SabitFikir'in haziran sayısı çıktı: Edebiyat festivalleri | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

SabitFikir'in haziran sayısı çıktı: Edebiyat festivalleri



Toplam oy: 36

Yeni bir ülkeyi ya da kenti keşfetmenin bir aracı neden edebiyat festivalleri olmasın? SabitFikir’in Haziran 2018 tarihli 88. sayısında Abbas Bozkurt, bu sorunun peşinden gidiyor; farklı coğrafyalardaki belli başlı edebiyat festivallerini tanıtarak “edebi seyyahlara rotalar” öneriyor. Dosya yazısına eklemlenen diğer yazılarda İpek Bozkaya, Londra’da yazarların kentteki izini sürdüğü Mavi Plaka yürüyüşünü; Gökçe İrten ise Bologna Çocuk Kitapları Fuarı deneyimini paylaşarak, edebiyatı rehber edinip çizilebilecek rotaların sayısını artırıyorlar.

SabitFikir orta sayfalarının vazgeçilmezi KararsızOkur infografiği ise dümeni Akdeniz sahil kentlerinin edebiyatına doğru kırıyor. Murat Can Aşlak’ın hazırladığı ve Onur Atay’ın resimlediği KararsızOkur, farklı çağlar boyunca bu bölgeden çıkmış önemli romanları sıralıyor.


Güncel meseleler ve güvenilir kitap eleştirileri için…

 

Son dönemin tartışmalı meselelerine değinen Güncel sayfalarında Zeynep Şen, edebiyat sektöründe kadınların vermek zorunda bırakıldığı mücadeleyi, kadın yazarların daha düşük ücret aldığına dair yeni bir araştırma ve  Nobel komitesine dek sıçrayan cinsel taciz skandallarından yola çıkarak tartışıyor. Merve Engin ise Bulgakov’un başyapıtının Türkiye’deki ilk çevirisinin 50. yılında Usta ile Margarita’nın yayımlanma öyküsünü anlatıyor.

Fotoğraf sayfalarında Merih Akoğul, sanat felsefesi ve fotoğraf kuramıyla ilgilenenlerin özellikle ilgisini çekebilecek bir kitabı, Scott Walden’ın derlediği Fotoğraf Felsefesi’ni inceliyor. ÇizgiRoman sayfalarında Levent Cantek, neredeyse 60 yaşını dolduracak olan bir klasiği, Asteriks’in yolculuğunu kaleme alıyor. Dünyadan sayfalarında ise Mert Tanaydın, dağılmış Yugoslavya edebiyatını mercek altına alıyor ve bu coğrafyaya ait romanların yakın geçmişle yüzleşme biçimlerini değerlendiriyor.

SabitFikir’in bu sayısında ayrıca Longos, Julian Barnes, John Berger, Cem İleri, Luis Sepúlveda, Carlo Petrini, Leïla Slimani, Haruki Murakami, Aykut Ertuğrul, Matthias Göritz, Silvina Ocampo, Cheryl Strayed, Julia Kristeva, Philippe Sollers, R. A. Montgomery ve Fuat Sevimay’ın yeni yayımlanan eserlerini, güvenilir eleştirmenler Ali Bulunmaz, Sedat Demir, Armağan Ekici, Seval Şahin, Melisa Kesmez, Yılmaz Şener, A. Ömer Türkeş, Burcu Bayer, Kahraman Çayırlı, Gökçe Gündüç, Adalet Çavdar, Tuğçe Isıyel, Ceyhan Usanmaz ve Seda Ateş yorumluyor.

BaşkaDünyalardan bölümünde, Yankı Enki ile Alican Saygı Ortanca korku, bilimkurgu ve fantastik edebiyat gündemini özetliyor; Paul Tremblay imzalı Şeytan Kayası yazarın önceki yapıtlarıyla birlikte incelenirken, Ray Bradbury’nin bilimkurgu klasiği Fahrenheit 451’in HBO tarafından gerçekleştirilen yeni sinema uyarlamasının neden başarıya ulaşamadığı tartışılıyor.

 

2018 yapımı Fahrenheit 451 filminden 

 

Özel Kütüphaneler bölümünün bu ayki konuğu, görsel pratikler, sosyal yaşam ve ekonomik tarih ağırlıklı ihtisas kütüphanesiyle dikkat çeken SALT Araştırma. SALT Galata içinde yer alan kütüphane, 1950 sonrası Türkiye sanat tarihi ve 20. yüzyıl Türkiye’sinde mimarlık ve tasarımın gelişimini takip etmek için de önemli bir merkez.

SabitFikir'in kapak illüstrasyonu Gizem Satılmış’a ait. Ancak çizimler bununla sınırlı değil; iç sayfalarda dikkatli gözler, çok sayıda yetenekli ve genç çizerle de karşılaşıyor.

