Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Türkiye 2019 Nobel Edebiyat Ödülü törenine katılmadı



Toplam oy: 6

Türkiye, 2019 Nobel Edebiyat Ödülü’nün Srebrenitsa katliamını inkâr eden ve Sırp savaş suçlularını savunan Peter Handke’ye verilmesi gerekçesiyle 10 Aralık’taki ödül törenine katılmadı. Türkiye’nin Stockholm Büyükelçisi Hakkı Emre Yunt da İsveç’in başkenti Stockholm’de 10 Aralık’ta yapılacak ödül törenine davet edildiğini, ancak boykot amacıyla katılmayacağını duyurmuştu. Peter Handke’nin, 1990’lardaki Balkan savaşlarında Sırpları desteklemesi ve 2006 yılında soykırım ve diğer savaş suçlarından yargılanan eski Sırbistan lideri Slobodan Miloşeviç’in cenazesinde konuşma yapması tepkilere yol açmıştı. Türkiye Yazarlar Sendikası, yaptığı açıklamayla 2019 yılının Nobel Edebiyat Ödülü’nün Peter Handke’ye verilmesini şiddetle kınadıklarını ve ödülün geri alınması gerektiğini belirtti.

 

Türkiye Yazarlar Sendikası şöyle bir açıklama yaptı: 

“Bir Nobel Edebiyat Ödülü daha, yazarların kişisel ideolojik tutumu ile eserleri arasındaki ilişkinin niteliği açısından bitirilememiş tartışmaları getirip önümüze koydu. Yazarın dünya görüşünün eserlerin niteliğini belirleyen tek ölçüt olmadığını biliyoruz, ancak bu ödülün eserlere değil yazarlara verildiğini de biliyoruz. Bu anlamda; Peter Handke’nin, ‘Dünyanın gözü önünde yaşanmış bir insanlık katliamının birinci dereceden sorumlusu olan kişiyi destekleyen açıklamaları göz ardı edilemez’ diyoruz. Yine diyoruz ki, ‘Yazarların dünya görüşleri ne olursa olsun edebiyat, emperyalist savaşların karşısında olmalı, insanlar, halklar arasındaki savaşlardan yana değil barıştan yana tavır almalıdır.’ 2019 yılının Nobel Edebiyat Ödülü’nün Peter Handke’ye verilmesini şiddetle kınıyor, ödülün geri alınmasını talep ediyoruz.”

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Türkiye’nin ilk kurumsal dergilerinden biri olan Türk Kızılay dergisi, yayım hayatına kısa bir süre ara verdikten sonra, yeni bir solukla yeniden Türk halkının beğenisine sunuldu. Türk Kızılay’ın dergisinin yeni adı ise 1868 oldu.

Türk edebiyatının dünyada en çok okunan kitaplarından biri olan “Benim Adım Kırmızı”nın yayımlanmasının üzerinden 21 yıl geçti. Bütün dünyada beş milyona yakın satan kitap, dünya çapında akademisyenler, sanatçılar ve eleştirmenler tarafından kaleme alınan birçok makaleye ve araştırmaya konu oldu. Kitabın yayınlanmasının 21.

Kayseri’de bulunan Meryem Ana Kilisesi, belediyenin gerçekleştirdiği restorasyon çalışmaları sonucunda Şehir Kütüphanesi’ne dönüştürülüp hizmete açıldı. 19. yüzyılda yapıldığı belirtilen kilisenin restorasyon çalışmaları bir süredir devam ediyordu. Kütüphane 25 bin basılı, 22 bin elektronik, 3 bin sesli olmak üzere 50 bine yakın kitapla hizmet sunuyor.

Sarah Jio’nun Türk okurlarına ithaf ettiği yeni kitabı “Acı Tatlı Hayat Hikayem”, Pena Yayınları etiketiyle yakın zamanda raflarda yerini almaya hazırlanıyor. Romantik edebiyatın çok satan popüler ismi Jio’nun yeni kitabının kapağını sevenleri belirleyecek.

Çağrıştırdıklarıyla bile içimizi üşüten kış geldiyse şimdi teselliyi kitaplarda bulmanın tam zamanı. Böyle düşünen New Yorklular da kışın kasvetinden kitapların sayfalarına gömülerek kurtulmak istemişler. Geçtiğimiz günlerden New York Halk Kütüphanesi’nin yayınladığı “en çok ilgi gören kar kitapları” listesi de bunun bir göstergesi.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.