Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
 Üye eleştirileri bölümü idefix üyelerinin kitaplara yaptıkları eleştirilerden derlenmektedir. Eğer siz de eleştirinizin bu bölümde yayınlanmasını istiyorsanız dilediğiniz kitabı idefix'te eleştirebilirsiniz. Eleştirileriniz idefix editörlerinin kontrolünden sonra değerlendirmeye alnacaktır.

Üye Eleştirileri Arşivi

Üye Eleştirileri // En çok okunanlar



Dövüş Kulübü

Chuck Palahniuk'un yazmış olduğu, Yeraltı Edebiyatı'nın kült örneklerinden bir kitap. +18 uyarısını eleştirimde bile yapmayı uygun görüyorum. Yüksek dozaj cinselliğe, sisteme söylenen laflara, din eleştirisine, mide kaldıran ve bilmek istemeyeceğiniz tıp ayrıntılarına, çok gerçek karaterlere, melankoliye ve deliliğe alerjiniz varsa bu kitaptan uzak durmanız çok faydalı olabilir.



Kayıp Kıta Mu

Bu kitabı ilk olarak "Atatürk ve Kayıp Kıta Mu" isimli kitapta Atatürk´ün bizzat inceleyip çevirttiği kitap olarak duymuştum. Daha sonra Anıtkabir´i ziyaretimde Atatürk´ün kitap kolleksiyonunda açık olarak sergilenmekte olduğunu farketim. Üzerinde Atatürk´ün aldığı notlar da vardı.



Düşünce Geleneklerine Karşılaştırmalı Bir Bakış

Düşünce tarihi denildiğinde tarih kelimesi ağır basıp, yeni bir şey sunabilecek olmadığını düşündürdüğünden midir nedir, özellikle kitap formatında fazla ilgi gören bir konu olduğunu söylemek kolay değil.



Boşa Geçen Yıllar

Nazım Hikmet'in 1940 yılından 1950 yılına kadar kaldığı Bursa hapishanesinden Kemal Tahir'e yazdığı mektupları okuyunca onun ne kadar değerli bir sanatçı olduğu çok iyi anlaşılıyor. Mektuplarının her satırı buram buram insan sevgisi, yurt sevgisi kokuyor. Hemen hiçbir mektubunda karamsarlık, ümitsizlik yok. Her konuda iyimser.



Bir krizin ardından: Epikriz

Tuncay Durmuş'un ilk öykü kitabıymış bu. Devamının gelmesini umuyoruz elbette. Bir psikiyatrik krizin ardından kalanların anlatıldığı, güzel bir kitap. Özellikle psikiyatriye, psikiyatri öykülerine ilgi duyanların seveceği türden. Öyküler gerçekle sanrıların iç içe geçmesiyle oluşturulmuş. Çoğu yerde bu ikisi arasındaki sınırı belirlemek de son derece güç.



Kıymeti Bilinmesi Gereken Bir Roman

Türk anlatı sanatında genelde dışlanan, kendi sesini çıkarmasına izin verilmeyen türden bir karakterin, yani girişimci ve dalavereci iş adamı tipinin ağzından anlatılan bir roman; şahane bir kitap.



İstanbul Zeybeği

"İstanbul'un göğünden kopma bir taş efeleniyordu Londra'da"
Bana Feyyaz Kayacan´ın ve öykülerinin hikayesi, İstanbul Zeybeği öyküsünde geçen bu cümlede yatıyor gibi geliyor hep.
Mizahi, doğrusu ironik ve geriden başını uzatan derin bir hüzün. Gurbette olma hissi.



Empati

17 yaşındayken yazdığı;

"yurdunu sevmeliymiş insan
öyle diyor babam
benim yurdum
ikiye bölünmüş ortasından
hangi yarısını
sevmeli insan."



HATIRLAYARAK UNUTMAK

Foer, Amerikan edebiyatının yeni yıldızı. Ama bu ilgiyi ve övgüyü gerçekten hak ediyor. Yüksek bir hayalgücüyle ve acılı dolu bir mizahla yazıyor. Bu kadar deneysel yazıp, bu kadar çok okunması da, Amerika'daki okur profilinin bizdekinden çok farklı olduğunu ortaya koyuyor.



Araştırma adı altında!

Aydoğan Vatandaş ismini ilk kez, Vatan Gazetesi eski yazarlarından Yiğit Bulut´tan, "Değerli arkadaşım Aydoğan" ifadesi ile duymuştum.
Genç yaşına rağmen sayın Vatandaş bir sürü kitaba imza atmış.

Apokrifal...

Selman Kayabaş editörlüğünde yayınlanan kitaba notum eksi üzerinden yüzelli.

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.