Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

			

Kulis


Kulis

Çevirmene eziyet



Zayıf
Toplam oy: 726

Cemal Karanlık

 

 

 

Epeydir buluşamıyorduk Nadir’le. Önceki akşam telefon çaldı, baktım, bizimki. “Yahu nerelerdesin,” dedim. “Abi sorma, birkaç aydır yurtdışındaydım, buluşalım da iki lafın belini kıralım,” dedi. “Olur lan özledim valla,” dedim.

 

 

    Efendim, işin özeti, Nadir arkadaşımız karşılaştırmalı edebiyat işinden sıkılınca kendine daha farklı bir gelecek çizmeye karar vermiş, İngilizcemi geliştireyim, en kıyak yerinden öğreneyim ki işe yarasın, bu kadar edebiyat okumuşluğumuz da var, bakarsın çeviri ödülleri falan alırız, diye düşünerek basmış İngiltere’ye gitmiş. O zaman fırsat acil tarafından çıkınca eşe dosta haber bırakmayı da unutmuş. Olsun. Bir lisan bir insan demişler. İnsanın bir altın bileziği olacak illa.

 

 

    “Evladım iyi de, çevirmenlik bu ülkede meşakkatli iştir, zordur, başa beladır,” dedim, “üstelik para falan da kazandırmaz. Ne güzel okuyup akademisyen olacaktın, niye caydın karşılaştırmalı edebiyat işinden?”

 

 

    “Abi baktım iş olanakları sınırlı; masa başında dirsek çürütüp eleştiri yazıları yazacaksın, onca kafa patlatacaksın… Ama bildiğin gibi bu ağır işin karşılığını asla alamıyorsun bu ülkede.”

 

 

    “Bilmez miyim… Hem kıt kanaat geçin, hem yazdıklarını öğrencilerinden başkası okumasın, hem de…”

 

 

    “Evet abi?”

 

 

    “Hem de, kazara, olmaz ama, diyelim Orhan Pamuk’un bir romanını beğenmedin. Vay haline. Orhan kızıp köpürür, okurlar yazarımızı çekemedi diye ayağa kalkar, edebiyat dergileri de senden uzak dururlar; al başına belayı.”

 

 

    “Bunu düşünmemiştim ama bu da doğru. İşte bu yüzden ben de çevirmen olmaya karar verdim. Hem bakarsın çevirdiğim kitap çok satar; oh ne âlâ.”

 

 

    “Orası öyle de, işin bir de öbür yanı var. Bunca edebiyat okumuşsun. O çok satarları çevirmeyi bakalım miden kaldıracak mı? Kaldırırsa ne iyi, diyecek yok. Ama bir olur, iki olur, üçüncüsünde iş bildiğin gibi, eziyete döner. Ama bir sakınca daha görüyorum, istersen devam edeyim.”

 

 

    “Et abi?”

 

 

    “Bizim usta çevirmenlerimiz 12 Eylül öncesinde sol klasikleri çevirdikleri için hapis yatıyorlardı. Aranan, yurt dışına kaçmak zorunda kalan… Bugün de bildiğin gibi durum farklı değil. Devlet, Ölüm Pornosu’nun çevirmeni ile uğraşıyor bak. Yani, eninde sonunda, bu belalardan uzak kalayım diye eften püften şeyler çevireceksin. İyi edebiyatı çevirip okurumuza hizmet edebilirsin, ama onun da okuru az. Diyeceğim, bu ülke çevirmene eziyet. Tabii yine de sen bilirsin.”



Bu kitabı idefix'ten satın alın

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Kulis Yazıları

Cemal Karanlık

 

 

 

Hava biraz açınca aradım Nadir’i, yahu yetiş iki çift laf edelim, dedim. Kırmaz beni, hemen atlayıp geldi, trafiğe sövüp saydıktan sonra az soluklandı, derken çantasından meşhur bir gazetemizin son günlere ait nüshalarından birini çıkardı.

 

 

“Ey ağabey baksana ne diyorsun şimdi bu işe?” dedi.

Cemal Karanlık

 

Cemal Karanlık

 

 

Kış aylarının Beylikdüzü ilimizdeki kitap fuarıyla başlaması artık fena bir alışkanlık oldu sevgili okurlar. Güzel, ama fena bir alışkanlık. Bir kere her yıl fuarda üşütmek garanti. Fuar izlenimlerimi ne yazık ki yine aksırarak yazıyorum. Ben oldum, siz olmayın, ne diyeyim…

 

Cemal Karanlık

 

Söyleşi

UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi'ne alınan Dede Korkut Hikâyeleri hem Türkler hem dünya kültür tarihi için niçin bu kadar önemli?

 

ŞahaneBirKitap

Svetlana Aleksiyeviç, "yepyeni bir edebi tür" olarak tanımlanan, uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla 2015 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü.

Editörden

Masalların hayallerden beslenen, gerçeklerin dünyasından ayrılan garip bir zemini var. Gerçeklerin dünyasından ayrılsa da, her masal kendi gerçekliğini, daha önce duymayıp, görmediğimiz bir hakikati bize fısıldar. Hakikatin bambaşka yollardan geçebileceğine inandırır; zengin hayaller peşinde, sınırsız âlemlere yolculuk etmenin anahtarlarını sunar bize.