Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Ötüken Yayınları, Victor Hugo’ya "ders verdi"



Toplam oy: 905

Fransız yazar Victor Hugo’nun 1862 tarihli başyapıtı Sefiller’in Ötüken Yayınları tarafından yayımlanan baskısına (Haziran 2013) editörünün düştüğü "eleştirel" bir dipnot sosyal medyada dikkati çekti.

 

1907'de Avanzade M. Süleyman tarafından Osmanlı Türkçesiyle yayımlanmış metni günümüz Türkçesine uyarlayan editör Erol Kılınç, Victor Hugo’nun romanda Paris lağımlarının yeraltı şebekesi bağlantılarını Doğu alfabesinin karışık estetiğine benzettiği tasvirine veryansın ediyor.

 

Editörün Hugo’nun “Karanlık bir zemin üzerinde Doğu’nun bir çalı gibi karışık ve şekilsiz harfleri görünüşte bir karışıklıkla gelişigüzel serpilmiş gibidir (...)” ifadesi üzerine düştüğü dipnot şöyle:

 

“Halt etmişsin sen! Senin harflerinde estetik bir düzen olsaydı, senin medeniyetinde de hat sanatına benzer bir yazıya dayalı sanat dalı ortaya çıkardı! (E.K.)”

 

Ayrıca kitabın, "Hiddet ve şiddetle hakkı talep ve ilan ediyorlardı. İnsanlığı, zelzele ve dehşet suretiyle olsun iyi bir yere, yani cennete sokmağa çalışıyorlardı. Vahşi gibi görünüyorlardı. Halbuki bunlar birer samimi yaratıklardı" cümlelerini takiben gelen uzun açıklamasında da editör, Türkiye'deki durumun ne kadar farklı olduğunu anlatıyor. Özetle:

 

"Samimi kelimesi geçince, buraya bir not düşmek ihtiyacı duyduk. Ülkemizde 19. yy.ın İngiltere'si, Fransa'sı, Batı Avrupa'sı, Rusya'sı seviyesinde bir sefalet, sınıf farkı taassubuna dayanan ve yaratılanları böylesine hor görme hiçbir zaman olmamıştır. Hatta büyük şehirlerin maddi çarkları içinde fakr-u zarurette yaşayan bugünkü nesiller içinde bile bu kitapta bahsi geçen sefalete örnek gösterilebilecek çok fazla şey olmadığını söyleyebiliriz. 1960'lı yıllarda ülkemizde bu tür söylemlerle devrimci-ihtilalci gençlik hareketleri ortaya çıkmışsa da bunlar daha ziyade ülke gerçeklerinden hareketle değil, soğuk savaş şartları içerisindeki çekişmelerin ülkemizdeki siyasi tezahürlerindendir. (...) Onun için kitaptaki durumlarla ülkemizdeki 1980 öncesi olayları arasında paralellik kurmak, mahiyetleri bakımından farklı iki şeyi kıyaslamak olur. (E.K.)"

 

 

 


 

 

* Dipnotların tamamı için görselleri tıklayarak büyütünüz.

 

(Hürriyet - SabitFikir)

Yorumlar

Yorum Gönder


Hugo'nun şekilsiz dediği harflerle hat sanatı icra ediliyor. Sefiller çok iyi bir kitap, Hugo büyük bir yazar ama bu büyüklük Hugo'yu dosdoğru yapmaz. Ha, yazarın romanda bu eleştiriye yer vermesi tartışılır ama eleştiri haklıdır.

42%
58%

editör kitabı melih gökçek'in twitter hesabına çevirmiş. bitmiyorlar, bölünerek çoğalıyorlar.

42%
58%

Bence çok güzel cevap olmuş Hugo'ya. Batı edebiyatı diye diye başımızın tacı yaptığımız yazarların saygısızlıkları ortaya çıkıyor bir bir. Yazar Hugo da azıcık saygılı olsun, toplumların harflerine laf etmesin! Gerçekten de halt etmişsin sen Viktor Hugo. Edebiyatçı olmuşsun ama, saygılı bir insan olmayı, görünüşe göre, pek başaramamışsın.

33%
67%

Deli bunlar.
Adamın düştüğü dipnota bak. Kadıköy Belediyesinin twitter hesabı gibi. Bu ne gevşeklik..

46%
54%

Ötüken Yayınları değil Ötüken Neşriyat; neşretmekle yayınlamak arasında sözlüklere inat fark olmak zorunda.

48%
52%

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Her yıl ayrı dalda verilen Melih Cevdet Anday Edebiyat Ödülü bu sene roman türünde verildi. Türkiye’nin çeşitli illerinden katılan toplam 34 yazar arasında jüri tarafından yapılan değerlendirmede Barış İnce’nin "Sarsıntı" ve Neslihan Önderoğlu’nun “Yeryüzü Yorgunları" adlı eserleri bu yılki ödülü paylaştılar.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.