Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

“Patron beğenmeyebilir ama siz yazın!”



Toplam oy: 738

Alternatif tiyatro The Club’ın ilkini Metin Balay’la yaptığı tiyatro söyleşilerinin ikincisi geçen akşam düzenlendi. Mekanın kurucusu da olan, yönetmen, yazar ve oyuncu Cihan Sağlam’ın moderatörlüğünde gerçekleşen ‘Tiyatro-basın ilişkisi’ başlıklı söyleşide konuşmacılar; Birgün ve Radikal’de tiyatro eleştirileri yapan Yaşam Kaya, Habertürk’ün ‘Sahne Tozu’ köşesinin yazarı Ece Saruhan, Radikal Hayat'ın editörü ve tiyatro eleştirmeni Bahar Çuhadar, Sabit Fikir dergisinin editörü ve tiyatro eleştirmeni Nihan Bora ve Taraf gazetesi tiyatro eleştirmeni ve öykü yazarı Ferhat Uludere idi.

 

 

 

“Yangında ilk fedakarlık edilecek sayfa, kültür-sanat sayfalarıdır”

 

 

 

Tiyatronun varlığını sürdürebilmesi ve kitlelere ulaşabilmesinde medyanın gücü yadsınamaz. Basında bir oyunun nasıl tanıtıldığı da oyunun içeriği kadar önemli. Birçok genç tiyatro oyuncusunun katılımıyla gerçekleşen söyleşide, tiyatro-basın ilişkisinin bu niteliği tartışıldı.

 


Bahar Çuhadar, gazetelerdeki tiyatro haberlerinin azlığıyla ilgili “Yangında ilk fedakarlık edilecek sayfa, kültür-sanat sayfalarıdır. Keza Sabah gazetesi kültür-sanat ekini kaldırdı,” dedi. Zaten gittikçe azalan sayfalarda tiyatroya yer bulmanın güçlüğünden ve Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu gibi popüler tiyatroların magazin sayfalarında yer aldığından dem vurdu. “Ama sinema kutsaldır. Sinema yazarları hep vardır. Bugün ben bu işi yapmayı bıraksam, ‘yeni bir tiyatro eleştirmeni bulalım’ denmez,” diye ekledi.

 



Nihan Bora, “Gazetelerin kültür sanat için ayırdıkları sayfa sayısı çok az,” diyerek örnekler verdi. “Dolayısıyla tiyatroya yer bulmak zor. Tiyatro eleştirmeni de az. Haber yapılıyor ama eleştiri hiç yapılmıyor gibi. İkisi çok farklı şey aslında. Bir de “Tiyatro çok pahalı, biz nasıl gidelim ki,” mantığı var. İnsanların gitmeyeceği düşünüldüğü için de ayrılmıyor olabilir,” dedi.

 


2004’te tiyatro eleştirisi yazılmasının garipsendiğine değinen Yaşam Kaya, “Ben Türkiye’de tiyatro eleştirisi yayınlanan ilk kişiyim. İlk eleştirim 2 sayfaydı ama Sabah gazetesi bir paragrafa indirip yayınlamıştı. Hala editörleri sıkıştırarak tiyatro eleştirisi yazıyorum. Genç bir oyuncuyu, ünlü biriyle oynarsa haber yapabiliyorum. Bu sayfayı bireysel çabamla var etmeye çalışıyorum,” dedi.

 

 

 

 

“Patron beğenmeyebilir ama siz yazın!”

 

 

Ferhat Uludere, “Tiyatro bölgesel bir sanat. Sinema gibi dünyanın dört bir yanında oynanamıyor, evlerde izlenemiyor.  İstanbul’da, Taksim’e sıkışmış vaziyette. Hele Anadolu yakasındaki devlet tiyatrolarına neredeyse sadece orta yaş üstü kesim gidiyor. Ben kasabada büyüdüm, kasabalara tiyatronun en kötü, en ticari örnekleri gelir,” dedi.

 


Direklerarası Genel Koordinatörü Ömer Şahinbaş da söyleşiyi dinlemek üzere izleyiciler arasındaydı. Şahinbaş, “67 yıldır sahnede klasik ne varsa; tiyatro, bale, opera izleyen biriyim. Eskiden Afife Jale jürisi Kadıköy’e geçmiyordu. İlk Anadolu’ya çıkışımız Eskişehir’e gidişimiz oldu. Oradaki insanın tiyatroyla bağı sizler sayesinde oluyor. Patron beğenmeyebilir ama siz yazın lütfen,” dedi.

