Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Sylvia Plath "Sırça Fanus"a bir devam kitabı yazacaktı



Toplam oy: 12

Sylvia Plath yaşamı boyunca yalnızca tek bir roman yazmış, onu da bir mahlasla yayımlatmıştı. Yarı otobiyografik romanı Sırça Fanus’un ismini de onun yazarını da bugün tüm edebiyat dünyası ezbere biliyor.

Plath’in kendi ismini kullanmamasının nedenlerinden biri, roman çıktıktan sonra oluşabilecek tepkilerle yazın yaşamının sekteye uğramasından kaçınmaktı. Sırça Fanus’un başkarakteri Esther Greenwood’un çevresindeki insanlar hakkındaki hislerini hatırlarsanız, bunun hiç de boş bir endişe olmadığını fark edersiniz.
 
Esther’in insanlarla ilişkileri giderek zorlaşır, onlara tahammül eşiği düşer, hayatla ilişkisi kopma noktasına gelir. Roman, Esther’in kaldığı ruh sağlığı merkezinde doktorlar tarafından muayene edildiği ve klinikten çıkıp çıkmayacağına karar verileceği bir noktada son bulur. Oysa kitabın başında, yaşı ilerlemiş, pek çok açıdan kendini daha iyi hissettiği belli olan bir Esther’in sesini duyarız. Arada neler olduğu Plath için bir başka romanın konusudur.

 

 

Bugün pek çok bulgunun işaret ettiği üzere, Plath, Etsher’in hikayesini burada sonlandırmak istemiyordu. Esther’in nasıl “iyileştiğini”, nasıl yeniden hayata tutunduğunu anlatacaktı.

 

Ancak biliyoruz ki, işler planlandığı gibi gitmedi. Plath, Ted Hughes ile ilişkisinde ciddi sorunlar yaşayınca, hem onun hem de kendisinin taslak halindeki metinlerini yaktı. Sırça Fanus’un yayımlanmasından bir ay kadar sonra da intihar etti. Victoria Lucas mahlasıyla yazdığı Sırça Fanus (1963) o günden bugüne milyonlarca insanın odasına girdi, onları hayatı farklı şekilde algılayan bir zihinle tanıştırdı.

 

 


 

 

Kaynak: Bookstr

 

 


 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Yıllık yayıncılık konferansı Zeynep Cemali Edebiyat Günü sekizinci yılında, kitaplara ve edebiyata emek verenleri Kadir Has Üniversitesi’nde bir araya getirdi. Günışığı Kitaplığı’nın 2011’den beri düzenlediği konferans, bu yıl da yayıncılık ve edebiyat dünyasının nabzını tuttu.

Siyah-beyaz fotoğraflarıyla toplumsal hafızamızın oluşumunda önemli bir yeri olan, fotoğraf sanatı denince bu topraklarda akla gelen ilk isim Ara Güler 90 yaşında hayata veda etti.

 

İngilizce edebiyatın en prestijli ödüllerinden Man Booker'ı kazanan isim 16 Ekim gecesi açıklandı. Milkman adlı romanıyla ödüle layık görülen Anna Burns, yaklaşık 50 bin pound para ödülünün sahibi olurken, pek çok otoriteyi şaşırtmayı başardı.

 

Dergimizin yazarlarından Tuğçe Isıyel ve Ahmet Ergenç'in yürütücülüğünü üstlendiği "Edebiyat ve Delilik - Bir Eleştirel Okuma Atölyesi" 8 Kasım'da başlayacak ve dört hafta sürecek.

Mart ayında Can Yayınları’nın genel yayın yönetmenliğini devralan Cem Akaş Twitter hesabından yayınevinin projelerinden birini duyurdu.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.