Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Atölyeye Giriş: Edebiyat



Şahane
Toplam oy: 9
Ocak sayımızdan itibaren Kavram Atölyesi ile her sayı bir kavrama, o kavram çerçevesinde yazılmış kitaplara değineceğiz. Kavram Atölyesi ilk yazısını edebiyat ve edebiyat kavramları üzerine genel bir açılışla yapıyor.

Edebiyat kelimesinin en büyük talihsizliği zaten biliniyor olması. İnsanların “zaten biliyorum” deyip sözlüklere müracaat etmediği talihsiz kavramlardan biri edebiyat. Hiç okumasak da, elimizden romanlar, öykü kitapları düşmese de edebiyat orada bir yerde aşikâr olarak durur zaten. Edebiyat kelimesinin ilk anlamı ile mecaz anlamı arasındaki tezat ise rahatsız edicidir. Boş laflara, palavralara, yalanlara edebiyat denir. Sözünün sahiciliğini savunan kişi bu durumu kuvvetli bir şekilde ifade edebilmek için “ben burada edebiyat yapmıyorum” demek zorunda hisseder. Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde yer alan “Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı” tanımı da zihin dünyamızın Fizan’ına sürgün edilmiş olur böylece.

 

Edebiyat kelimesinin “edeb” kelimesinden kaynaklandığı “edeb” kelimesinin ise başlangıçta “davet” anlamına gelmesine rağmen zamanla güzel ahlak, güzel huy gibi anlamlar kazandığı söylenir. Arapça kökenli edebiyat kelimesi batılılaşma maceramızda literatür kavramına karşılık gelmek üzere “tasarlanmıştır”. Latince harf anlamına littera kelimesinden türetilen bu kavram da yazılı metinler bütününü ifade eder. Edebiyattan çok daha geniş bir anlam çerçevesi vardır bu kavramın. Nitekim tıp literatürü, hukuk literatürü gibi uzayıp giden bir liste yapılabilir. Her halükârda edebiyat ile literatür arasındaki “makas açıklığı” edebiyat kelimesinin ilk anlamıyla mecaz anlamı arasındaki uçurumun ilk basamağı olabilir. Edeb kelimesinin taşıdığı anlam yükü ile harf kelimesinin taşıdığı anlam yükü uzun uzun tartışmaya değer bir meseledir. Edebiyat kavramının zannedildiği kadar kolayca çözümlenebilecek bir mesele olmadığına bu “makas açıklığına” işaret etmek bile yeterlidir bence. Genç bir kavram denebilir edebiyat için. Tanzimat’tan sonra kullanılmaya başlanmıştır. Nesrin güçlenmesiyle “edebiyat” kelimesi de yaygınlaşmaya başlamıştır. Nesir ve edebiyat modernleşme ile birlikte at başı gitmiş bir şairin deyimiyle “düzyazı” toplumu olmuşuzdur nitekim. Şiiri edebiyattan ayrı bir sanat olarak görmek bu bakımdan daha sağlıklı olacaktır. İki kelime daha üretilmiştir edebiyat kelimesine karşılık gelsin diye: yazın ve gökçeyazın (Rahmetli Nuri Pakdil’in Edebiyat dergisi için düşünülen isimlerden biri de gökçeyazın idi). Ancak üretildikleri kadar çabucak tozlu kavramlar odasına kaldırılmıştır. Şimdi edebiyat ve edebiyat kavramları üzerinden düşünmeye, yazmaya başlayabiliriz. Kavram atölyesi böylece siftah etmiş oldu.

 

 

EDEBİYAT KAVRAMININ İLK 11’İ
Edebiyat Atlası-Necip Tosun
Edebiyat Kuramları ve Eleştiri-Berna Moran
Edebiyat Kuramı-Terry Eagleton
Edebiyat Kavramı-Tzvetan Todorov
Edebiyat Sözlüğü-Emin Özdemir
Ansiklopedik Edebiyat Terimleri Sözlüğü-
Turan Karataş
Ruhun Malzemeleri-Rasim Özdenören
19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi-Ahmet Hamdi
Tanpınar
Edebiyata Dair-Yahya Kemal Beyatlı
Okuma Uğraşı-Akşit Göktürk
Sanat Edebiyat Tenkit-Peyami Safa

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

1977 doğumlu bir şair Eren Safi. Şimdilik yayınlanmış iki şiir kitabı var: Kamaşır ve Twitter Tepesindeki Okçular. Kamaşır toplamında yer alan Mürşidim Kocakarı ve Bir Kişi Bomba şiirleri öznel şiirler sayılabilir.

Nasreddin Hoca, Beylikler devri Anadolu’sunun en bilge karakterlerinden birisi. Ona izafe edilen fıkralar yediden yetmişe hemen herkesin neşe kaynağı, aynı zamanda tasavvufi felsefi manalar da içeren bu fıkralar hem güldüren hem de düşündürüp ders veren türden.

Kitapların dünyasına yaptığımız yolculukları düşünmeye başlayalım. Önce kitapların oluşma sürecini sanki ilk defa öğreniyormuşuz gibi hatırlamamız iyi olabilir. Zihnimizde beliren düşünceler olgunlaşınca onları harflerle kelimelere dönüştürürüz. Kelimeler sözcükler halinde ağzımızdan dökülür, uzun bir konuşma halini alır.

İran edebiyatında ve özellikle İran şiirinde, erkek egemenliğine karşı kadın rüzgârını ilk estiren şairin sinemaya giriş macerasının ilk perdesi, iki arkadaşı tarafından bir partide İran sinema dehasına önerilmesiyle başlar. Bu sabit fikirli, dik başlı ve dahi adam, hakkında pek de iyi şeyler konuşulmayan bir kadını işe alırken tereddüt eder ve bu tereddüdünden iş arkadaşına söz eder.

Fatih Balkış’ın adı okura yabancı gelmeyecektir. Fars, Yerçekimi ve Baht Dönüşü kitapları Can Yayınları tarafından basılan romancı, dört yıllık bir aradan sonra dördüncü romanını da çıkardı. Bugüne dek hep iyi işlerle karşımıza çıkan Kafka Kitap’ın, ilk Türkçe edebiyat örneklerinden biri olarak sunuldu Karaçam Ormanı’nda.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta