Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Sevdiğimiz Kitap Adları Gibi...


Melike Yıldırım: Bazı kitaplar isimleriyle öylesine bütünleşirler ki sanki o kitabı başka hiçbir isim öylesine doğru bir şekilde anlatamaz gibi gelir. Bazen tek bir kelime yeter kitabın ruhunu vermeye; Huzur gibi; Gündökümü gibi; bazen de uzun, alışılmadık isimlere vuruluruz; Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi; Göçmüş Kediler Bahçesi gibi… Bu ayki soruşturmayı sevdiğimiz kitap adları üzerine yaptık…

 

 


 

“GÜÇLÜ ROMANLAR, İSİMLERİNİN DE GÜZELLİĞİNİ PEKİŞTİRİYOR”

 


 

Tarık Tufan (Yazar)

 

Bir romanın içeriğinden etkilenmediğimiz halde ismini güzel bulmamız olası mıdır? Bir türlü emin olamıyorum. Güçlü romanlar isimlerinin de anlamını ve güzelliğini pekiştiriyor diye geçiyor içimden. En azından kişisel olarak böyle düşünüyorum. Sıradan gibi duran isimler bile arkasından gelen etkileyici metinler sayesinde zihnimizde başka anlamlara kavuşuyor. Benim sevdiğim roman isimlerinin kendi içinde ortak noktaları var mıdır, diye soruyorum kendi kendime. Galiba yok. Tek kelimelik isimler de var, kelime gruplarından oluşan isimler de. Türkçe yazılmış kitaplardan söz etmek isterim. Hemen aklıma Ağır Roman geliyor. Metin Kaçan’ın ağır romanı. Metnin kendisini, isminin çağrışımlarını oldukça çarpıcı buluyorum. Göçmüş Kediler Bahçesi var çok sevdiklerimin arasında. Bilge Karasu’nun lezzetli dili, öykülerinden taşan tuhaf durumlar, iç sıkan haller. Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün söyleyişi insanın ağzında hoş bir tat bırakıyor. Cümlelerini hatırladığımızdan mıdır? Büyük ihtimalle öyle. Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu da sevdiklerimden... İçindeki gam, keder ruhumu sarıveriyor. Düşündükçe başka başka isimler hücum ediyor hafızama. Bir insanlık halinin tasvirine dönüşmüş olan, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ını, İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası’nı, Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı’sını, Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm’ünü hatırlıyorum. Bunlar bir çırpıda aklıma geliverenler. Muhtemelen birkaç gün daha birbirinden güzel isimleri olan kitaplar zihnimi kurcalamaya devam edecek.

 

 


 

“HÜZNÜN FİZİĞİ, MÜKEMMEL BİR SOMUTLAMA”

 

 

Furkan Çalışkan (Şair, yayıncı)

 

GEORGE GOSPODİNOV’UN HÜZNÜN FİZİĞİ:

 

Mükemmel bir somutlama. En çok hüznün ve mutluluğun elle tutulur, gözle görülür yansımalarının peşine düşeriz. Burası edebiyat için de mümbit bir alandır. Bu sebeple içeriği de beni hiç hayal kırıklığına uğratmayan bu kitabın adını kıskanacak kadar çok beğeniyorum.

 

AHMET SARI’NIN KUŞ SESLERİNDEN BİR ÇADIR:

 

Ahmet Sarı üretken bir yazar. Zannımca en başarılı olduğu alan ise kitap adları. Anlatısının ya da düşüncesinin damıtılmış halini kitap adı olarak seçtiğine kuşku yok. Bu kitabın adı ise tek başına bir şiir olabilecek kadar güzel.

 

AHMET MURAT’IN KUŞLARLA SOHBETİN ŞARTLARI:

 

Bu yılın en nefis deneme kitabının adı da bir şaire yakışacak kadar yerinde, vurucu ve merak uyandırıcı.

