Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

'Bu ülkeyi seviyorum' diyen Pamuk gündeme dair konuştu



Toplam oy: 808

 

Amerikan PBS televizyonunda ünlü sunucu Charlie Rose'un sorularını yanıtlayan Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, bir soru üzerine, Türkiye'de laikliğin gerilediğini düşünmediğini belirtti.

 

Türkiye'nin uygar ülkeler topluluğunun bir üyesi olma doğrultusunda ilerlemekte olduğu ana yolu değiştirdiği ve Mustafa Kemal Atatürk'ün çağdaş medeniyetlere ulaşma hedefine ihanet edildiği düşüncesinde olmadığını ifade eden Pamuk, "Ancak (Türkiye) bu süreci biraz yavaş götürüyor. Umduğumuz ölçüde başarılı gitmiyor" dedi.

 

Pamuk, iktidardaki AKP'nin, önceki yönetimlere göre daha dindar politikacılardan kurulu bir parti olduğunu, ancak ülkenin daha dindar bir yapıya doğru gittiğini sanmadığını kaydetti.

 

Türkiye'deki yaşam tarzı ve kültürel dokuda da radikal bir değişimin yaşanmadığını söyleyen Pamuk, "Laikliğin korunması konusunda kaygılar var, ama bence ülke daha dindar bir hale gelmiyor. Bundan 10-20 yıl önce sokakta içki içen insanlar göremezdiniz" diye konuştu.

 

Pamuk, "Ama daha fazla başörtülü kadın görüyorsunuz? Bu bir anlam ifade ediyor mu?" şeklindeki bir soru üzerine, "başörtülü kadın sayısının az ya da fazla olmasının bu konuda bir kriter olmaması gerektiğini" söyledi.

 

"Benim değerlerim açısımdan, herkes ne istiyorsa onu yapabilmeli" diyen Pamuk, "ordu bize, 'eğer üniversiteye, hastaneye girmek istiyorsanız başörtünüzü çıkarın' dememeli. Türk kadınlarına ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılmamalı.

 

Benim değerlerim, özgürlükleri, ifade özgürlüğünü, demokrasiyi, laikliği, kültürel ve siyasi değerleri temel alıyor. Bunlara sahip olduğumuz zaman, insanlar hissettikleri doğrultuda davranabilmeli" diye konuştu.

 

Pamuk, Türkiye'de liberaller ile muhafazakarlar arasındaki çekişmenin de yeni olmadığını, bu durumun yüzyıldır devam ettiğini kaydetti.

 

'Ordunun gücünün azalmasından mutluyum'

 

Bir soru üzerine, AKP'nin ordunun gücünü azalttığını ve bunun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın en başarılı olduğu konu olduğunu ifade eden Pamuk, Türkiye'de ordunun gücünün azaltılmış olmasından mutluluk duyduğunu, ancak bu durumun bazı kesimlerde laiklik konusundaki kaygıları artırdığını belirtti.

 

Türkiye'de ifade özgürlüğü, hoşgörü, geleneksel kültür ve modernlik arasında her zaman "zigzaglar" olduğunu kaydeden Pamuk, "laiklik konusundaki kaygılar malesef ordunun demokrasiye müdahalesi için zemin hazırlıyor" dedi.

 

Pamuk, bununla birlikte, Türk halkı olarak laikliği ordunun gücüne ihtiyaç duymadan koruyabilmeleri gerektiğini kaydederek, "ordu lütfen gel, bizi kurtar" şeklinde bir yaklaşım içinde olunmasını doğru bulmadığını söyledi. Pamuk, laikliği korumak için darbe yapmanın Atatürk'ün modern ve açık toplum idealiyle de bağdaşmadığını kaydetti.

 

'Ergenekon soruşturmasını ciddiye alıyorum'

 

"Ergenekon" soruşturmasına dair düşüncesinin sorulması üzerine de Pamuk, bu davaları ciddiye aldığını ve darbe girişimlerine dair gazetelerde okuduklarının kendisini ikna ettiğini, Türk halkının da buna ikna olduğunu düşündüğünü belirtti.

 

Pamuk, Türkiye'nin tarihinde çok sayıda darbe ve darbe girişiminin olduğuna işaret ederek, bu nedenle hakimlerin darbe iddialarını araştırmasını olumlu bulduğunu kaydetti.

 

'Gazetecilerin tutuklanması kabul edilemez' 

 

Bir soru üzerine Pamuk, Türkiye'de gazetecilerin tutuklanmasını kabul edilemez bulduğunu kaydetti.

 

Hükümet yanlısı gazetelerin bile bu tutuklamalarını eleştirdiğini söyleyen Pamuk, "Malesef şu anda Türkiye'de 50'den fazla gazeteci cezaevinde. Bu ülkenin en sevilen politikacılarından Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit de hapse girmişti, ama tekrar iktidara geldiklerinde ifade özgürlüğü konusunda reformlar yapmadılar, bunu yapmalılardı" diye konuştu.

 

Pamuk, geçmişte yazıları ve sözleri nedeniyle kendisi hakkında dava açılmasıyla ilgili soru üzerine, kendisinin durumunun geçmişteki yazarların yaşadıklarına göre daha "hafif" kaldığını ama uluslararası arenada tanırlılığı nedeniyle daha görünür hale geldiğini ifade ederek, "Şikayet etmek, şu ya da bu oldu demek istemiyorum. Geleceğe bakıyorum" dedi.

