Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Ayrımcılığa Çocuk Gözüyle Bak(ama)mak



Gayet iyi
Toplam oy: 114
İrving’in Matilda Etkisi isimli çocuk romanı bilime ve icatlara bayılan küçük mucit Matilda’nın eğlenceli macerasını anlatıyor.

Kapağını gülümseyerek kapattığım “Matilda Etkisi” isimli çocuk romanından söz etmeden önce bir soruyla başlayalım: Bilim dünyasından kaç tane kadın bilim insanının ismini sayabilirsiniz? Belki hepimizin aklına en bilindik Marie Curie ismi gelir. İkincisini hatırlamakta zorlanırız. Çünkü kadınlar bilimde bugünkü düzeylerine büyük mücadelelerle ve aynı başarıyı göstermiş olan erkeklerden genellikle daha fazla zorluklarla baş ederek, dezavantajlı bir konumda geldiler.

 

İşte bir çocuk romanı gibi görünen ama ismiyle bile bu ayrımcılığa çocuksu bir baş kaldırışı ifade eden Matilda Etkisi isimli kitap bu konuyu ele alan muzip, komik, alaycı ve çılgın bir macera. Fakat…

 

MATİLDA ETKİSİ TAMAM DA...

 


Kitabın kahramanı olan küçük mucit kız çocuğunun adı her ne kadar Matilda olsa da Matilda Etkisi farklı bir anlam içeriyor. Zira “Matilda etkisi” terimi bilim kadınlarının yaptığı çalışmaların, erkek meslektaşları tarafından çalınmasına verilen bir isim. Sosyolog Robert K. Merton’un 1968’de öne sürdüğü ‘Matthew etkisi’, bilim dünyasında aynı işi yapsalar dahi, daha az tanınan bilim insanlarına göre ünlü bilim insanlarının daha fazla öne çıkarıldığını göstermek için kullanıldı. 1993 yılında ise bilim tarihçisi Margaret W. Rossiter, sistematik olarak bilim kadınlarının yaptıkları çalışmaların öne çıkarılmadığından hareketle bir makalesinde ‘Matilda Etkisi’ni ele aldı.

 

Kadın yazar Ellie İrving’in kaleme aldığı Matilda Etkisi isimli çocuk romanı bilime ve icatlara bayılan küçük mucit Matilda’nın eğlenceli macerasını anlatıyor. Tabii kitap boyunca “Matilda Etkisi”ni odağında tutarak. Zira bu küçük kız çocuğunun yaşadığı da gerçek bilim dünyasında yaşananlardan farklı değil. Bir mucit olmayı hayal eden küçük Matilda, okuldaki bilim yarışmasını adaletsizlik yüzünden kazanamayınca çok üzülüyor ve icat ettiği “Kullanışlı-Kullanışlı El”i kendisinin yaptığına kız olduğu için kimseyi inandıramıyor. Ve olaylar bundan sonra başlıyor işte.

 

SON DURAK NOBEL ÖDÜL TÖRENİ


Bir huzurevinde kalan büyükannesi Jocelyn Moore’un geçmişte bir astrofizikçi olduğunu ona bu haksızlığı anlattığında fark ediyor. Büyükannesinin bir zamanlar bir gezegen keşfettiğini, yanında çalıştığı bilim insanı Profesör Smocks’un çaldığını ama bunu kimseye anlatamadığını öğrenince neşeli ve sürükleyici bir macera çıkıyor ortaya. Zira Smocks’a iki gün sonra Stockholm’de verilecek Nobel Fizik Ödülü’ne yetişmeleri ve gerçeği açıklamaları gerekiyor. Bunu kim istiyor? Tabii ki kendisi de haksızlığa uğrayan küçük Matilda. Ve büyükannesini huzurevinden kaçırarak 1800 km uzaklıktaki Stockholm’e uzanan macerayı başlatıyor.

 

Kitap eğlenceli ve komik bir şekilde ilerlerken bilim dünyasında bir çığır açan kadın bilim insanlarını da inceden öğrenme fırsatı buluyorsunuz. Aynı zamanda bazı bilimsel teori ve deneyler de kurguya ustalıkla serpiştirildiği için okuyan çocukları bilime teşvik etmesi kaçınılmaz.

 


Ben Çocuk Olsam...

 

• Bu kitabın aşırı komik ve eğlenceli dilini severdim. Ama iyi bir kitap okuru olsaydım edebiyat tadının olmaması nedeniyle sıkıcı bulurdum.

 

• Bu kitabın içimdeki mucit kişiliğimi çıkarmasına sevinir, bir şeyler başarmak için motive olurdum.

 

• Bu kitabın sadece yazıdan ibaret olmasına ve çizimlerinin olmamasına hayıflanırdım.

 

• Bu kitabı okuduktan sonra bir şeyi başarmak için kadın ve erkek olmanın değil zeki ve özgün olmanın gerekli olduğunu kavrardım. Ama bir erkek olsam, kız unsurunun bu kadar göze sokulmasından rahatsız olurdum.

