Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Vasıf Kortun: "Basılı yayın, niş medyaya dönüşecek"



Toplam oy: 824
E-yayıncılık okuma modelini kökten değiştiriyor. Aradan tasarımcı, kağıt, baskı, dağıtıcı, depolama ve envanterlemeyi kaldırmanın avantajları açık. Ayrıca içerik üretimi ile içeriğin okunması arasındaki zaman da kısaldı.

2013'te 6'sı Türkçe olmak üzere toplam 8 e-yayın yapan kültür kurumu SALT, herkese eşit, ücretsiz ve kolay erişim imkanı sağlamak için bu yayınları http://saltonline.org/tr/books adresinde yayınladı. SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Vasıf Kortun, e-kitapları basılı kitapların karşısında konumlandırmadıklarını, bu yayınları bir çatallanma olarak görmek gerektiğini söyledi.

 

Mütevazı Bir Miras - Nilgün Özayten Kitabı, Mütevazı Bir Miras - Batı’da Obje Sanatı / Kavramsal Sanat / Post-Kavramsal Sanat ve Türkiye’de 1965-1992 yılları arasındaki benzer eğilimlerO Zamanlar Konuşuyorduk, In Deed: Certificates of Authenticity in Art (Sanatta Özgünlük Belgeleri), Sarkis ve "When Attitudes Become Form" (Tutumlar Biçime Dönüşünce) ve Ocak 1976- Eylül 1980: Kültür-Sanat Sayfalarında Gündem adlı kitapların yayınlanmasını bahane ettik, Kortun'la elektronik yayınlar üzerine konuştuk.

 

E-kitabın dağıtım kapasitesi yüksek


Sizi e-yayınlara ilişkin ilkeler oluşturmaya, dijitale iten farkındalık nasıl oluştu?

 

E-yayını basılı yayının yerine koymak gibi bir amacımız yok. Zaman zaman basılı yayın da yapabiliriz. Örneğin “VOTI: Union of the Imaginary” e-yayınımız geçen Eylül ayında çıktı. Beğenildi ve 2014'te de Pennsylvania Üniversitesi basacak. Aynı yayını SALT basılı olarak sunsaydı o erişim ve dağıtım kapasitesine, hele hele İstanbul'dan, ulaşamazdı. Sadece pratik açıdan değil içeriğe verilen emeğin karşılığını bulmasını, kullanılmasını, bilginin daha verimli ve demokratik biçimde paylaşılmasını istiyoruz. Uzun vadede "kağıt devri sonrası" bir kuruma dönüşmeyi amaçladık. Genel anlamda basılı yayın zamanla niş medyaya dönüşecek, kağıt kullanımı gitikçe seyrelecek ve kağıt yayın gittikçe nesneleşerek bir iletişim aracı olma özelliğinden feragat edecek, bu mecburiyetlerden kurtulması kağıt yayın için yepyeni bir ufuk. SALT pasif bir takipçi değil, yazılımsal olarak da değişim sürecinin bir parçası olmayı, "değişimin içerisinde değişmeyi" yeğliyor. Sektörde bilginin en yaygın paylaşım biçimi olan kültür kurumları ortalama 1500 adet basmamalı, dağıtım ve satış koşulları için ciddi bir emek ve zaman harcamamalı ve büyük bir bölümü depolarda bekletilen basılı yayınlar olmamalı. Türkiye kültür belleği ve güncelliğinin Türkiye içinde ve dünyayla paylaşılması için çok daha erişilebilir olması gerekiyor. Esas desteğimizi içerik üreticilerine vermeliyiz.

 

Gutenberg Galaksisi

 

 

Bir kitabı e-yayın olarak sunmanızın avantajları ve dezavantajları neler?

 

