Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Ders Kitaplarında İnsan Hakları Tarama Raporu


Zayıf
Toplam oy: 520

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (SEÇBİR) ile birlikte 2012 - 2013 eğitim ve öğretim yılında okutulan 245 ders kitabını insan hakları ölçütlerine göre tarayan ve raporlayan Tarih Vakfı, Ders Kitaplarında İnsan Hakları Projesi'nin üçüncüsüne ait tarama raporunu kamuoyuyla paylaştı.

 

1 Aralık 2012 tarihinden bu yana Tarih Vakfı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi SEÇBİR tarafından yürütülen Ders Kitaplarında İnsan Hakları III projesi kapsamında toplam 245 ders kitabı, 38 maddeden oluşan Niteliksel Tarama Ölçütleri’ne göre incelendi. İnsan hakları ve yurttaşlık değerleri bağlamında ilk ve orta öğretim ders kitaplarının biçim, içerik ve pedagojik yeterliliğinin gözden geçirilmesi ve ders kitaplarından insan haklarını ihlal eden kısımların kaldırılması hedefiyle yola çıkan proje, ders kitapları aracılığıyla Türkiye’deki resmi bilginin sınırlarını ortaya koyuyor. Eğitim ile demokratikleşme ya da toplumsal çatışma arasındaki ilişkiyi de tartışmaya açan çalışma, yakın zamanda Milli Eğitim Bakanlığı ve ders kitabı yazarlarının dikkatine sunulacak.

 

İnsan haklarına aykırı somut örnekler

 

Ders kitaplarında “biz ve ötekiler,” “doğrudan insan haklarına aykırı öğeler,” “devlet, demokrasi ve laiklik kavramları,” “toplumsal cinsiyet eşitliği” ve “eğitim felsefesi” gibi ölçütleri inceleyen proje yürütücüleri, aynı zamanda raporda, ders kitaplarında “Türk kültürü” ile “militarizm ve süregiden tehdit algısı” gibi başlıklara da yer verdi. Projede bu başlıklar altında kitaplardaki insan hakları sözleşmelerine aykırı ifadeler yanında iyi örnekler de incelendi. Araştırma kapsamında elde edilen bilgiler, bulgular ve sonuçlara yönelik çözüm önerilerinin kamuoyuyla paylaşıldığı toplantıda, dikkat çeken bazı bulgular şu şekilde sıralandı:

 

- Ders kitaplarının güncel hali Türkiye’deki entelektüel seviyenin, siyasal ve toplumsal gelişmelerin gerisindedir. Zira Türkiye’de etnik ve dinsel grupların sorunları eskiye oranla daha çok konuşulmakta, farklı grupların sorunlarının çözülmesi yönünde adımlar atılmaktadır. Örneğin; okullara seçmeli Kürtçe, Abazaca, Lazca gibi dersler konulmasına rağmen, ders kitapları hala bu grupları görmezden gelen tekdilli ve tekkültürlü bir anlayışla yazılmaktadır.

 

- Bazı iyi örneklere rağmen kitaplarda insan hakları, demokrasi ve laiklik gibi  kavramlar tarihsel ve sosyolojik bir bağlama oturtulmak yerine, anakronik ve özcü bir biçimde aktarılmaktadır. Bu şekilde kitaplar bu kavramları doğru bir şekilde aktarmaktan çok, tarihdışı ve Türklere özgü bir dünya görüşünü vazetmektedir. Sonuçta, modern dönemin ürünü olan insan haklarının asırlar önce Hz. Muhammed tarafından ilan edildiği, Türklerin ezelden beri demokrat ve laik oldukları ileri sürülmektedir.

 

- Ders kitaplarında günümüz Türkiyesine dair çizilen resim şöyledir: Türkiye Batı ülkelerinden geride kalmış, çağdaşlaşması gereken bir ülkedir; “dilimiz” yozlaşma tehlikesiyle yüz yüzedir; ülke iç ve dış tehdit altındadır. Özcü kimlik kurgusu doğrultusunda kitaplarda “muhteşem bir geçmiş” vardır ama Türkiye’nin bugününe dair olumlu içerikler yoktur. Dolayısıyla kitaplar hem üstün bir kültüre sahip olma hem de tehdit altında olma gibi oldukça sorunlu ve içe kapalı bir Türkiye imajını besleyen bilgi ve duygu aktarımında bulunmaktadır.

 

- Bazı iyi örneklere rağmen ders kitaplarındaki temel örüntünün kadınları ev içi rollerle temsil eden, eşitsiz rol dağılımını destekleyen örneklerle şekillendiğini söylemek mümkündür. Bu çerçevede mimarlar, doktorlar erkek varsayılmakta, Fen Bilgisi ve Matematik kitaplarında dahi cinsiyetçi işbölümünü destekleyen örneklere rastlanmaktadır.

