Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Cümle Kapısı



Toplam oy: 56
İthaki Yayınları, 1920’li yıllarda pek çok roman yazan ve döneminde adından söz ettiren, fakat zamanla unutulan Suat Derviş’in metinlerini bir bir gün yüzüne çıkarmayı sürdürüyor.

Kişilerin, fikirlerin ve nesnelerin ‘zaman’ ile çözümü belki de imkânsız, sımsıkı bir bağı olduğunu düşünmüşümdür hep. Zamanın kendi boyutları içerisinde var ettiği pek çok şey gibi edebiyat eserleri de o bağdan nasibini alıyor; hem iyi hem kötü etkiler görebiliyor. Kimi öyle iyi seçiyor ki doğacağı günü, ederinden çok kıymet görüyor. Günümüzde el üstünde tutulan pek çok metnin esasında bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini bize gösterecek olan da, nihayetinde, yine zamanın kendisi olacak. Öte yandan bazı metinlerin doğumlarından belki iki asır sonra fark edildiğini, kendi zamanlarından bağımsız başka bir boyutta yeniden ama bu defa adamakıllı bir varlık üretebildiklerini görüyoruz. Bunu mümkün kılan “zamanını arayan” metnin kendisi olduğu gibi, nitelikli ve ‘geri görüşlü’ yayıncılar da.

 

İthaki Yayınları, 1920’li yıllarda pek çok roman yazan ve döneminde adından söz ettiren, fakat zamanla unutulan Suat Derviş’in metinlerini bir bir gün yüzüne çıkarmayı sürdürüyor. Yayınevinin son bastığı Derviş kitaplarından biri olan İstanbul’un Bir Gecesi, hakkında düşünmeyi ve üzerine yazılmayı hak eden bir tefrika roman. Öyle ki, kitapta önsöz niyetine yer verilen Çimen Günay Erkol’dan öğrendiğimiz üzere, söz konusu roman Suat Derviş’in edebiyatta “hayali değil hayatı” önemsemeye başladığı kırılmanın ilk ürünü. Önceki metinlerdeki atmosferi şaşalı bir konak ile tarifleyecek olursak, İstanbul’un Bir Gecesi’nde Cavit ile Saffet’in düğünü üzerinden devrin memleket ve toplum portresini çizen Derviş’in artık cümle kapısından çıkmış olduğunu görürüz.

 

Yazarın söz konusu portreyi bir düğünde çizmeye girişmesi boşuna değildir zira bu vesileyle bir araya getirdiği üst-zümrenin dışarıdaki toplumdan ayrılmış, “kendi konaklarında ve sokak yokmuşçasına” yaşamlar sürdürdüğünü göstermek ister. Öte yandan sokağı, tramvay kazasında yaralanan Memduh’un biçare annesi Zeliha ve hırsızlık sebebiyle “yatıp çıkmış”, çaresiz durumdaki Vasıf gibi karakterlerle tarifler. Karakter kurgusunda asıl önemli olan, birbirlerinden kesinkes ayrılan toplumun bu iki tipi arasında köprü görevi gören muhasebeci Ali gibi karakterlerin varlığıdır. Yazar böylece, aynı rotada olmayı bile düşlemeyen karakterlerinin bir biçimde yollarını kesiştirir ve hakiki bir portre sunar. Kendini, bugünden handiyse yüz yıl öncesini gösteren bir resmin karşısında bulan okur fırça darbelerinde kaybolmak ya da renkleri ayırt etmeye çalışmakta özgürdür.

 

“Bu akşam bu düğün evinin kapısına başkalarının lütuf ü mürüvvetinden kurtuluş ümit eden, zelil, sefil, kudretsiz, kuvvetsiz bir ihtiyar gelmişti. Şimdi şu anda bu düğün evinin bahçe kapısından dışarı kimseden ümidi kalmadan çıkan bu ihtiyar adamın alnında ve gözlerinde tuhaf bir gururun izleri parlıyordu.” (s. 224)

 

Roman, yalnız zamanını iyi tarifleyen bir metin olduğundan değil, yazarın, karakterlerin kendileri ve ötekiler hakkındaki görüşlerini handiyse doğru psikolojik çözümlemeler ile vermesiyle de önemlidir. Temsili bir düğün ile toplumu uçlarından bitiştiren yazar, organizasyonu aynı zamanda görünmez bir empati aracı olarak sunar ve toplumun ‘altını üstüne getirmeyi’ dener.

 

İstanbul’un Bir Gecesi, belki vaktinde doğmamış ama bugüne “geçmişe dönük bir ayna” olarak yakışan bir metin. Suat Derviş’in onca metni arasında ön plana çıkardığı roman, kitabevlerinde okurunu bekliyor.

 

 

İSTANBUL’UN BİR GECESİ
Suat Derviş

İTHAKİ YAYINLARI 2018

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Bu yıl yedinci kez gerçekleştirilecek Diyarbakır 7. Kitap Fuarı, 28 Eylül - 6 Ekim tarihleri arasında TÜYAP Diyarbakır Fuar ve Kongre Merkezi’nde olacak. Bölgenin kültürel yaşamına önemli katkıları olan Diyarbakır Kitap Fuarı, yedinci yılında dokuz gün boyunca kitapseverleri ağırlayacaktır.

Trendeki Yabancı, her ay yayımlanan bir öykü dergisi olarak yayın hayatına başladı. Türkiye’nin ilk öykü app’i olan uygulama basılmıyor, gazetecide-kitapçıda bulunmuyor, doğrudan telefona geliyor. Uygulamayı indirip her sayıda yayımlanacak 20 öyküyü okuyabilir, beğendiğiniz kısımlarının altını çizip paylaşabilirsiniz. Dergiye abone olunduğunda her sayının içeriği çevrimdışı da okunabiliyor.

Türk edebiyatının yeni kuşak seslerinden üç kadın yazar 28 Eylül Cumartesi Minoa Kitabevi’nde okurlarıyla buluşuyor. Kanayak kitabının yazarı Gamze Arslan, Ay Eskir Gün Işırken’in yazarı Fadime Uslu ve Bilinmeyen Sular’ın yazarı Mevsim Yenice’nin katılacağı etkinlikte üç yazarla Melike Koçak moderatörlüğünde “Parçalanmalar” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirilecek. 

 

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın klasik eseri Gulyabani, yeni sezonda Devlet Tiyatroları (DT) sahnesinde izleyiciyle buluşacak. Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahneye konulacak oyunun orta oyunu tadında, az dekorlu olması ve seyircilerin de zaman zaman oyunun içinde yer alması hedefleniyor. İzleyicileri 100 yıl öncesinin İstanbul’una götürecek oyun 4 Ekim’de sahnede. 

 

Hatay Devleti döneminde meclis binası olarak kullanılan Fransız mimar Leon Benju imzalı tarihi bina, yanındaki konakla beraber kültür-sanat merkezi haline getirilecek. Hatay’da 1927 yılında tarafından Köprübaşı olarak anılan meydanda inşa edilen bina 1938’den Hatay Devleti’nin Türkiye’ye katıldığı 29 Haziran 1939’a kadar meclis binası olarak hizmet vermişti.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.