 

 

 


 

 

Editörden

 

Ceyhan Usanmaz

 

Her kitap bir yolculuktur

 

Her kitabın bir yolculuk olduğu fikrine itiraz edecek hiç kimsenin olmadığını düşünüyorum. İçinde bulunduğunuz zamandan ve mekandan azade, elinize aldığınız her kitap,  duygularınızla birlikte sizi bambaşka zamanlara ve mekanlara götürebilir, dahası sürükleyebilir ya da düpedüz savurabilir. Hatta, yerinizden hiç kalkmadan... Zaman zaman da kendinizi elinizle bir kitapla dolaşırken bulabilirsiniz. En popüler örneklerden; Paris’i, Dan Brown’un Da Vinci Şifresi romanının rehberliğinde dolaşmak mümkün pekala. Romandaki simgebilim profesörümüz Robert Langdon’ın kat ettiği gibi, Louvre Müzesi’nden başlayarak Paris’in çeşitli bölgelerine yürüyüş rotaları çizildi. Ya da zaten çizilmiş olan “Gül Çizgisi” takip edildi! Çılgınlık derecesi biraz daha düşük olmakla beraber benzer bir durum, Stieg Larsson’un Millennium serisi için de geçerliydi. Stockholm sokaklarını “ejderha dövmeli kız” veya gazeteci Mikael Blomkvist eşliğinde gezmek mümkündü artık. Hatta Stieg Larsson’un, romanlarını yazdığı dönemde uğrak yerlerinden biri olan kafeler de ünlendi bu anlamda. Üstelik tek başınıza “uğraşmanıza” bile gerek yok, paket turlar mevcut! Bazı acentalara ödeyeceğiniz belli bir ücret karşılığında, böylesi yürüyüş rotalarından birine dahil olmanız yeterli. 

 

Stockholm'deki "Millennium turu"nun uğrak noktalarından biri de, 
Lisbeth Salander karakterinin evinin yakınları.

 

 

Bazı kitaplar ise, daha da meşakkatli yolculuklara davetiye çıkarabilir. Zaten gençlik dönemlerinden beri bir gezi tutkunu olduğu bilinen John Steinbeck, 1960 sonbaharında, bir Amerika turuna çıkmaya karar verir: “Bu devasa ülkeye tekrar bir bakmaya ve onu tekrar keşfetmeye karar verdim.” Don Quijote’nin atının adı olan Rocinante adını verdiği özel yapım karavanıyla, yanına da tek bir yol arkadaşı (bir Fransız kanişi olan Charley) alarak yola koyulur. 34 eyalette 15 bin küsur kilometre yol yapacağı bu yolculuğu roman yazmaya benzetir Steinbeck.

Abbas Bozkurt’un SabitFikir’in yeni sayısi için kaleme aldığı dosya yazısındaki olası yolculukların çıkış noktasında ise, edebiyat festivalleri yer alıyor. Yeni bir ülkeyi ya da kenti keşfetmenin bir aracı da (bahanesi de diyebiliriz) neden edebiyat festivalleri olmasın gerçekten de.

 

 

 

 


 

 

 

Kapak görseli: Gizem Satılmış

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Ursula K. Le Guin yaşamı boyunca sinema ve televizyon uyarlamalarına mesafeli olmuştu, ancak fantazya ve bilimkurgunun erdemli sesini kaybetmemizin ardından, onun metinlerinden ilham alan projelerin sayısı da günbegün artıyor. Buna da pek azımız itiraz edebilir belli ki! Onun hakkında her gün bir şey okusak/izlesek sıkılmayız.

Orwell’in totaliter bir rejim alegorisi kurduğu Hayvan Çiftliği’nden şu cümle pek çoğumuzun aklındadır: "Bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar daha eşit!" Kolayca insanlara uyarlanabilecek bir önerme.

2001 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen V.S. Naipaul, pek çok açıdan tam da çağımızın yazarıydı. Hint asıllı edebiyatçı, Trinidad ve Tabogo adalarında doğdu, Oxford'da öğrenim gördü ve yaşamının büyük bir kısmını İngiltere'de geçirdi. Sınırları, kimlikleri bulandıran hayatı her daim hareket halindeydi.

 

Murakami’nin müziğe olan sevdası malum. Bir dönem, üniversite eğitimini yarıda bırakıp Tokyo’da caz bar işleten Murakami için müzik hem maraton koşuculuğunun hem de yazıyla ilişkisinin vazgeçilmez bir parçası.

Pek çoğumuzun Kurt Vonnegut’la tanışması Mezbaha No. 5 ile olmuştur. Kendisi de II.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.