Basılı yayıncılıkta entelektüel üretim ile son ürün olan kitap arasındaki ilişki kabul görmüş bir seri üretim mekanizmasından oluşuyor. Grafik tasarımdan kağıt cinsi ve baskı tekniklerine, dağıtımdan satışa yayının tüm aşamaları -içerik ve biçim birbirinden bağımsızmışçasına- gitgide üreticiye yabancılaşıyor, ikincil birer sürece dönüşüyor. Marshall McLuhan, baskı makinesinin icadıyla oluşan dünyayı "Gutenberg Galaksisi" olarak tanımlar. Bu galakside farklı fikirlerin dillendirildiği kamusal bir okuma yerine "yalnız ve sessiz" bir okuma söz konusu. O devrin yanına bir başka devir geldi. Bugün okuyucu bir e-yayının altını çizip içine not ve yorumlar yerleştirebilir, onu kişiselleştirerek başkalarıyla paylaşabilir. E-yayıncılık okuma modelini kökten değiştiriyor. Aradan tasarımcı, kağıt, baskı, dağıtıcı, depolama ve envanterlemeyi kaldırmanın avantajları açık. Ayrıca, içerik üretimi ile okunması arasındaki zaman da kısaldı. Çevrim içine çıktığımız saniyede ister Kars'ta ister Anamur'da olun paylaşıma açıksınız. Dezavantajı bir standartlaştırma oluşturması ama biz kendi özelimizde bunu "kendi kitabını kendin yap" uygulama geliştirme arayüzüyle bir avantaja çevirdik. E-yayın basılı yayını genelde daha esnek bir biçime ulaştırsa da özünde aynalıyor hâlâ. Yayın ile yazılım içiçe geçtiği zaman çok daha mucizevi durumlar oluşuyor, asıl avantaj o ama biz henüz orada değiliz, hedefimiz o olsa da. 

 

Bundan sonraki projeleriniz neler?

 

Ocak ayında "Duvar Resminden Korkuyorlar" projesi kapsamında Güler Bek’in revize edilmiş doktora tezi 1970 - 1980 Yılları Arasında Türkiye'de Kültürel ve Sanatsal Ortam ve benim toplu yazılarımın birinci cildi var.

 

SALT  e-yayın ilkeleri

 

Uzun vadede “kağıt devri sonrası” bir kuruma dönüşmek. İlkesel olarak “çöpe atılabilecek” nitelikteki afiş, broşür, kartpostal, davetiye gibi iletişim araçları kullanmamak.

 

Eşit erişim sağlamak üzere ücretsiz ve kolayca ulaşılabilir olmak.

 

Türkiye kültür belleği ve güncelliğini dünyayla paylaşmak.

 

Yerinde üretilen bilgiyi dünyadaki başka bilgi kümeleriyle buluşturma hedefiyle bu süreçlerin pasif bir izleyicisi olmak yerine “değişimin içerisinde değişmek”.

 


 

Fotoğraf: Muhsin Akgün

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Bu yıl yedinci kez gerçekleştirilecek Diyarbakır 7. Kitap Fuarı, 28 Eylül - 6 Ekim tarihleri arasında TÜYAP Diyarbakır Fuar ve Kongre Merkezi’nde olacak. Bölgenin kültürel yaşamına önemli katkıları olan Diyarbakır Kitap Fuarı, yedinci yılında dokuz gün boyunca kitapseverleri ağırlayacaktır.

Trendeki Yabancı, her ay yayımlanan bir öykü dergisi olarak yayın hayatına başladı. Türkiye’nin ilk öykü app’i olan uygulama basılmıyor, gazetecide-kitapçıda bulunmuyor, doğrudan telefona geliyor. Uygulamayı indirip her sayıda yayımlanacak 20 öyküyü okuyabilir, beğendiğiniz kısımlarının altını çizip paylaşabilirsiniz. Dergiye abone olunduğunda her sayının içeriği çevrimdışı da okunabiliyor.

Türk edebiyatının yeni kuşak seslerinden üç kadın yazar 28 Eylül Cumartesi Minoa Kitabevi’nde okurlarıyla buluşuyor. Kanayak kitabının yazarı Gamze Arslan, Ay Eskir Gün Işırken’in yazarı Fadime Uslu ve Bilinmeyen Sular’ın yazarı Mevsim Yenice’nin katılacağı etkinlikte üç yazarla Melike Koçak moderatörlüğünde “Parçalanmalar” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirilecek. 

 

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın klasik eseri Gulyabani, yeni sezonda Devlet Tiyatroları (DT) sahnesinde izleyiciyle buluşacak. Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahneye konulacak oyunun orta oyunu tadında, az dekorlu olması ve seyircilerin de zaman zaman oyunun içinde yer alması hedefleniyor. İzleyicileri 100 yıl öncesinin İstanbul’una götürecek oyun 4 Ekim’de sahnede. 

 

Hatay Devleti döneminde meclis binası olarak kullanılan Fransız mimar Leon Benju imzalı tarihi bina, yanındaki konakla beraber kültür-sanat merkezi haline getirilecek. Hatay’da 1927 yılında tarafından Köprübaşı olarak anılan meydanda inşa edilen bina 1938’den Hatay Devleti’nin Türkiye’ye katıldığı 29 Haziran 1939’a kadar meclis binası olarak hizmet vermişti.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.