 

 


 

“AYRILIK SEVDAYA DAHiL TÜM ADLARIN ÖNÜNE GEÇİYOR”

 

 

Gül İrepoğlu (Tarihçi, yazar)

 

Kitap adlarının çekiciliğine okumanın hazzıyla tanışır tanışmaz, küçük yaşta kapılmıştım. Bu bağlamda aklıma ilk gelen Richard Llewellyn’in Vadim O Kadar Yeşildi Ki romanıdır, annem vermişti bana. İçime işledi o roman, adıyla da. Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç da unutulmazlardandır. Sonraları isminin ilginçliğinin yanı sıra içeriği de iyi yansıtır olmasını aradım okur olarak, ama uzun ve alışılmadık adlara olan sevgim hep sürdü, örneğin Selim İleri’nin Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın’ına bayılırım. İlk romanıma Gölgemi Bıraktım Lale Bahçelerinde adını birçok kişinin bu çok uzun, böyle roman adı olmaz gibi sızlanmalarına aldırmaksızın vermem de bundandı sanırım.

 

Öte yandan vuruculuklarıyla dikkat çeken ya da meraklandıran, insanın önünde bir perde aralayıp hayal gücünü çalıştırarak belleğe ani senaryolar yazdıran adlar var sevdiğim; Honore de Balzac’tan Vadideki Zambak, Ernest Hemingway’den Güneş de Doğar, Bertolt Brecht’ten Kafkas Tebeşir Dairesi, Jean-Paul Sartre’dan İş İşten Geçti, Yasunari Kavabata’dan Eski Kentte Yeni Sevgililer, Ziya Osman Saba’dan Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Yaşar Kemal’den Yer Demir Gök Bakır, Nazlı Eray’dan Âşık Papağan Barı, Hakan Bıçakcı’dan Hikâyede Büyük Boşluklar Var, Nermin Yıldırım’dan Unutma Dersleri… Tüm adların önüne geçen, başımı döndüren, ezeli hayranı olduğum adsa bir şiirin, bir şiir kitabının adıdır; yaşanmış ve yaşanacak tüm aşkların sığınağı olan: Attilâ İlhan’dan Ayrılık Sevdaya Dahil.

 

 


 

“GÜZEL VE KIŞKIRTICI İSİMLER BAZEN CAYDIRICIDIR”


 

Ahmet Kekeç (Gazeteci, Yazar)

 

Henüz lise öğrencisiydim ve okuduğum bir romandaki şu satırlara vuruldum: “Evin yanından, yoldan aşağı, tabur tabur askerler geçerdi; kaldırdıkları tozlar ağaçların yapraklarına un serperdi...” Hemen tahmin edileceği üzere, Ernest Hemingway’in Silahlara Veda romanından söz ediyorum. Ki, beni Hemingway’i okumaya, bu romanın ismi icbar etmiştir. (Çevirmen hanesinde, ille Vahdet Gültekin yazmalıdır.)

 

Beni isimleriyle cezbeden ve okumaya yönelten yığınla kitap sayabilirim.

 

Hemen ilk aklıma gelenler: Ve Durgun Akardı Don, Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Dinle Küçük Adam; Suç ve Ceza, Muhteşem Gatsby, Çılgın Kalabalıktan Uzak, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, Mezarlarınıza Tüküreceğim, Güneş de Doğar, Otomatik Portakal, Dövüş Kulübü, Ses ve Öfke, Bir Düğün Gecesi, Kuşlar da Gitti, Waldo Sen Neden Burada Değilsin, Yorgun Savaşçı, Kurt Kanunu, İşaret Çocukları, Tutunamayanlar, vs...

 

Ama güzel ve kışkırtıcı isim, her zaman tercih nedeni olmayabiliyor. Yani caydırıcı da olabiliyor. Mesela Boris Vian’a, romanlarına “kışkırtıcı” isimler seçtiği halde, uzun süre direndiğimi hatırlıyorum. Mezarlarınıza Tüküreceğim’i fazla pornografik bulmuştum ve kitabın vaat ettiği sertlik, vasat bir okumaya çağırıyordu beni. Böyle hissetmiştim. Yanılmadığımı anladım.

 

Hemingway ve Faulkner gibi yazarlar istisnadır... Aslında okuma listemi, kitap isimlerine bakarak oluşturmuyorum. Acemi bir okur olduğum dönemlerde de böyleydi. Kitaba verilen isim (artık iddialı, iddiasız), çağrıştırdığı yahut zihnimde uyandırdığı öyküyle beni peşinden sürükleyecek mi? Genellikle buna bakıyorum.

 




Toplam oy: 16

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.