 

'Partilerce kullanılan retorik beni endişelendiriyor'

 

Türkiye'de seçimler öncesinde partiler arasındaki "siyasi kavgada" kullanılan retoriğin kendisini endişelendirdiğini de kaydeden Pamuk, bunun ifade özgürlüğünden çok fanatizmle alakalı olduğunu belirtti.

 

Sokaklarda gördüğü insanların bu kavgaya çok fazla girmediğini gözlemlediğini ifade eden Pamuk, hoşgörü ve uzlaşı kültürü, dili ve söyleminin henüz Türkiye'de yerleşmediğini, ancak bunun olacağına dair umutlu olduğunu kaydetti.

 

'AB'ye karşı intikamcı olmamalı'

 

Pamuk, bir soru üzerine, AB'nin Türkiye'ye "ikinci sınıf vatandaş" muamelesi yapmasının Türkiye'de kızgınlık yaratmasını anladığını ama bunun "intikam" düşüncesiyle "madem bizi almıyorsunuz, Arap ülkelerine yönelelim" gibi bir tavra dönüşmemesi gerektiğini dile getirdi. Pamuk, Türkiye'nin Avrupa'dan uzaklaştığı yönünde çok fazla kaygısının olmadığını da belirtti.

 

"Arap Baharının Türkiye'ye de gelip gelmeyeceğine" yönelik soru üzerine Pamuk, Türkiye'nin "Arap Baharı"na ihtiyacı olmadığını, Arap ülkelerinin bu halk hareketleriyle sadece siyasi değil, kültürel ve sosyal anlamda da daha açık bir yapıya doğru gideceğini düşündüğünü söyledi.

 

Pamuk, "Türkiye, bir ülkenin Müslüman ve aynı zamanda çoğulcu, laik ve demokratik olabildiğini kanıtlıyor mu?" şeklindeki bir soru üzerine, Türkiye'nin bunu yapmaya çalıştığını ifade ederek, "Türkiye'nin yakında tam demokrasi ve gelişmiş, güçlü bir ekonomi olacağına kuvvetle inanıyorum. Henüz değil, ama o yolda ilerliyor. Bu yolda kendimize güvenimizi kaybetmemeliyiz" dedi.

 

'Bu ülkeyi seviyorum'

 

Bir soru üzerine, Türkiye'nin İsrail de dahil olmak üzere tüm Ortadoğu ülkeleriyle dostça ilişkiler geliştirmesi gerektiğini söyleyen Pamuk, aralarında bazı gerginlikler yaşansa da İsrail'in Türkiye'nin düşmanı olması gibi bir durumun sözkonusu olduğunu düşünmediğini kaydetti.

 

Pamuk, bir başka soru üzerine, Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy'nin Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmasının geçici bir politika olduğu görüşünü dile getirdi.

 

Yazar Orhan Pamuk, "neden İstanbul'da yaşıyorsunuz?" sorusunu da, "Burası benim hayatım, bütün hayatım bu kentte geçti. Evet, üzerimde baskılar var, evet korumayla dolaşıyorum ama bu ülkeyi seviyorum" diye yanıtladı.

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

"Da Vinci Şifresi", "Melekler ve Şeytanlar", "Cehennem" gibi kitaplarıyla bütün dünyada büyük yankı uyandıran Dan Brown, Türk hayranlarıyla ilk kez D&R canlı yayınında buluşacak. 

 

Yunus Nadi Abalıoğlu’nun ismini yaşatmak için 1946 yılından beri düzenlenen Yunus Nadi Ödülleri’nin kazananlar açıklandı. Pandemi sebebiyle dijital ortamda duyurulan ödüller 6 kategoride düzenlendi ve toplamda 8 isim ödüle layık görüldü. Salgının durumuna göre ödül töreninin kasım ayında yapılması planlanmaktadır.

 

Ailesi tarafından yazar, şair ve doktor Ceyhun Atuf Kansu adına 1986 yılından beri düzenlenen şiir ödülü, salgından dolayı bir yıl ertelendi. Yapılan açıklamaya göre 2021 yılında Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü için aday yapıt alınmayacak ve ödül verilmeyecek. Ödül, aradan geçen iki yılda (2020 ve 2021) çıkan kitaplar ve hazırlanan dosyalar üzerinden 2022’de yeniden verilmeye başlanacak.

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Hayatımız Kitap programının bugün online olarak yayınlanacak dördüncü bölümünde Metin Celal'in konuğu yazar ve yayıncı Mine Soysal olacak! Programda ülkemizde yayıncılığı, çocuk yayıncılığının sorunlarını, çözüm yollarını, Soysal'ın yayıncılığını ve yazarlığını konuşulacak.

 

Tarih: 15 Ekim 2020 Perşembe (Bugün)

Saat: 21:00-21:45 

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği tarafından iki ayda bir yayımlanacak olan Olağan Hikâye, ilk sayısında “Gerçekliği Yeniden Düşünmek” dosyasıyla yayımlandı.  Hakikat, kurmaca ve zaman ilişkisi üzerinden gerçekliğin hikâyedeki günümüz yansımalarının izini süren yazılarda, bu alanda usta kalemlerin imzası var.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.