Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Filmekimi’nde Filistinli şair Mahmud Derviş izleri



Toplam oy: 12

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 18. kez düzenlenen Filmekimi bu yıl 4-13 Ekim tarihlerinde İstanbul’da 10 gün sürecek bir maratonla başlayarak, 11-15 Ekim’de Ankara’da, 18-22 Ekim’de ise İzmir’de sinemaseverlerle buluşacak. Biletler 28 Eylül’de satışa çıkıyor. Festivalin kampanya ve afişlerin temasını bu yıl “#spoileryeme” sloganı oluşturuyor. Filmekimi, bu sloganla sinemaseverleri, programda yer alan filmleri herkesten daha önce görmeye davet ediyor. Festivalde öne çıkan filmler arasında Filistin’in Oscar adayı It Must Be Heaven (Burası Cennet Olmalı) dikkat çekiyor. Şair Mahmud Derviş’in “Nereye uçar kuşlar, son gökten sonra?” sorusunu Filistin’in en tanınmış yönetmenlerinden Elia Suleiman da son filminde ES adındaki (ve kendi canlandırdığı) başkarakteri aracılığıyla soruyor. Alternatif bir vatan arayışıyla Filistin’den kaçan ES, Filistin’in hep peşinden geldiğini fark eder. Yeni bir yaşam vaadi, bir yanlışlıklar komedisine dönüşmüştür; Paris’ten New York’a, nereye, ne kadar uzağa giderse gitsin, her şey bir şekilde kendisine anavatanını hatırlatır. Film 2019 Cannes FIPRESCI Ödülü’ne layık görüldü. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Daha çok İstanbul’u ve şehir insanını acısıyla-sevinciyle etkileyici bir biçimde kaleme alan Sait Faik Abasıyanık, beş hikâyesiyle izleyicilerle buluşuyor.

Geçtiğimiz eylül ayında İstiklal Caddesi’nde kapılarını açan Meşher’in Ukraynalı sanatçı Alexis Gritchenko’nun 1919-1921 yılları arasında yaşadığı İstanbul’u konu aldığı eserlerinden oluşan “Alexis Gritchenko - İstanbul Yıll

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.