Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Mültecileri evlerinde gibi hissettiren kütüphane



Toplam oy: 590

Mülteciliğin ne denli zorlu bir durum olduğu herkesin malumu. Fakat mültecilerin ihtiyaçları yalnızca barınma ve gıda ile bitmiyor. Savaşın ve anayurdunu terk etmenin yarattığı duygusal yaraları kapatmak bir hayli zor. Yunanistan'daki mülteci kamplarında gerçekleştirdikleri gönüllü çalışmalar Laura Samira Naude ve Esther ten Zijthoff'a mülteciler için gıda ve barınma yardımından daha fazlasını yapmaları gerektiğini hissettirmiş. Zorunlu olarak göç etmiş insanlara kendilerini iyi hissettirecek bir alan yaratma fikri ise tekerler üzerinde yükselen bir kütüphane inşa etmeye itmiş bu iki genç kadını.

 

 

 

Laura Samira Naude ve Esther ten Zijthoff'un eski bir minibüsten dönüştürdükleri kütüphanede birçok dilde 1300 adet kitabın yanı sıra internet erişimi sağlayan bilgisayarlar da bulunuyor. Haftada ortalama 115 konuğu ağırlayan bu mobil kütüphaneden hayata geçtiği Kasım ayından bu yana 904 kitap ödünç alınmş. "Bu esnada kaybolan pek çok kitabımız da oldu," diyor Esther ten Zijthoff. "Kaçınılmaz olarak kayboluyorlar. Kimi zaman da, özellikle dil eğitimi kitaplarında, kitapları almalarına izin veriyoruz ve talep etmeleri halinde kitapların bir kopyasını veriyoruz."

 

 

 

Ziyaretçiler isterlerse minibüsün içinde ya da minibüsün dışında bulunan banklarda vakit geçirme imkanına da sahipler. "Selanik'teki dondurucu soğuklar sırasında minibüs kimi zaman çadırlardan daha sıcak oluyordu ve insanlar sadece ısınmak için bile geliyorlardı," diyor Esther ten Zijthoff. Minibüsün kamp alanına girmesine izin verilmediği durumlarda Laura Samira Naude ve Esther ten Zijthoff minibüsü kampın hemen dışına park ederek hizmet veriyorlar. Bu mobil kütüphanenin varlığından en çok memnun olanlar ise çocuklar. Zor şartlar altında büyüyen mülteci çocuklar bu kütüphanenin onlara kendilerini evlerinde hissettirdiğini söylüyorlar. Kütüphanenin en ilginç misafirlerinden biri ise Suriyeli bir ekonomi profesörü olmuş. Kendisi mobil kütüphanenin sağladığı imkanlarından faydalanarak çalışmaları İngilizceye çevirmiş.

 

Projeyi hayata geçiren Laura Samira Naude ve Esther ten Zijthoff bununla yetinmeyeceklerini ve mobil kütüphaneleri sadece Yunanistan genelinde değil, başka ülkelerde de yaygınlaştıracak gönüllü kişi ve kuruluşlar aradıklarını da ekliyor.

 

 


 

 

Kaynak: The Guardian

 


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Kovid-19 nedeniyle 2020 yılındaki birçok fuar, festival, konferans ertelenmiş, iptal edilmiş ya da büyük salonlar yerine sanal ortamda düzenlenmişti. 2021'in ilk günlerinden itibaren açıklanan takvimlere göre yeni yıldaki etkinliklerin de büyük bölümü çevrimiçi gerçekleştirilecek.

 

Kazakistan kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in 2017 yılında başlattığı alfabe değişim hareketi devam ediyor. Kiril harflerinden Latin harflerine geçiş sürecinde önemli bir adım atıldı. Kazakistan Ulusal Alfabe Komisyonu, Latin alfabesine uyarlanan 31 harflik yeni Kazak alfabesini paylaştı.

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) tarafından ödüllendirilen "Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları" 2020 yılının son gününde açıklandı. 

 

221B, 29. sayısında, yeni bir kapak dosyası “Dedektifin Dünyası” ile çıktı. Her yıl, üç farklı ülkeden üç farklı kurgusal dedektifi kapağına taşıyacak dergi, bu dedektiflerin A’dan Z’ye tüm özelliklerini detaylarıyla inceleyecek. “Dedektifin Dünyası” kapak dosyası kapsamında ilk konukları Cormoran Strike, Sean Duffy ve Benjamin Malaussène...

Film sanatına ve kültür hayatına kısa filmler ile destek olan Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali bu yıl 11 Aralık’ta başlıyor. Türkçe’nin ve Türk Şiirinin kurucusu Yunus Emre anısına düzenlenecek festival, 11-12-13 Aralık 2020 tarihlerinde gerçekleşecek. 3.

Kulis

Her Şey Çölde Koşan Bir Atla Başladı

ŞahaneBirKitap

Mehmet Akif’in seciyesini en çok şu üç şey inşa etti der Mithat Cemal Kuntay: Kur’anlı ev, pehlivanlı mahalle, müspet ilimli mektep. Bu üç dayanağı anlamak, Türkiye’nin ve şiirin zeminine dair iyi bir fikir verecektir. Akif’te tarih kültürel bir miras değil. O bunu çok erken zamanda anlıyor ve Namık Kemal’in korktuğu varoluş krizinin ortasında kendisini buluyor.

Editörden

Doğu Batı sorunu yalnızca bizim edebiyatımıza özgü bir sorunlar yumağı değildir aslında, Rus edebiyatında da benzer bir tartışma söz konusudur. Bütün bir 19. yüzyıl romanı daha sonra şiddetlenecek bu tartışmanın ilk alevinin yakıldığı metinlerle doludur.