Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Yazarlar


Can Gürses

Can Gürses, 6 Temmuz 1989’da İstanbul’da doğdu. 2003-2007 yılları arasında yatılı okuduğu VKV Koç Özel Lisesi’nden Cervantes’in Don Kişot’u, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı ve Bulgakov’un Usta ile Margarita’sı üzerinden ironi-yazar-toplum ilişkisini tartıştığı tezinden tam not alarak, International Baccalaureate (Uluslararası Diploma) ile mezun oldu. 2007-2010 yılları arasında okuduğu İngiltere’de The University of Kent’te Karşılaştırmalı Edebiyat ve Film Bölümleri’ni Krzysztof Kieślowski’nin Aşk Üzerine Kısa Bir Film, Mavi ve Veroniqué’in İkili Yaşamı filmleri üzerinden gerçekliğin kurmacalığını tartıştığı tezi ile en yüksek ikinci dereceyle bitirdi. 2010-2011 yılları arasında İskoçya’da The University of Edinburgh’ta Karşılaştırmalı Edebiyat dalındaki yüksek lisans eğitimini, Orhan Pamuk’un Beyaz Kale romanı ve Amin Maalouf’un Afrikalı Leo romanı üzerinden kimliğin Doğu-Batı ve ben-öteki parçalanmasını çözümlediği teziyle tamamladı. 2010-2011’de Edinburgh ve İstanbul’da En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın adını taşıyan ilk romanını yazdı. 2011-2012 yılları arasında Bilgi Üniversitesi’nde İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nde Eleştirel Düşünce ile İngiliz Dili ve Edebiyatı derslerini verdi. 2013’ün ilk altı ayında Öyle Bir Geçer Zaman Ki adlı televizyon dizisinin diyalog yazarlığını yaptı. İkinci romanı Kırık Beyaz’ı 2013’te tamamladı. 2011-2014 yılları arasında İnce ile Uzun serisinin ilk üç kitabını küçük ve büyük çocuklar için kaleme aldı. 2011’den başlayarak Bir+Bir dergisinde “Edebiyat Gardırobu” adlı köşesinde yazıyor. Kitap-lık dergisinde soruşturma dosyaları yayımlanıyor. İlk uzun metraj sinema senaryosu üzerinde çalışıyor. Üçüncü romanını yazıyor.

Tüm Yazıları

Baharın daha fazla direnemeyip şehrimize salındığı bugün güneş çekilince İstanbul Modern'in dört köşesine çekilip, Mehmet Güleryüz'ün eserleriyle söyleşerek baharı kutladım. Bu yazı ne İstanbul Modern'in namına bir övgü ne de can sıkıcı ve ukala bilgilendirmeleriyle bir didaktizm örneği olacaktır. Ne bir sanatçının ne de bir eleştirmenin haddidir bir sanat eseri üzerine ahkam kesmek.

Sevgili bir dost, 

 

Yıllar var mektuplarıma yanıtını alamadım. Yazdıklarımla canını sıktığımı düşünerek daha güzellerini yazdım. Yine canım sesin çıkmadı. Mektupla ses mi çıkarılırmış diyeceksin. Sesin en sıcağı zarftan çıkanıdır. Belki de bunun için bana sesler artık hiç de o kadar yakın gelmiyor... Gene de bekliyorum. 

 

Instagram denen sanal sergi salonunda herkes kendisini sanatçı olarak tanımlaya ve başparmak takipçilerince sanatçı zannediledursun, sanat, her zaman olduğu gibi ne zamanın içinde ne de büsbütün dışında yaşar. İstanbul Modern’deki Sanatçı ve Zamanı sergisi de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında,” sözünü mihenk taşı bellemiş.

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.