 

 

MATİLDA ETKİSİ
Ellie İrving
ÇEV: Çiğdem Köfüncü
MARTI ÇOCUK 2018

 


 

 

ZORLAMA BİR KURGU


Kitabın mizah akıcı olsa da bir çocuk kitabı için fazlasıyla sorunlu. Aynrıca çevirisinden mi kaynaklanıyor yoksa yazarın bir seçimi mi bilemiyorum ama Matilda’yı ve babaannesini arayan anne-babasının macerasının aktarıldığı metinlerin zaman dilinde sorunlar var. Şahit olmadığı olayların kitabın kahramanı Matilda’nın ağzından anlatılması kurguyu ve bütünlüğü bozuyor. Kitabın çocuklar için sorunlu bir diğer yönü ise feminist bir düşünce yapısıyla yazılmış olması. Bir çocuk okur için bu zorlama düşüncenin ne anlamı var ki? Yazar bu alttan alta feminizm düşüncesini işleyen kitabın içine yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için birkaç tane erkek bilim insanı sıkıştırma gayretine girmiş ama bu da durumu kurtarmaya yetmiyor. Çünkü anlattığı ayrımcılığın günümüz dünyasında bir karşılığı yok. Çünkü kadınlar artık her yerde varlar ve bir kısıtlama söz konusu değil. Böyle bir durumda çocuk okura bu kışkırtıcı düşüncenin tohumlarını atmaktan kazanç ne olabilir? Oysa bu zorlama olmasa kitap erkek çocukların da zevkle okuyacağı bir kitaba dönüşebilirdi. Bu zorlama dilin yol açtığı diğer tehlike ise edebiyattan uzaklaşması. Yazar bir şeyler empoze etme derdine o kadar odaklanmış ki edebiyatı ihmal etmiş. Yani şöyle güzel bir edebiyat cümlesi yok kitabın içinde.

 

Fakat sonuçta bilim dünyasına meraklı, icat etmeyi seven ve mizahtan hoşlananların beğenebileceği bir kitap Matilda Etkisi. Küçük mucidin başarısı ve rol model olması da çocukların bir diğer kazanımı olacak. Bunun ötesinde bir şey yok!

 

Bir Saçtan Bin Macera

 

Okul öncesi kitaplarda çocukların ilgisini çeken ve etkisi altına alan şeylerin başında mizah gelir. Komik olay örgüsünü çizimlerle desteklediğiniz zaman da çocuğunuzun defalarca okuyacağı ve seveceği bir kitaba sahip olursunuz. Bunun yanında evdeki küçüğün birçok baş edilemez sorununu iyi bir kitapla çözebilirsiniz.

 

İşte Babam Nasıl Kuaför Oldu? tam da böyle bir kitap. Hem evdeki ufaklığı kıkır kıkır güldürecek hem de resimlerindeki ince detaylar ve abartılarla ilgisini çekecek eser, saçlarını asla kestirmek istemeyen çocukları da yola getirecek.

 

Derya adıyla Türkçeleştirilen küçük kahramanımızın boyunun üç katı saçı var ve asla kestirmek istemiyor. Tıpkı evinizdeki çocuğunuz gibi. Peki ne yapmalı? Babasının dâhiyane fikri ile tanışmalısınız. Madem Derya kuaföre gitmiyor o halde kuaförü eve getirmeye ne dersiniz! Bir masalda her şey olur öyle değil mi? Kuaförü gözlemleyerek, bahçede ağaçları budayarak pratik yapan babası Derya’nın saçlarına olağanüstü şekiller vermeye başlıyor. Dondurma külahı topuzu, gökyüzündeki şato, üçüz arı kovanı, Satürn ve uyduları bu modellerden sadece birkaçı. Ama bu dikkat çeken muhteşem modellerin bazı sorunlara yol açtığını da kabullenmek lazım. Gökyüzündeki şato modeliyle saklambaç oynayamamak ya da üçüz arı kovanı modeliyle en sevdiği şekerci dükkânına girememek gibi sorunlar işte. Bütün bunların sonunda sorunları aşmasının yolunun saçlarını normal seviyeye getirmesinden geçtiğini anlıyor Derya. Ve bir masalın büyüsü ile baş edilemez bir sorun çözülüyor. Bu masalı çocuğunuzun çok seveceğine eminim. Tabii siz de evdeki sorunlara karşı bu tarz masallar üretmenin pratiğini kazanacaksınız kitabı okurken.

 

BABAM NASIL KUAFÖR OLDU
Francis Martin-Claire Powell
ÇEV: Melike Hendek
PEARSON ÇOCUK
KİTAPLARI 2018

 

Ben Çocuk Olsam...

 

• Bu kitabın sadece resimlerine bile baksam harika vakit geçirir ve kıkır kıkır gülerdim.

 

• Bu kitabı okuyunca bazı şeyleri abartmamak gerektiğini, makul olanın en doğru şey olduğunu anlardım.

 

• Bu kitap sayesinde sorunları eğlenceli yanından görme becerisi kazanırdım.

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kendimi bildim bileli kelimelerle uğraşıyorum. Kelimelerle uğraşmayı sevdiğimi ilkokulda keşfettim. Şen şakrak bir çocuktum ve yaptığım şakaların çoğu, kelime oyunları üzerine kuruluydu. Kimi zaman kelime oyunlarım o kadar dolaylı olurdu ki onları açıklamak zorunda kalırdım. Tabii esprinin esprisi kalmazdı o zaman da. Fakat benim için kelime sadece oyun demek değil elbette.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de Can Yayınları’ndan çıkan Jack London’un (1876-1916) Meksikalı’sıdır.

 

Aynı zamanda boksör de olan bir şairdi Arthur Cravan. Fakat itiraf etmek gerekirse ne büyük bir şairdi, ne de çok arzulamasına rağmen sıkı bir boksör olabildi.

 

Marguerite Yourcenar, 1951’de yayınlanan Hadrianus’un Anıları’nın girişinde “Zamanımızda, roman tüm öteki biçimleri yiyip yutuyor; anlatım aracı olarak insan sadece roman biçimini kullanmaya zorlanıyor.” demişti. Romanın zaferini ilan eden epey bir metne sahibiz. Ancak bir not düşmek zorundayız ki 20. yüzyılın ilk yarısında Netflix abonesi olmamıştı Yourcenar.

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.