Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Elini taşın altına koyan kolektif: KU-KO


Elini taşın altına koyan kolektif: KU-KO

 

 

DİDEM ÇELİK

 

 

E-kitap okuyanlar bilirler, kısa bir süre önce yalnızca e-kitap formatında yayın yapan bir oluşum çıktı karşımıza: Ku-ko.

Murat Yalçın, Cem Akaş, Tankut Aykut, Süreyyya Evren, Gökdemir İhsan, Metin Kaçan, İsmail Pelit, Melida Tüzünoğlu, Faruk Ulay ve Berrak Yurdakul gibi pek de yabancı olmadığımız isimlerin kitaplarını yayımlayan Ku-ko'ya birkaç soru yönelttik.

 

 


Ku-Ko nedir?


 

Ku-Ko kurgu kolektifi, adından da anlaşılabileceği üzere bir kolektif – birbirinin yazdıklarını seven birtakım yazarların bir araya gelmesiyle oluştu. Bir yayın yönetmeni yok; başlangıçta ku-ko’ya katılması için çağrı yapılan yaklaşık 15 yazardan, elini taşın altına sokmak isteyen beşi bir araya gelip merkez komitesini oluşturdu: Faruk Ulay, Süreyyya Evren, Orhan Selçuk, İsmail Pelit ve Cem Akaş. Kararlar komitede oybirliğiyle alınıyor, herkesin veto hakkı var.

 

 

(Melida Tüzünoğlu)

 

 

 

Aralık 2011’de 16 kitap ve bir dergiyle (ku-ko seçki) yola çıktık. Ku-ko seçki’yse ku-ko’nun yayımladığı kitapları ve yazarları okurlara derli toplu bir biçimde tanıtmak amacını taşıyor.

 

 

Pratik nedenlerden yola çıktık– kimi kitapları ne zamandır bulamıyorduk, yeniden basılacakları şüpheliydi, bunların sayısı da gittikçe artıyordu. Bu kolektifin amacı yayıncısına para kazandırmak değil, bir para kazanılacaksa bu yazarlar tarafından kazanılacak. Kitap fiyatları da öyle makul tutulacak ki yazar kazanırken okur da kazanacak.                                                                                                                                                                                (Cem Akaş)

 

 

 

"Ku-ko kurgu kolektifi, kağıtsız yayıncılık yapar; kağıt üzerinde yayıncılık yapmaz." diyorsunuz. Kağıtla bir derdiniz mi var?

 


Kağıtlı yayıncılığın temel sorunları var. Birincisi üretim maliyeti. Maliyeti göze aldığınızda ya da en aza indirdiğinizde bile, dağıtım/ulaşılabilirlik sorununu aşamıyorsunuz. “Kitabın e hali”nin üretim maliyeti neredeyse sıfır, tükenmesi sözkonusu değil, internetten satın aldığınız anda, bir dakika içinde makinenizde. Bir diğer avantajı da yer ve taşınabilirlikle ilgili: hem evde yer kazandıracak, hem de kütüphanenizi ve kitapçınızı gittiğiniz her yere götürmenizi sağlayacak. Kağıtla ilgili bir sorunumuz yok, kağıtla güzel kitapların yapımı sürecektir.

 

 

 

(Erhan Memiş)

 

 

Diğer sanatlarda olan, edebiyatta da olacak

 

 


Teknolojinin gelişmesiyle yazarlar için çok daha demokratik bir ortam oluştu; ancak bu gelişme bir yandan da bir "bolluk" , bir "bilgi kirliliği" de getiriyor. Bu ikisini kıyasladığında Ku-Ko ne düşünüyor?

 

Her türlü medyanın demokratikleşmesi sürecinde, içeriğin seçkinliğini garantileyecek kurumlara ihtiyaç var mı, bunlar yeni kurumlar mı olacak, alışılmışın dışında bir kurumsallaşma modelleri olacak mı, bunu hep birlikte göreceğiz. Diğer sanatlarda olan, edebiyatta da olacak.

 

 

 

İnternet ile birlikte yeni nesil daha hızlı akan görsellere ve metinlere alıştı; böyle bir çağda bir nesne olarak kitap varlığını nasıl devam ettirecek? Kitap sizce nihayetinde nasıl bir formata erişecek?

 

 

                                                                                                                     (İsmail Pelit)

 

 

Bugün e-kitap format olarak hala gelişmeye muhtaç bir dil kullanıyor, ama önümüzdeki on yıl içinde müthiş yerlere varacak – HTML’in son on-on beş yılda geldiği yere bakmak yeterli. Nesne olarak basılı kitap daha uzun süre varlığını sürdürür gibi geliyor bize, ama belki nelerin basıldığı konusunda bir değişim yaşanır. Kitlelerin tüketimine yönelik, “tüketici edebiyatı” dediğimiz üretim için “basılı kitap” formatı büyük oranda gereksizleşecektir herhalde. Öte yandan e-kitap okuyucular da bambaşka bir formata evrilebilir hala.

 

 

 

Ku-ko ilerleyen yıllar içinde neler yapacak?

 

 

Ku-ko her yayınevi gibi, iyi bulduğu metinleri bir araya getirmek istiyor, bu bütünden de zaman içinde iyi bir tanım çıkacağını düşünüyoruz.

 

 

  (Selçuk Orhan)

 

 

 

 

 




Toplam oy: 700

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Yirminci yüzyıl ne çağıydı? Soğuk Savaş’ın mı çağıydı, aşırılıkların mı? Keşiflerin mi çağıydı; casusların, ajanların, bilmecelerin mi… 18. yüzyılın doğa bilimlerinin, 19. yüzyılın ise biyolojinin çağı olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Albert Camus, 20. yüzyılı korku çağı olarak nitelendiriyor. Doğrusu çok da haklı. Yirminci yüzyıldan miras kalan korkuyla her birimiz yüzleştik.