Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Şahane Bir Kitap Arşivi

En çok okunanlar  

Şahane Bir Kitap


"Hayattır. Sen buna roman dersin"

Daha önce de söylemiştim, Uzun Harmanlarda Bir Davetiz Misafir'i okuduğum günden beri Türk edebiyatında beni en çok şaşırtan yazarlardan biri olageldi Sezgin Kaymaz.


İstanbul ve Selim İleri, derin bir iç çeker gibi…

Nurdan Gürbilek, Yer Değiştiren Gölge'de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, geçmiş zamanın kendisinden çok yokluğunun önemi üzerinde durduğunu söyler. Tanpınar’da geçmiş, aradıklarımızı yerlerinde bulamadığımız için çeken bir şeydir bizi.


Suat Derviş’i artık gotik biliriz!

“Bu ev muamma ve güzellik dolu… Loş sofalara, alçak tavanlı geniş salonlara, sonra bu sofaları ve salonları dolduran eski yeni, büyük küçük bütün eşyaya sinmiş garip bir efsun var. Öyle bir şey ki asabı, mefkureyi, muhayyileyi sarhoş ediyor. Tatlı bir uyuşukluk içindeyim.”

 


Dünya, ağrıtır...

Hangimiz bilmiyoruz ki aslında hayatın ah’la başlayıp ah’la biten bir şey olduğunu. Ama varoluşun, neşeyi ümitle bekleyen o kederden ibaret sancının, onun bizi an be an yoklayan soğuk elini unutarak, unutmaya çalışarak yaşamaktan başka bir çaremiz olmadığını da biliyoruz.


“Bir süre sonra her şey birbiriyle bağlantılı görünmeye başlar”

Kara Kitap’ın temel izleklerinden biridir “sır”. Hikaye boyunca kahramanımızla, Galip’le birlikte bir sırrın peşinde koşar, başka pek çok sırlara işaret eden şehrin, toplumsal kodların ve var oluşun çelişkilerinin etrafında döner, nihayetinde de hiçbir sırrın tam olarak açık edilmediği bir durumda kalakalırız.


Bil bakalım, ben kimim?

Farkındaysanız son zamanlarda muhalif söylem içinde bize adeta hediye edilmiş gibi duran bir kavram var: Queer. Toplumsal cinsiyet ve kimlik politikalarının hem tam ortasında duran hem de ikisinin birden dışına çıkmayı öneren bu kavram, yine bilindiği üzere ne olduğuyla değil, neye, nelere karşı olduğuyla ilgili olarak kendini ortaya koymakta.


İyinin ve kötünün ötesinde, kün!

Son dönem Türk edebiyatında kendine bambaşka bir yer açıp oraya sessiz sakin kurulmuş bir yazar, Sezgin Kaymaz. Fantastiktir ama kurgu değildir yazdıkları; olağan ile olağanüstü arasındaki sınırda serbestçe gezinir; dili işleyiş biçimi kendiliğinden kusursuz, sezgileri kendiliğinden güçlü; mizahı sahiden en yüksek mertebede işleyen, kendiliğinden kahkahalı yazar…

 


Edebiyatı görmek!

"Genç ve hevesli bir yayınevinin titizliği, aynı derecede genç, hevesli ve başarılı çevirmenler, ana akımın dışında kendine yer bulmuş çok önemli illüstratörler ve uygarlık tarihine damgasını vurmuş edebi anlatılar buluyorum Grafik Kanon'un sayfalarında."

 


Naipaul bilmecesi, çözülür

"Naipaul’u niçin severim? Naipaul’un kitapları bugün ‘üçüncü dünya ülkeleri’ dediğimiz yoksul ülkelere, İngilizleşmiş Hintli bir Trinidadlının bakış açısıyla yaklaşır. Naipaul hem muhafazakar, tutucu ve kuralcı bir İngiliz’in bakış açısını büyük bir istekle kabul eder, hem de tam anlamıyla çok kimlikli, yersiz, yurtsuz, sürekli kimlik değiştirmiş, esnek biridir.


Final, acı ve melankolik bir bohemde bitiyor

"Sana doymak korkunç ahmaklık olur." Aklımda en çok kalan cümle bu sanırım. Yok kitabı okuduktan sonra değil, henüz okumadan, sosyal medyada paylaşılan cümlelerden en çok aklımda kalanı bu. Ahmed Arif, sosyal medyaya paylaşım cümlesi olsun diye mi yazmış bunları yani Leylâ Erbil’e, diye sinirlenenler oldu, ne çok. E, hakları yok değil. Ama evet, neden olmasın diyorum kendi kendime.

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.