Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

			

Kulis


Kulis

Kitap fuarında




Toplam oy: 852

Cemal Karanlık

 

 

Kış aylarının Beylikdüzü ilimizdeki kitap fuarıyla başlaması artık fena bir alışkanlık oldu sevgili okurlar. Güzel, ama fena bir alışkanlık. Bir kere her yıl fuarda üşütmek garanti. Fuar izlenimlerimi ne yazık ki yine aksırarak yazıyorum. Ben oldum, siz olmayın, ne diyeyim…

 

Nerede o eski fuarlar diyerek canınızı sıkmayacağım; geçmiş, geçmişte kalmıştır. Bu yıl fuarda yayınevi standlarını dolaşırken dikkatimi bambaşka bir şey çekti. Pek çok yeni, cevval yayınevimiz var. Bunlar da yeni yeni kitaplar yayınlayarak kültür hayatımızı fevkalade zenginleştiriyorlar. Biz okurların önünde yepyeni ufuklar açıyorlar. Yayınlanan kitaplar o kadar çok ve çeşitli ki, hani şaşırmamak elde değil. Sevindirici, mutluluk verici bir şey.

 

Gerçi ben, gençler yeter ki okusun da, ne okursa okusun diyenlerden değilim. Eh, yaşlı da sayılamayacağıma göre; ne diye çer çöp okuyayım efendim? Oturur görgümü, bilgimi artıracak faydalı kitaplar okurum.

 

Diyeceksiniz ki, fayda nedir? Hepimize göre değişmiyor mu bu fayda dediğimiz şey? Kuşkusuz, kişiden kişiye değişir. Ancak kişinin, kendi yönelimlerini bilmesi, bunu sorgulaması da gerekir. Ayrıca, insanın bu dünyada, bana kalırsa, bir şeye, ne bileyim, müziğe, resme ya da sinemaya, edebiyata ilgi duyması da önemli değil midir? İçimizde dünyanın işleri karşısında bir merak olmasa neden okuyacağız? Sırf “okumak iyidir” dedikleri için mi?

 

Lise sıralarında çok sevgili bir öğretmenimiz vardı. Bir şey sorduğumuz zaman, cevabı bilse de hemen söylemez, bizi kitaplara yönlendirirdi. Aradığımızı kütüphanede bulmamız için çabalardı. Bunu, kitaplarla tanışmamız için yapardı kuşkusuz. Hepimiz üzerinde değilse de, kimimiz üzerinde başarılı da olmuştu.

 

Ancak, insanın kitaplarla bir ilişki kurabilmesi, kitabın göz önünde olmasına da bağlıdır biraz. Fuarı dolaşırken, bunca kitabın yayınlanmasının sevindirici olduğunu düşündüm. Ama yayınevleri bu kitapları nerelerde sergiliyor acaba? Kitapçılar bir bir kapanıyor, var olanlar da yeterli değil. Bir kitapçı arkadaşıma sormuştum; yeni çıkan bir kitabın, “yeniler” rafında bazen ancak bir gün kalabildiğini söylemişti.

 

Yine de, bu kadar çok kitabı yayınlayabildiğimize ve bu yayınevleri de ayakta kalabildiklerine göre, bizim acilen daha çok kitabevine ihtiyacımız var, diyebiliriz. Ve tabii kitap haberleri yayınlayan dergi ve gazetelere de.

 

Fuar belki en çok bu işe yarıyor; yayıncılığımızın kocaman bir fotoğrafını çekiyor ve kitapların bir haftalığına da olsa bir bütün olarak gözümüzün önünde sergilenmesini sağlıyor. Az şey değil.



Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Kulis Yazıları

 

Son zamanlarda konuşulan iki vaka dolayısıyla intihal kavramını ele aldık. Edebiyat dünyamızda zaman zaman yaşanan bu tür iş kazaları elbette sadece Türkiye ile sınırlı değil.

 

Cemal Karanlık

 

 

 

Hava biraz açınca aradım Nadir’i, yahu yetiş iki çift laf edelim, dedim. Kırmaz beni, hemen atlayıp geldi, trafiğe sövüp saydıktan sonra az soluklandı, derken çantasından meşhur bir gazetemizin son günlere ait nüshalarından birini çıkardı.

 

 

“Ey ağabey baksana ne diyorsun şimdi bu işe?” dedi.

Cemal Karanlık

 

 

 

Epeydir buluşamıyorduk Nadir’le. Önceki akşam telefon çaldı, baktım, bizimki. “Yahu nerelerdesin,” dedim. “Abi sorma, birkaç aydır yurtdışındaydım, buluşalım da iki lafın belini kıralım,” dedi. “Olur lan özledim valla,” dedim.

 

 

Cemal Karanlık

 

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.