben de merak ediyorum benim yazılarımı kim okuyor diye. Bu konuda Twitter biraz belirleyici olmaya başladı. Gittiğim oyunları beğenmeyebiliyorum, beğenmediğim oyunu yazmıyorum,” oldu. Ece Saruhan “Ben de beğenmediğim oyunu yazmıyorum. Çünkü insanlar benim yazımı okuduğunda tiyatroya gitsin isterim, gitmesin değil,” diye ekledi. Nihan Bora da beğenmediği oyunu yazmadığını belirtirken, Yaşam Kaya ise geçmişte olumsuz eleştiri yaptığı bir yazıdan sonra aforoz edildiğini ve hatta baskılar yüzünden 1 yıl boyunca basından uzaklaştırıldığını ilk kez burada itiraf etti.

 

 

 

“Eser sahibi eserinin tanıtılmasını istiyor, eleştirilmesini değil”

 

 

Taraf gazetesine haftalık tiyatro eleştirileri yazan Ferhat Uludere, “Ben tek gün, tek oyun yazabileceğim için haftada tek oyun izliyorum ve kötü de olsa yazıyorum. İzlediğim, beğenmediğim bir şeyi yazmak zorundayım. Eser sahibi çoğunlukla eserinin tanıtılmasını istiyor, eleştirilmesini değil,” dedi. Yaşam Kaya, “Aktif bir biçimde tiyatro eleştirisi yapan 5-6 kişiyiz. Tiyatro Eleştirmenleri Birliği kendini toplumdan soyutlamış durumda,” diye ekledi.
Söyleşinin ikinci yarısında tiyatroların özelleştirilmesine karşı yapılan eylemlerden ve eylemlere olan katılımın azlığından bahsedildi. Alternatif tiyatro oyuncularının izleyenlerin çoğunluğunda olduğu söyleşi, genç tiyatrocuların konuklara sorduğu sorularla son buldu.

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Bosna’nın millî şairi ve Aliya İzzetbegoviç’in yakın arkadaşlarından Cemalettin Latiç için Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi tarafından, İBB Kültür Daire Başkanlığı’nın desteğiyle bir saygı programı düzenleniyor.

1965 ile 1975 yılları arasında İstanbul Ansiklopedisi’ne madde hazırlayan arkeolog, müzeci ve yazar Erdem Yücel, Koçu’nun çalışma yöntemleri ve yayının oluşumuna dair tanıklıklarını anlatacak: “Reşad Ekrem Koçu’yu 1952 yılında Vefa Lisesi’nde tanımıştım.

Bu yıl 4.’üncüsü düzenlenecek olan “Uluslararası Türkiye Arapça Kitap ve Kültür Günleri” 22 Şubat’ta Üsküdar Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde kitapseverlere kapılarını açıyor.

Uluslararası İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali’nin on birincisi 12 Şubat 2019 Salı günü başlıyor. Onursal Başkanlığı’nı Doğan Hızlan’ın yaptığı Uluslararası İstanbul Şiir Festivali’ne bu yıl, 12’si yurtdışından, 11’i Türkiye’den olmak üzere toplam 23 şair ve yazar katılıyor.

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.