 

 

 

“Beğenmediğim oyunu yazmıyorum”

 

 

Moderatör Cihan Sağlam’ın “Yazdığınız yazılar ulaşmasını istediğiniz kitleye ulaşıyor mu?” sorusuna Bahar Çuhadar’ın yanıtı, “Eskiden sadece tanınan, bilinen tiyatrolara giderdim. Şimdi bir sürü tiyatro grubu var. Mail kutumda sürekli alternatif tiyatroların davetlerini görüyorum. Mümkün olduğunca onlara gitmeye çalışıyorum. Bunları çoğu kişi tanımıyor, ben de merak ediyorum benim yazılarımı kim okuyor diye. Bu konuda Twitter biraz belirleyici olmaya başladı. Gittiğim oyunları beğenmeyebiliyorum, beğenmediğim oyunu yazmıyorum,” oldu. Ece Saruhan “Ben de beğenmediğim oyunu yazmıyorum. Çünkü insanlar benim yazımı okuduğunda tiyatroya gitsin isterim, gitmesin değil,” diye ekledi. Nihan Bora da beğenmediği oyunu yazmadığını belirtirken, Yaşam Kaya ise geçmişte olumsuz eleştiri yaptığı bir yazıdan sonra aforoz edildiğini ve hatta baskılar yüzünden 1 yıl boyunca basından uzaklaştırıldığını ilk kez burada itiraf etti.

 

 

 

“Eser sahibi eserinin tanıtılmasını istiyor, eleştirilmesini değil”

 

 

Taraf gazetesine haftalık tiyatro eleştirileri yazan Ferhat Uludere, “Ben tek gün, tek oyun yazabileceğim için haftada tek oyun izliyorum ve kötü de olsa yazıyorum. İzlediğim, beğenmediğim bir şeyi yazmak zorundayım. Eser sahibi çoğunlukla eserinin tanıtılmasını istiyor, eleştirilmesini değil,” dedi. Yaşam Kaya, “Aktif bir biçimde tiyatro eleştirisi yapan 5-6 kişiyiz. Tiyatro Eleştirmenleri Birliği kendini toplumdan soyutlamış durumda,” diye ekledi.
Söyleşinin ikinci yarısında tiyatroların özelleştirilmesine karşı yapılan eylemlerden ve eylemlere olan katılımın azlığından bahsedildi. Alternatif tiyatro oyuncularının izleyenlerin çoğunluğunda olduğu söyleşi, genç tiyatrocuların konuklara sorduğu sorularla son buldu.

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Fransız devi Louis Vuitton, sanatseverler ve kalem, kırtasiye tutkunları için şık ve bir o kadar da lüks bir tasarıma imza attı.

Küresel arama motoru Google, özel günler için hazırladığı çalışmalara bir yenisini daha ekledi.

Yalnızca filmleriyle değil fotoğraflarıyla da sevdiğimiz yönetmen, senarist ve fotoğrafçı N

Faruk Duman, hep kitap etiketiyle yayımlanan, “Sus Barbatus!”

Söyleşi

Sanat eleştirmeni Samed Karagöz, gazete ve dergilerde çağdaş sanat hakkında kaleme aldığı yazılarını Kamçatka (Profil Yayınları) adlı kitabında bir araya topladı. Karagöz, sanat üzerine yazarken, eleştirirken sanata karşı gösterdiği tutkulu bağlılığı ve sevgiyi hiç kaybetmeden, okuru için özel bir yol haritası da çiziyor.

ŞahaneBirKitap

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Editörden

Kitaplarla ilgili internet sitelerini, dergileri karıştırdığınızda karşınıza çıkan en ilgi çekici içerik, “Hangi kitabı okumalıyım?” sorusuna verilen cevaplardır. Bu cevaplar genelde ortalama bir anlayışın yansımasıdır. Kitap okumak seçkin bir eylemdir ve kitap okuyacak kişi de, bu özel eylemi gerçekleştirmek için en “seçkin” kitabı bulmalıdır.