Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

15. Filmekimi'nde edebiyat uyarlamaları



Gayet iyi
Toplam oy: 864

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 15. kez düzenlenen Filmekimi, bu yıl 7-16 Ekim tarihlerinde... Filmekimi, her yıl olduğu gibi, dünya festivallerinde gösterilmiş, ödüller almış, eleştirmenlerin ve izleyicilerin ilgisini çekmiş ve merakla beklenen yeni yapımları içeren zengin programıyla İstanbul’da 10 gün sürecek bir maratonla birlikte İstanbul dışında da ekim ayı boyunca gösterimlerine devam edecek.

Festivalin bu yılki programı, yolu edebiyatla kesişen birçok filmi de kapsıyor. İşte o filmler:


Alt Tarafı Dünyanın Sonu / Juste La Fin Du Monde / Xavier Dolan
Xavier Dolan’ın Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödül ve Ekümenik Jüri Ödülü kazanan filmi Alt Tarafı Dünyanın Sonu, başrollerini Marion Cotillard, Gaspard Ulliel, Vincent Cassel, Léa Seydoux ve Nathalie Baye gibi tanınmış isimlerin paylaştığı bir aile dramı. Fransız yazar Jean-Luc Lagarce’ın 1990 tarihli aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanan film, Dolan’ın sözleriyle, “Basitçe ifade edersek, bu film aile ve birbirini sevmenin zorluğu hakkında.”

 




The Salesman / Asghar Farhadi
Oscar’lı yönetmen Asghar Farhadi, Fransa’da çektiği Geçmiş’in ardından sarsıcı bir dramla yeniden ülkesine dönüyor. Günümüz İran’ında geçen ve Arthur Miller’ın bir oyununa dayanan The Salesman başlarına gelen korkunç bir olayla başa çıkmaya çalışan genç tiyatrocu çift Rana ve Emad’ı konu alıyor. The Salesman ahlaki açılımları ve İran toplumuna getirdiği derin çözümlemelerle insan davranışlarının dehlizlerine iniyor.

 



 
 

Hizmetçi / The Handmaiden / Park Chan-wook
Güney Kore’nin yıldız yönetmeni Park Chan-wook, Cannes Film Festivali’nde yarışan The Handmaiden'da şehvet, entrika ve cinsel gerilimle örülü göz alıcı bir öykü sunuyor. Sarah Waters’ın Ustaparmak adlı romanından uyarlanan bu dönem filmi, 1930’larda Japon işgali altındaki Kore’de geçiyor. Park Chan-wook’un 2013 yapımı Stoker’dan sonra çektiği ilk film olan The Handmaiden, zengin genç bir Japon kadın, onu kandırıp zenginliğini ele geçirmeye çalışan Koreli bir adam ve adamın tuttuğu Koreli bir hizmetçi arasındaki entrika etrafında dönüyor.

 

 

 

 

Hunt for the Wilderpeople / Taika Waititi
Yönetmen Taika Waititi, bir Barry Crump uyarlaması olan son filmi Hunt for the Wilderpeople ile izleyene bol miktarda mutluluk enjekte eden yeni bir komediyle karşımızda. Ricky, koruyucu ailesiyle birlikte Yeni Zelanda kırsalında mutlu bir yaşam sürmektedir. Ancak halasının ani ölümünden sonra çocuk esirgeme kurumu onu geri çağırır. Hayatından vazgeçmeye hiç niyeti olmayan Ricky, amcasıyla birlikte ormanın derinliklerine doğru bir kaçış yolculuğuna koyulur. Saklanabilmek ve hayatta kalmak için vahşi doğayla uzlaşmaları gerekecektir.

 

 

 

 


Elle / Paul Verhoeven
Temel İçgüdü, Showgirls, RoboCop gibi modern klasiklerin yönetmeni Paul Verhoeven hâlâ eskisi kadar cesur ve kışkırtıcı. Hollandalı yönetmenin Fransa'da çektiği yeni filmi Elle, orta yaşlı iş kadını Michèle'in tecavüze uğradıktan sonra yaşadıklarını anlatıyor. Cannes'da Altın Palmiye için yarışan ve büyük beğeni toplayan bu sıra dışı tür filminin başrolündeki Isabelle Huppert, kariyerinin en iyi performanslarından birisini sergiliyor. Elle’in uyarlandığı roman, Philippe Dijan'ın Türkçeye Vay… olarak çevrilen kitabı...

 

 



Ma Vie De Courgette / My Life As A Courgette / Claude Barras
Dünya prömiyerini Cannes’da yapan ve dakikalarca ayakta alkışlanan My Life as a Courgette, dünyanın en saygın canlandırma festivallerinden Annecy’de En İyi Film ve İzleyici ödüllerini de kazandı. Hem karanlık hem naif tarzıyla her yaştan izleyicinin gönlünü fethedecek filmin senaryosu 2011 Filmekimi’nde gösterilen Tomboy’un yönetmeni ve senaristi Céline Sciamma’ya ait ama hikaye aslen Gilles Paris'in romanına dayanıyor. My Life as a Courgette, 9 yaşındaki bir çocuğun, alkolik annesinin ölümünden sonra gittiği yetimhanede edindiği arkadaşlarıyla hayatı öğrenmeye çabasını konu alıyor.




 

 

Arrival / Denis Villeneuve
Denis Villeneuve’ün yönettiği Arrival, dünyaya gelen uzaylılarla iletişim kurmaya çalışan bir dilbilimcinin hikayesini anlatıyor. ABD vizyonundan önce Filmekimi’nde gösterilecek olan Arrival, Ted Chiang'ın "Story of Your Life" öyküsünden uyarlandı ve başrolünde Amy Adams yer alıyor.

 



 

 

Julieta / Pedro Almadovar
Her filmi olay yaratan Pedro Almodovar’ın yirminci filmi olan Julieta, bir kadının hayatının gizemlerine uzanan bir yolculuğu anlatıyor. Nobel Ödüllü Kanadalı yazar Alice Munro’nun üç öyküsünden uyarlanan ve “Almodovar’ın 5 yıldızlı dönüşü” sözleriyle övülen Julieta, dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarıştı. Julieta, Almodovar’ın olgunluk döneminin en iyi örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

 

 

 

 

Öğrenci / Uchenik / The Student / Kirill Serebrennikov
Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilen ve epey ses getiren The Student, kışkırtıcı bir hikaye anlatıyor. Günümüz Rusya’sında geçen filmin merkezinde, okulda dini vaazlar vermeye başlayan bir lise öğrencisi ve ona karşı duran öğretmeni yer alıyor. Kirill Serebrennikov’un Marius von Mayenburg’un oyunundan senaryolaştırıp yönettiği The Student, izleyiciyi huzursuz ederken düşünmeye çağıran, cesur bir film.

 

 

 

Canavarın Çağrısı / A Monster Calls / Juan Antonio Bayona


Juan Antonio Bayona’nın Toronto’da prömiyerini yapan son filmi, animasyon bölümleriyle ve duygusal yaklaşımıyla dikkat çeken Canavarın Çağrısı, büyüme sancılarıyla çocukluk sırlarını dokunaklı, sıcak ve sürükleyici bir tarzla işliyor. Sigourney Weaver'ın anneanne rolündeki performansı, ünlü oyuncunun muhteşem dönüşü olarak yorumlandı. Filmin dayanağı da; Patrick Ness'in efsane yazar Siobhan Dowd'un özgün fikrinden esinlenerek kaleme aldığı aynı adlı kitap... 

 

 

 

 

Doğrudan bir kitaptan uyarlama olmadıkları halde, edebiyatseverlerin ilgisini çekecek gibi görünen iki film daha var Filmekimi seçkisinde:

 

Paterson / Jim Jarmusch
Bağımsız Amerikan sinemasının kahramanlarından Jim Jarmusch, izleyiciye sevdirdiği vampirlerden sonra sıradan insanlara dönüyor. Filme de adını veren Paterson, New Jersey’de Paterson kasabasında yaşayan bir otobüs şoförü; fazla konuşmayı sevmeyen, hep yanında tuttuğu not defterine şiirler yazan sıradan bir adam. Jarmusch, “şiirsel” sinemasını Paterson’da şiirin kendisiyle harmanlıyor ve izleyen herkesin tanışmaya bayılacağı bir karakteri çıkarıyor karşımıza. Paterson’ı canlandıran ve en son Star Wars’da Kylo Ren olarak izlediğimiz Adam Driver’a İran asıllı Golshifteh Farahani eşlik ediyor.