 

Çözüm önerileri

 

- Türkiye’deki son toplumsal gelişmelere, müfredata dahil edilen farklı seçmeli dil derslerine rağmen, ders kitapları hâlâ tek dilli, tek dinli bir vatandaşlık anlayışına kuruludur. Kitaplarda sunulan “Biz anlayışı” Türkiye’deki gelişmelerin gerisindedir. Ders kitapları yeni bir “Biz bilinci” oluşturma, çoğulcu muhayyileyi ve barışı tesis etme yolunda önemli araçlar olabilir. Ders kitaplarının bu açıdan yeniden yazılmaları gerekir. Kitaplarda etno-kültürel kimliği temel alan bir milliyetçilik yerine vatandaşlık bağını temel alan çoğulcu bir “Biz kurgusu” geliştirilmelidir.

 

- Ders kitaplarında Türkiye’yi sürekli çağın gerisinde ve tehdit altında olan bir ülke olarak sunulmaktan vazgeçilmelidir. Türkiye çağın içine oturtularak sunulmalı, modernleşme sürecinin doğurduğu farklı yapılar eleştirel bir düşünme perspektifiyle ele alınmalıdır.

 

- Ders kitaplarında ateistlere, engellilere, gençlere, çocuklara karşı önyargı oluşturacak genellemeler ve ifadeler çıkarılmalıdır. Farklı grupları hak temelli ve çoğulcu bir perspektifle ele alan örneklere yer verilmelidir.

 

- Ders kitaplarında cinsiyetçi kalıpyargıları ve işbölümünü destekleyen ifadeleri çıkarılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen örneklerin sayısının artırılması gereklidir.

 

- Bu çerçevede militarist değerleri açıkça aşılamaya çalışması, misyonerlergibi ifadelerle farklı grupları hedef göstermesi, Türklüğü “sarı ırk, beyaz ırk” gibi arkaik kavramlarla tartışması bakımından diğer kitaplardan ayrı bir yerde duran T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi kaldırılmalı, kapsadığı dönem çağdaş bir Tarih dersinin içeriğine yedirilmelidir.

 

- Türkiye’de bir yandan Türkiye’de Barış Süreci yürütülüyor, “artık ölümler olmuyor” deniliyor ama kitaplar savaşı normalleştiren, ölümü yücelten, çocuk askerleri rol modeli olarak gösteren ifade ve görsellerle doludur. Siyasal alanı daraltan, eleştirel düşünceyi kapatan bu militarist içeriğin ivedilikle temizlenmesi gerekir.

 

İki kitap hazırlanacak

 

 

Türkiye'de insan hakları politikalarının yerel ve ulusal düzeyde oluşturulmasında, uygulanmasında ve izlenmesinde sivil toplum katılımının güçlendirilmesine katkıda bulunmak amacıyla başlatılan proje, aynı zamanda hak ihlallerinin izlenmesi ve raporlanması ile Uygarlıklar Tarihi alanında öğretmen ve öğrenciler için kaynak niteliğinde olacak iki adet çalışma/ etkinlik kitabının hazırlanmasını amaçlıyor. Bu çerçevede proje, eğitimin ve eğitim araç gereçlerinin (ders kitaplarının) barışın ve insan hakları kültürünün inşasındaki önemini toplumda öne çıkartarak, Türkiye ve dünya kamuoyunda farkındalık oluşturmayı hedefliyor.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür A.Ş. ve Cervantes Enstitüsü işbirliği ile 22-23 Şubat 2019 tarihlerinde Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, Modern Avrupa'nın ilk romanı olarak kabul edilen Don Kişot’un yazarı Cervantes ile ilgili bir dizi etkinlik gerçekleştirilecek. Bu etkinlikle İstanbul “Don Kişot Rotası”nda yer alan şehirler arasına resmen girmiş olacak.

Bosna’nın millî şairi ve Aliya İzzetbegoviç’in yakın arkadaşlarından Cemalettin Latiç için Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi tarafından, İBB Kültür Daire Başkanlığı’nın desteğiyle bir saygı programı düzenleniyor.

1965 ile 1975 yılları arasında İstanbul Ansiklopedisi’ne madde hazırlayan arkeolog, müzeci ve yazar Erdem Yücel, Koçu’nun çalışma yöntemleri ve yayının oluşumuna dair tanıklıklarını anlatacak: “Reşad Ekrem Koçu’yu 1952 yılında Vefa Lisesi’nde tanımıştım.

Bu yıl 4.’üncüsü düzenlenecek olan “Uluslararası Türkiye Arapça Kitap ve Kültür Günleri” 22 Şubat’ta Üsküdar Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde kitapseverlere kapılarını açıyor.

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.