Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Gabriel Garcia Marquez hakkındaki ölüm haberi doğrulanmadı



Toplam oy: 424

Öldüğü yönünde iddialar nedeniyle Twitter'da Trend Topic listesine giren Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez'in öldüğü haberi doğrulanmadı. Umberto Eco'ya ait olup olmadığı belli olmayan @UmbertoEcoOffic adlı Twitter hesabından atılan "The death of Gabriel Garcìa Màrquez has been confirmed by his sister Aida" (Gabriel Garcia Marquez'in ölümü, yazarın kızkardeşi Aida tarafından doğrulandı) tweeti, usta yazarın hayatını kaybettiğinin sanılmasına neden oldu. Hiçbir haber kaynağında bu yönde bir açıklama bulunmaması ise haberin asparagas olduğunun düşünülmesine yol açtı.

 

 

Ölüm dedikodularının ardından Marquez'in resmi Twitter hesabı olduğu düşünülen @ElGabo, Umberto Eco'nun resmi hesabına tweet attı: "Ya biz de @umbertoEcpOffic öldü dersek?"

 

 

 

Marquez'in 1999 yılında geçirdiği lenf kanseri hastalığı sırasında da hakkında bir sürü ölüm söylentisi çıkmıştı. Hatta yazarın imzasıyla The Puppet (Kukla) adlı bir veda şiiri La Republica gazetesinde yayımlanmış ve değişik dillere çevrilip internet üzerinden hızlıca yayılmıştı. Ancak ne var ki şiirin yazara ait olup olmadığı kesin değildi. Şiir yayımlandıktan kısa süre sonra yazarın sağlığının sanıldığı gibi kötü olmadığı ve şiiri onun yazmadığı ortaya çıktı. Bir süre sonra ise şiirin Meksikalı Johnny Welch'e ait olduğu ortaya çıktı. İşte Marquez'e ait olduğu sanılan The Puppet adlı şiir:

 

 

Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.

Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim.

Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm.

İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır.

Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.

Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım.

Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim.

Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim.

Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim.

Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı… Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır.

Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim.

Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim.

Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkum ettiğini öğrendim.

Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde…

 

Artık ölebilir miyim?

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Ferenc Molnár’ın ünlü romanı Pal Sokağı Çocukları bu kez tiyatro sahnesinde karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Tatbikat Sahnesi tarafından sahneye taşınan oyunun yönetmenliğini ise ünlü oyuncu Erdal Beşikçioğlu üstleniyor.

 

Polisiye tutkunlarını bir araya getiren Kara Hafta İstanbul Festivali, bu yıl üçüncü kez düzenleniyor. 16-18 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan festivalin bu yılki teması ise, efsanevi MI6 ajanı James Bond karakterinin yaratıcısı Ian Fleming.

 

Peyami Safa'nın Server Bedi takma adı altında, dünyaca ünlü hırsız roman karakteri Arsen Lüpen'den esinlenerek kaleme aldığı Cingöz Recai'nin Onur Ünlü yönetimindeki sinema uyarlaması bugün vizyona giriyor.

 

Geçtiğimiz günlerde yeni romanı Yanlış Tercihler Mahallesi yayımlanan Mario Levi, 17 Ekim salı günü Bursa Nilüfer'de bulunan Akkılıç Kütüphanesi’nde gerçekleştirilecek "Edebi Kazılar" söyleşisine konuk oluyor.

 

Şöhret kimileri için bir nimet, kimileri içinse ağır mı ağır bir külfet. Görünen o ki Amerikalı ünlü yazar Ernest Hemingway de şöhretten uzak durmak isteyenlerdenmiş.

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.