Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Füruzan'la Sözünü Sakınmadan (Video)


 

 

Sabit Fikir ve İstanbul Modern işbirliğiyle düzenlenen Sözünü Sakınmadan'da keyifli bir sohbet daha gerçekleşti. Usta eleştirmenler Semih Gümüş ve Ömer Türkeş, 15 Mayıs Salı akşamı, edebiyatın önemli isimlerinden Füruzan'ı ağırladı.




Toplam oy: 987

Yorumlar

Yorum Gönder


arkadaki resim olsa olsa fahrinüsa zeid'dir. o kareleme ve soyut olmaya çabalayan nakışçılık bir tek onda olabilir :)

51%
49%

1 saat civarından sonra videoda bir sorun oldu gerisini izleyemiyorum. acaba yüklenen dosyada bir sorun var mı?

45%
55%

Arka plandaki resmin adını ve ressamını bilen var mı?

44%
56%

Keşke dudağındaki arı sokmasından kaynaklanan şişlik (!) geçince konuk olsaymış!

46%
54%

Bu programda yapılan en üstün söyleşi. Son derece doğal,içten,alçakgönüllü ve zengin. Saygılarla.

50%
50%

Çok güzel olmuş, emeğinize sağlık ve bolca teşekkürler....

49%
51%

Idefix ve Sabit Fikir'in Facebook ve Twitter hesaplarını takip edebilirsiniz, haftalar öncesinden duyuruyoruz. Linkler şöyle:

 

 

http://www.facebook.com/sabitfikircom

https://twitter.com/SabitFikir

 

---

 

http://www.facebook.com/idefixcom

https://twitter.com/idefixcom

 

 

42%
58%

İdefiks'ten şikayetçiğim. Bana bu güzel söyleşiyi haber vermediği için.

35%
65%

Yeni yorum gönder

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.