 

 

 

Caini / Dogs / Bogdan Mirica
Bogdan Mirica’nın kara filmle western formlarını buluşturan ilk uzun metrajlı filmi Dogs, dünya prömiyerini Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde yaptı. Romanya’nın tekinsiz kırsalını fon olarak kullanan film, ahlak, şiddet ve yozlaşma üzerine, Romanya halk öyküleri, kadercilik, Nick Cave ve Cormac McCarthy’den esinlenen bir psikolojik gerilim. Büyükbabasından miras kalan arsayı satmak için Bükreş’ten sınıra doğru giden genç bir adam, büyükbabasının aslında zamanında yerel bir mafyanın başı olduğunu öğrenir. Arsayı satabilmek için hem bu suç örgütüyle hem de onlarla işbirliği yapan polisle başa çıkması gerekecektir.

 

 

Filmekimi programında yer alan diğer filmler ve ayrıntılı bilgi için: filmekimi.iksv.org

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Rüyamda aksakallı bir ihtiyarı gördüğümde heyecanlandım. Bana tüm araştırmalarım için nasihat veriyordu. Dewey’e bak dedi usulca. Gece yarısında heyecanla uykudan uyandım. O gün erkenden yatmıştım ve evdekiler henüz uyumuşlardı. Uykumun derinliğinde gelen bu mesaj beni uyandırmaya yetmişti.

1. İbrahim Tenekeci’den seçme şiirler: Sözü Yormadan

 

Uzakta, hırçın denizin ortasında bir yer… Kimileri için nefes kesici güzellikte, kimileri içinse ürkütücü ve kasvetli doğası, bize bir hayli yabancı dili, yarım milyondan az nüfusu… Soğuğu ve yanardağları ile ateş ve buzun ülkesi burası; İzlanda. Bulutlar güneşi perdeledikçe, kasvet arttıkça, suç edebiyatı da daha keyifli hale gelir.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de James Joyce’un İletişim Yayınları’ndan çıkan tek öykü kitabı Dublinliler’dir. Bu öykülerde Joyce “şehrin sesi”ni modern öyküye kazandırmıştır.

 

Kaybolan oylumlu bir roman, üç kişi etrafında gelişse de, tartıştığı çok konu var; günümüz kapitalizmi, pazarlama kültürü, evlilik kurumu, askerlik, Osmanlı mirası, aile, yazarlık, kişisel gelişimcilik… Bu romanın ve yazmaktan kaynaklı meselen neydi? Biraz buradan yola çıkalım sohbete…

 

Kulis

İbrahim Tenekeci: ''Amacımız İyiyi İstikrarlı Hale Getirmek''

ŞahaneBirKitap

Denizden, denizcilikten, deniz kahramanlarından söz eden tarihî romanımız sanıldığından daha az. Diğer dönemler bir tarafa, peş peşe büyük kahramanların çıktığı 16’ncı yüzyıl hakkında yazılanlar bile bir elin parmak sayısı kadar henüz. 1487’de doğduğu tahmin edilen ve Kanuni’den bir yıl önce, 1565’te vefat eden Turgut Reis de söz konusu yüzyıla damgasını vuran deniz kurtlarından.

Editörden

Edebiyatın en güzel tarafı, insanı içinde bulunduğu halden uzaklaştırabilme kudreti sanırım. Çünkü edebiyatın büyük ve özel malzemesi insandır. “Bir küllüğün bile öyküsünü yazabilirim” diyen Çehov bile şunu çok iyi biliyordu, aslında anlattığımız küllükten çok, insanın küllükle olan irtibatıdır. Her yazar, okuruyla bir irtibat kurar.