Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


2019'da Yazarların Mutfağında Neler Var...


Edebiyat ve sanat adına verimli bir seneyi geride bıraktık. Yeni çıkan romanlar, öyküler, şiirler, tarih kitapları ve daha nicesiyle birlikte iyi bir yıl oldu 2018. Peki 2019’da yazarların mutfağında neler var, neler yazmayı planlıyorlar? Yazarlarımıza sizler için sorduk.

Handan İnci: "Tanpınar'ın Arşiv Metinlerini Hazırlayacağım"

 

 

2019’da en temel uğrasım, Tanpınar’ın arşiv metinlerini yayına hazırlamak olacak. 2019 başında da Mösyö Teste çevirisi ve Fransız edebiyatı üzerine etütleri yayımlanacak. Huzur romanının yeni bir edisyonunun da yayımlanması planlanıyor. Neredeyse yirmi yıl önce yayımladığım Cevdet Kudret’e Mektuplar kitabını ilavelerle birlikte yeniden hazırladım. On yıldan fazladır yeni baskısını yapmadığım Roman ve Mekân adlı kitabımı da elden geçirerek yayımlayacagım. Beşir Fuad’ın Şiir ve Hakikat adı altında topladığım, baskısı tükenmiş kitabım da yayın için bekliyor. Dilini sadeleştirmeye yanaşmadığım için bu kitabı basacak bir yayınevi arayışı içindeyim. Beşir Fuad üzerine yazıları derlediğim bir kitap da çıkacak. İkinci baskı için bekleyenleri bıktırdığım bir kitap da Oğuz Atay’a Armağan. Bu bekleyişin sebebi, kitabı kökten değiştiren bir ek yapacak olmamdı. Bu bir tür kaynakları ve referanslarıyla A’dan Z’ye Oğuz Atay Ansiklopedisi olacaktı. Armağanın içinde yer alamayacak kadar büyüyünce bunu ayrı bir kitap yapmaya karar verdik. Benzer bir ansiklopedik çalışmayı Tanpınar için de sürdürüyoruz. YKY için hazırladığımız Halit Ziya külliyatının hikâyeler bölümünü de bu yıl bitirmeyi planlıyoruz. Asıl çalışmam ise şimdilik zihnimde gezdirdiğim bir telif ürün olacak. Onunla iç konuşma halindeyiz ama yazmak için elim kaşınıyor. Keşke şöyle 3-4 ay hiç ara vermeden masama kapanıp çalısabilsem.

 

 

Yazar / Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Ögretim Üyesi / Prof.

 

 


 

 

 

GÜRAY SÜNGÜ: “KAVRAMLAR, KELİMELER VE ACAYİP HAKİKATLER”

 

 

Kısa vadede ve uzun vadede diye değerlendirebileceğim iki kitap var kafamda. Birincisi “Kavramlar, Kelimeler ve Acayip Hakikatler” adlı kitabım. Bazı kavramları eğip bükerek yazdığım metinlerden oluşuyor. Baharda bir ihtimal hazır olabilir. İkincisi ise hazır bir eser değil, taslak olarak hazırladığım ama yazmaya başlamak için içimin soğumasını beklediğim bir roman. Neden içimin soğumasını bekliyorum? Çünkü son romanım yeni yayınlandı. Harekete geçmek için henüz erken.

 

Yazar / İz Yayıncılık Editörü

 

 


 

 

NAİME ERKOVAN: “FANTASTİĞE GERİ DÖNMEK İSTİYORUM”

 

 

Beşinci Düğme isimli kitabımla öykü yoluna çıktığımda fantastikti o zamanki sesim. Bir yazarın kendisine yapabileceği en büyük haksızlığın sınırlarını keşfetmemesi ve onları asmaya çabalamaması olduğuna inandığımdan her kitabımda yeni üsluplar, yeni ifade imkânları aradım. Altı kitaplık bir öykü serüvenini geride bıraktıktan sonra sürekli aklımı çelmeye çalışan fantastiğe geri dönmek istiyorum yedinci kitabımla. Sekiz senede dünya ve ona bağlı olarak ruhumuz yeni katmanlara ayrıldı. Fantastik ses, belki daha gür belki daha ketum ama mutlaka daha güçlü şekilde ortaya çıkacak diye ümit ediyorum.

 

Yazar

 

 


 

 

ÖMÜR İKLİM DEMİR: “BİR TARİHİ KURMACA METİN ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUM”

 

 

Mutfak, mutfak, mutfak... Açıkçası mutfak biraz karışık; hamburger, pizza, levrek ızgara, çoban kavurma, hünkar beğendi, hepsi aynı anda pişiyor. Birazı dünden, birazı bugünden, ordan, burdan, doğudan, batıdan, tencereler dolup dolup taşıyor. Mesela son dönemde, ki bu son dönem geçtiğimiz üç sene oluyor, öyküden romana doğru evrilen bir tarihî kurmaca metin üzerinde çalışıyorum. Şimdilik iki yüz elli sayfa civarında, tahminime göre, bitmesi için bir elli-altmış, belki de yüz sayfa daha yazmam gerekiyor. Romanın 20’nci yüzyıl başı ile 21’nci yüzyıl başı arasında gidip gelen çift zamanlı bir yapısı var, bu sebeple biraz yavaş ilerliyorum. Arşiv kayıtlarından tezlere, o dönemin romanlarından gazetelerine, şarkılarına, sigara markalarına kadar pek çok konuda araştırma yapıyorum. Tabii araştırmalarım sırasında, “şu da ne kadar ilginçmiş, yahu bu da aslında böyle miymiş” derken, kaybolduğum oluyor, kendimi çok alakasız yerlerde buluyorum. Yönümü belirleyip tekrar yola koyuluyorum, yine kayboluyorum, yine yönümü belirliyorum, yine kayboluyorum ve yine, ve yine, ve yine... Bu böyle sürüp gidiyor. Velhasıl biraz meşakkatli, ancak bir o kadar da eğlenceli bir dönem benim için; zaten bir şekilde ve kendi meşrebimce eğlenmiyor olsaydım yazmaya da devam etmezdim. Devam etseydim ise dönüşürdü, ise dönüşen çogu şey de sıkıcıdır ve de piyangodan büyük ikramiye çıktığı an bırakılır. Bahsettiğim bu metnin haricinde, bir kısmı çeşitli dergilerde yayımlananlar olmak üzere, elimde biriken epey öykü var, onları da ileride toparlamayı düsünüyorum.

 

Yazar

 

 


 

 

AYKUT ERTUĞRUL: “MODERN BİR DON KİŞOT HİKÂYESİ YAZACAĞIM”

 

 

2019’da becerebilirsem bir roman denemek istiyorum. Aklımda birkaç şey var. Modern bir Don Kişot hikâyesi belki… Ya da Yedi Gece isimli, 2000’lerde Ankara’da bir memur evinde geçen Türk mitolojisiyle halk söylencelerinin iç içe geçtiği hikâyelerden oluşan bir roman… Ne zaman kitaplaşır bilmem ama Cins’te Şehirler ve Şeyler adıyla yazdığım denemeler çok içime siniyor. Şehirler kısmı bir çesit meydan okuma. Şeyler kısmı ise muhtelif konularda yazılmış hikâye anlatı arası yazılar. Öte yandan, bunca zaman kurmaca üzerine yazdığım yazılar, belli bir yekûn oluşturdu. Yazılara önümüzdeki birkaç ay yeniden çalışıp dosyalaştırmak istiyorum.

 

Yazar/Post Öykü Yayın Yönetmeni

 

 


 

 

EYÜP AYGÜN TAYŞİR: “ÜÇ ROMAN TASLAĞIMDAN BİRİNİ BİTİRECEĞİM”

 

 

Bugünlerde hikâyelerim üzerinde çalışıyorum. Evvelce yazılmış lakin yayımlanmamış olanları düzenlemek ve yeni hikâyeler yazmakla meşgulüm. Bu ilk hikâyeleri yine roman ya da romanlar izleyecektir. İnsanın aklına sürekli yeni fikirler geliyor. Hikâye için düşündüğüm bir konu yakın zaman önce bir roman fikrine dönüştü mesela. Böylece mevcut planların arasına o da eklendi ve beni çok ama çok heyecanlandıran, tasarımı hem zihnimde hem kâgıt üzerinde epeyce beliren üç roman taslağım oldu. Bunların ikisi zaten epeyce bir süredir hazırlıkları devam eden, köşede bekleyen çalışmalardı. Hikâyelerimden sonra onlardan birini önüme çekip onunla ilgileneceğim. Ara ara da hikâyeler yayımlamak niyetindeyim. Mahalle içlerinde küçük dükkânlarında hizmet veren, radyosundan kısık bir sesle halk türküleri ya da sanat müzigi sesleri yayılan, başları genelde kendi önlerinde ayakkabı tamircileri gibi, elimde bir esas iş, kenarda diger işler, yaşayıp gitmek ve bunun getirdiği dinginlik mutlu ediyor beni.

 

Yazar

 

 




Toplam oy: 29

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.